Anıtkabir

Türk KurtuluÅŸ Savaşı’nın ve inkılaplarının önderi ve Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucusu,ilk cumhurbaÅŸkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, Ankara Anıttepe’de (eski adıyla Rasattepe) bulunan anıt mezarıdır. Ayrıca dördüncü cumhurbaÅŸkanı Cemal Gürsel de 1966 yılında devrim ÅŸehitleri bölümüne defnedilmiÅŸtir (6 Kasım 1981 tarihli Devlet Mezarlığı Kanunu 1.madde 2.fıkra gereÄŸince, 27 AÄŸustos 1988′de çıkartıldı). 1973′den beri İsmet İnönü‘nün kabri de Anıtkabir’dedir.

Yapımının Tarihçesi

Rasattepe (Anıttepe)

Anıtkabir yapılmadan önce rasat (gözlem) istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe’nin ismi Rasattepe idi. 906 rakımlı bu tepede, MÖ. 12. yüzyılda Anadolu’da devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler (mezar yapıları) bulunmaktaydı. Anıtkabir’in Rasattepe’de yapılmasına karar verildikten sonra bu tümülüslerin kaldırılması için arkeolojik kazılar yapıldı. Bu tümülüslerden çıkarılan eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir

Proje ve İnşaat

Anıtkabir’in yerinin seçilmesi için görevlendirilen komisyon 1 Mart 1941 tarihinde uluslararası bir yarışma açtı. Yarışmaya, Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 47 proje katıldı. Bu projelerden 3 tanesi komisyon tarafından ödüle layık görüldü. Milli konuyu daha baÅŸarılı ifade etmesi ve projenin araziye uygunluÄŸu nedeniyle, Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Ahmet Orhan Arda’nın projesinin uygulanmasına karar verildi.

Anıtkabir projesinin belirlenmesinden sonra, ilk aÅŸamada kamulaÅŸtırılma çalışmaları yapıldı ve 9 Ekim 1944 tarihinde yapıma baÅŸlandı. Anıtkabir’in inÅŸası 9 yıllık bir sürede 4 aÅŸamalı olarak 1953 yılında tamamlandı.

Birinci Kısım İnşaat: 1944-1945

Toprak seviyesi ve aslanlı yolun istinat duvarının yapılmasını kapsayan birinci kısım inşaata 9 Ekim 1944 tarihinde başlanmış ve inşaat 1945 yılında tamamlanmıştır.

İkinci Kısım İnşaat: 1945-1950

Mozole ve tören meydanını çevreleyen yardımcı binaların yapılmasını kapsayan ikinci kısım inÅŸaat 29 Eylül 1945 tarihinde baÅŸlamış, 8 AÄŸustos 1950 tarihinde tamamlanmıştır. Bu aÅŸamada inÅŸaatın kâgir ve betonarme yapı sistemine göre, temel basıncının azaltılması göz önünde tutularak, anıt kütlesinin ‘temel projesinin’ hazırlanması kararlaÅŸtırılmıştır. 1947 yılı sonuna kadar mozolenin temel kazısı ve izolasyonu tamamlanmış ve her türlü çöküntüleri engelleyecek olan 11 metre yüksekliÄŸinde betonarme temel sisteminin demir montajı bitirilme aÅŸamasına gelmiÅŸtir.

Giriş kuleleri ile yol düzeninin önemli bir kısmı, fidanlık tesisi, ağaçlandırma çalışmaları ve arazinin sulama sisteminin büyük bir bölümü tamamlanmıştır.

Üçüncü Kısım İnşaat: 1950

Anıtkabir üçüncü kısım inşaatı, anıta çıkan yollar, aslanlı yol, tören meydanı ve mozole üst döşemesinin taş kaplaması, merdiven basamaklarının yapılması, lâhit taşının yerine konması ve tesisat işlerinden oluşmuştur.

Dördüncü Kısım İnÅŸaat: 1950-1953 Anıtkabir’in 4. kısım inÅŸaatı ise ÅŸeref holü döşemesi, tonozlar alt döşemeleri ve ÅŸeref holü çevresi taÅŸ profilleri ile saçak süslemelerinin yapılmasını kapsıyordu. Dördüncü kısım inÅŸaat 20 Kasım 1950 tarihinde baÅŸlamış ve 1 Eylül 1953 tarihinde bitirilmiÅŸtir.

10 Kasım1953 tarihinde, Atatürk’ün naaşı 1938 yılından beri, 15 yıl süre ile muhafaza edildiÄŸi geçici kabri olan Ankara Etnografya Müzesi’nden alınarak büyük bir tören ile Anıtkabir’e defnedildi.

Mimari Özellikleri

Anıtkabir Projesi’nde mozolenin kolonat üstünde yükselen tonoz bir bölüm bulunmaktaydı. 4 Aralık 1951 tarihinde hükümet, projenin mimarlarına Åžeref Holü’nün 28 metrelik yüksekliÄŸinin azaltılması ile yapının daha çabuk bitirilmesinin mümkün olup olmadığını sordu. Mimarlar yaptıkları çalışmalar sonucu Åžeref Holü’nü taÅŸ bir tonoz yerine, betonarme bir tavan ile örtmenin mümkün olduÄŸunu bildirdiler. Böylece tonoz yapının zemine vereceÄŸi ağırlık ve bunun doÄŸuracağı teknik sıkıntılar da ortadan kalkıyordu.

Anıtkabir’in yapımında, beton üzerine dış kaplama malzemesi olarak kolay iÅŸlenebilen gözenekli, çeÅŸitli renklerde traverten, mozole içi kaplamalarında ise mermer kullanılmıştır.

Heykel grupları, aslan heykelleri ve mozole kolonlarında kullanılan beyaz travertenler Kayseri Pınarbaşı ilçesi’nden, kulenin iç duvarlarında kullanılan beyaz travertenler ise Polatlı ve Malıköy‘den getirilmiÅŸtir. Kayseri BoÄŸazköprü mevkiinden getirilen siyah ve kırmızı travertenler tören meydanı ve kulelerin zemin döşemelerinde, Çankırı Eskipazar‘dan getirilen sarı travertenler zafer kabartmaları, ÅŸeref holü dış, duvarları ve tören meydanını çevreleyen kolonların yapımında kullanılmıştır.

Åžeref holünün zemininde kullanılan krem, kırmızı ve siyah mermerler Çanakkale, Hatay ve Adana‘dan, ÅŸeref holü iç yan duvarlarında kullanılan kaplan postu Afyon‘dan, yeÅŸil renk mermer Bilecik‘ten getirilmiÅŸtir. 40 ton ağırlığındaki yekpare lâhit taşı Osmaniye‘den, lahitin yan duvarlarını kaplayan beyaz mermer ise Afyon’dan getirilmiÅŸtir.

Anıtkabir’in genel mimarisi Türk mimarlığında 1940-1950 yılları arasındaki “II. Ulusal Mimarlık Dönemi” olarak adlandırılan dönemin özelliklerini yansıtır. Bu dönemde daha çok anıtsal yönü ağır basan, simetriye önem veren, kesme taÅŸ malzemenin kullanıldığı binalar yapılmıştır, Anıtkabir de bu özelliklere uymaktadır. İlk projede mozole iki katlı olara tasarlanmış, ancak ekonomik nedenlerle ikinci katın yapımından vazgeçilmiÅŸtir.

Bu dönem özellikleri ile birlikte Anıtkabir’de Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerine ve süsleme öğelerine sıkça rastlanır, örneÄŸin dış cephelerde, duvarların çatı ile birleÅŸtiÄŸi yerde kuleleri dört yandan saran Selçuklu taÅŸ işçiliÄŸinde testere diÅŸi olarak adlandırılan bordür bulunmaktadır. Ayrıca Anıtkabir’in bazı yerlerinde (Mehmetçik Kulesi, Müze Müdürlüğü) kullanılan çarkıfelek ve rozet denilen taÅŸ süslemeler Selçuklu ve Osmanlı sanatında da göze çarpmaktadır.

Bütün bu özellikleriyle yapıldığı dönemin en iyi mimari örneklerinden biri olan Anıtkabir yaklaşık 750.000 m² lik bir alanı kaplamakta olup, Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır.

Mimari Özellikleri

Anıtkabir; Atatürk’ün Yurtta Sulh, Cihanda Sulh özdeyiÅŸinden ilham alınarak, çeÅŸitli yabancı ülkelerden ve Türkiye’nin bazı bölgelerinden getirilen fidanlarla oluÅŸturulan yeÅŸil alan içinde yükselmektedir. Bu nedenle de adına Barış Parkı denilmiÅŸtir. Afganistan, Amerika BirleÅŸik Devletleri, Almanya, Avusturya, Belçika, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hindistan, Irak, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Kanada, Kıbrıs, Mısır, Norveç, Portekiz, Yugoslavya ve Yunanistan olmak üzere 24 ülkeden çeÅŸitli aÄŸaç ve fidanlar getirilmiÅŸtir. Bugün Barış Parkı’nda 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs aÄŸacı, aÄŸaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır.

Anıt Bloku

Toplam 120.000 m² lik bir alanı kaplayan Anıtkabir Anıt Bloku üç bölümden oluşmaktadır:

  1. Aslanlı Yol
  2. Tören Meydanı
  3. Mozole

Anıtkabir’e TandoÄŸan kapısından girildiÄŸinde Barış Parkı içerisinde uzanan yoldan Aslanlı Yol başındaki 26 basamaklı geniÅŸ merdivenlere ulaşılır. Merdivenin hemen başında karşılıklı olarak “İstiklâl” ve “Hürriyet” kuleleri yer alır.

Anıtkabir yapı topluluÄŸu içinde, simetri gözetilerek yerleÅŸtirilmiÅŸ olan on adet kule vardır. Bu kulelere Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin oluÅŸumunda büyük tesirleri olan yüce kavramları temsil eden isimler verilmiÅŸtir. Kuleler, plan ve yapı bakımından birbirinin benzeridir. Kareye yakın 12 x14 x7,20 m. boyutlarında dikdörtgen plan üzerine kurulmuÅŸ olan kulelerin üzeri piramit biçiminde çatılarla örtülüdür. Çatıların tepelerinde, eski Türk çadırlarında görülen tunç mızrak ucu vardır. Eski Türk kilim desenlerinden alınmış geometrik süslemeler, fresk tekniÄŸinde uygulanmıştır.

Ayrıca kulelerin iç duvarlarında, o kulenin ismiyle ilgili bir kompozisyon ve Atatürk‘ün özlü sözleri bulunmaktadır.

İstiklâl Kule

Aslanlı Yol’un saÄŸ başındaki İstiklâl Kulesi’nin iç duvarlarında bulunan kabartmada, ayakta duran ve iki eliyle kılıç tutan bir gencin yanında bir kaya üzerine konmuÅŸ kartal figürü görülmektedir. Kartal, mitolojide ve Selçuklu sanatında gücün, istiklâl ve bağımsızlığın sembolü olarak tasvir edilmiÅŸtir. Kılıç tutan genç ise istiklâli savunan Türk milletini temsil etmektedir. Kabartma Zühtü MüridoÄŸlu’nun eseridir.

Ayrıca kule duvarlarında yazı bordürü olarak Atatürk’ün istiklâlle ilgili ÅŸu sözleri yer almaktadır:

  • Ulusumuz en korkunç yok oluÅŸla son buluyor gibi görünmüşken, tutsak edilmesine karşı evladını ayaklanmaya davet eden atalarının sesi, kalplerimiz içinde yükseldi ve bizi son KurtuluÅŸ Savaşı’na çağırdı. (1921)
  • Hayat demek savaÅŸma, çarpışma demektir. Hayatta baÅŸarı kesinlikle savaÅŸta baÅŸarı kazanmakla mümkündür. (1927)
  • Biz hayat ve bağımsızlık isteyen ulusuz ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı hiçe sayarız. (1921)
  • İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk ulusu, Türkiye’nin gelecekteki çocukları, bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar. (1927)
  • Bu ulus bağımsızlıktan yoksun olarak yaÅŸamamıştır, yaşıyamaz ve yaÅŸamıyacaktır, ya istiklal ya ölüm. (1919)

Kulenin içinde ise Anıtkabir maketi ile Anıtkabir’i tanıtıcı ışıklı panolar bulunmaktadır.

Kulenin önünde, ulusal kıyafetler giymiÅŸ üç kadından oluÅŸan ‘Kadın Heykel Grubu’ bulunmaktadır. Bu kadınlardan kenarlardaki ikisi yere kadar uzanan kalın bir çelenk tutmaktadır. BaÅŸak demetlerinin meydana getirdiÄŸi çelenk Türkiye’nin bereketini temsil etmektedir. Soldaki kadın, ileri uzattığı elindeki kapla Atatürk’e Tanrı’dan rahmet dilemekte, ortadaki kadın eliyle yüzünü kapamış aÄŸlamaktadır. Bu üçlü grup, Türk kadınının Atatürk’ün ölümünün derin acısı içinde bile gururlu, ağır baÅŸlı ve azimli oluÅŸunu dile getirmektedir. Heykel grubu Hüseyin Özkan’ın eseridir.

Hürriyet Kulesi

Aslanlı Yol’un sol başında bulunan Hürriyet Kulesi içindeki kabartmada; elinde kağıt tutan melek figürü ile meleÄŸin yanında ÅŸaha kalkmış bir at tasvir edilmiÅŸtir. Melek figürü bağımsızlığın kutsallığını, elindeki kağıt “Hürriyet Beyannamesi”ni sembolize etmektedir. At figürü ise hürriyet ve bağımsızlık sembolüdür. Kabartma Zühtü MüridoÄŸlu’nun eseridir.

Kule duvarlarında Atatürk’ün hürriyet ile ilgili ÅŸu sözleri yazılıdır.

  • Esas, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaÅŸamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla saÄŸlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uÅŸak olmak durumundan yüksek bir iÅŸleme hak kazanamaz. (1927)
  • Bence, bir ulusta ÅŸerefin, onurun, namusun ve insanlığın sürekli olarak bulunabilmesi kesinlikle o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olabilmesiyle mümkündür.
  • Özgürlüğün de, eÅŸitliÄŸin de, adaletin de dayandığı ulusal egemenliktir.
  • Bütün tarihsel yaÅŸantımızda özgürlük ve bağımsızlığa sembol olmuÅŸ bir ulusuz.

Kule içinde Anıtkabir’in inÅŸaat çalışmalarını gösteren fotoÄŸraf sergisi ve inÅŸaatta kullanılan taÅŸ örnekleri bulunmaktadır.

Kulenin önünde üç erkekten oluÅŸan ‘Erkek Heykel Grubu’ bulunmaktadır. SaÄŸdaki erkek başında miÄŸferi ve kalın kaputu ile Türk askerin, onun yanındaki elinde kitabı ile Türk gençliÄŸini ve aydın insanını, biraz gerisindeki ise yerel kıyafeti ile Türk köylüsünü temsil etmektedir. Heykellerin yüzünde derin acı ile Türk Milleti’nin kendine özgü ağırbaÅŸlılığı ve yüksek irade gücü dile getirilmiÅŸtir. Heykel grubu Hüseyin Özkan’ın eseridir.

Aslanlı Yol

Ziyaretçileri Atatürk‘ün huzuruna hazırlamak için yapılmış olan 262 metre uzunluÄŸundaki yolun iki yanında oturmuÅŸ pozisyonda toplam 24 tane aslan heykeli bulunmaktadır. Atatürk’ün Türk ve Anadolu tarihine verdiÄŸi önem nedeniyle, Anadolu’da uygarlık kuran Hititler’in sanat üslubu ile yapılan aslan heykelleri kuvvet ve sükûneti temsil etmektedir. Yol traverten taÅŸları ile döşelidir. Yolun sonunda Türk bayrağı ve Çankaya görünmektedir. Heykeller Hüseyin Özkan’ın eseridir.

Mehmetçik Kulesi

Aslanlı yolun bitiminde saÄŸda ‘Mehmetçik Kulesi’ yer almaktadır. Kulenin dış yüzeyinde yer alan kabartmada; cepheye gitmekte olan Mehmetçik’in evinden ayrılışı ifade edilmektedir. Bu komposizyonda, elini asker oÄŸlunun omuzuna atmış onu vatan için savaÅŸa gönderen hüzünlü, fakat gururlu anne tasvir edilmiÅŸtir. Kabartma Zühtü MüridoÄŸlu’nun eseridir.

Kulenin duvarlarında Atatürk’ün Mehmetçik ve Türk kadınları hakkında söylediÄŸi özlü sözler yer almaktadır:

  • Kahraman Türk eri Anadolu savaÅŸlarının anlamını kavramış, yeni bir ülke ile savaÅŸmıştır. (1921)
  • Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ulusunda Anadolu köylü kadının üstünde kadın çalışmasından söz etmek imkânı yoktur. (1923)
  • Bu ulusun çocuklarının özverileri, kahramanlıkları için ölçü birimi bulunamaz.

Kulenin içinde, 60 kiÅŸi kapasiteli ‘Sinevizyon Salonu’ bulunmaktadır. Burada Atatürk ve Anıtkabir ile ilgili belgesel filmler gösterilmektedir.

Müdafaa-i Hukuk Kulesi

Aslanlı yolun bitiminde solda yer alan bu kule duvarının dış yüzeyinde yer alan kabartmada, KurtuluÅŸ Savaşı‘nda ulusal birliÄŸin temeli olan Müdafaa-i Hukuk dile getirilmektedir. Kabartmada, bir elinde kılıç tutarken diÄŸer elini ileri uzatmış sınırlarımızı geçen düşmana “Dur!” diyen bir erkek figür tasvir edilmiÅŸtir. İleri uzatılan elin altında bulunan ulu aÄŸaç Türkiye’yi, onu koruyan erkek figürü ise kurtuluÅŸ amacıyla birleÅŸmiÅŸ olan milleti temsil etmektedir. Kabartma Nusret Suman‘ın eseridir.

Kulenin duvarlarında Atatürk’ün Müdafaa-i Hukuk konusunda söylediÄŸi sözler yer almaktadır:

  • Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır. (1919)
  • Ulus bundan sonra hayatına, bağımsızlığına ve bütün varlığına ÅŸahsen kendisi sahip çıkacaktır. (1923)
  • Tarih; bir ulusun kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez. (1919)
  • Türk ulusunun kalbinden, vicdanından doÄŸan ve onu esinlendiren en esaslı, en belirgin istek ve iman belli olmuÅŸtu: KurtuluÅŸ. (1927)

Kulenin içinde Anıtkabir ve Atatürk ile ilgili çeşitli kitaplar ve hediyelik eşyalar ziyaretçilere sunulmaktadır.

Tören Meydanı

Aslanlı Yol’un sonunda yer alan Tören Meydanı 129 x84,25 m. boyutlarındadır. 15.000 kiÅŸi kapasiteli bu alanın zemini; siyah, kırmızı, sarı ve beyaz renkte traverten taÅŸlardan oluÅŸan 373 adet halı ve kilim deseniyle bezenmiÅŸtir.

Bayrak DireÄŸi

Anıtkabir’in Çankaya yönündeki 28 basamaklı tören meydanına giriÅŸ merdivenlerinin ortasında, tek parçalı yüksek bir direk üzerinde Türk bayrağı dalgalanır. Amerika’da özel olarak yaptırılan 33.53 m yüksekliÄŸindeki bu direk, Avrupa’daki tek parça çelik bayrak direklerinin en yükseÄŸidir. DireÄŸin 4 metresi kaidenin altında kalmaktadır. Amerika’da yaÅŸayan Türk asıllı Amerika BirleÅŸik Devletleri vatandaşı Nazmi Cemal tarafından, kendi bayrak direÄŸi fabrikasında imal edilerek 1946 yılında Anıtkabir’e hediye edilmiÅŸtir. Bayrak direÄŸinin kaidesinde yer alan kabartmada; meÅŸale Türk medeniyetini, kılıç taarruz gücünü, miÄŸfer savunma gücünü, meÅŸe dalı zaferi, zeytin dalı ise barışı simgelemektedir. Türk bayrağı, ulusun yurdunu savunma, zafer kazanma, barışı koruma ve uygarlık kurma gibi yüce deÄŸerleri üzerinde dalgalanmaktadır. Kabartma Kenan Yontuç‘un eseridir.

Anıtkabir Kitaplığı

Atatürk ve KurtuluÅŸ Savaşı Müzesi Komutanlığı Karargâhı içinde Anıtkabir Kitaplığı bulunmaktadır. Atatürk, Millî Mücadele ve İnkılâplar konulu Türkçe ve yabancı dillerde kitapların bulunduÄŸu bir ‘ihtisas kitaplığı’ olarak, araÅŸtırmacı ve okuyucuya hafta içi 09.00-12.30 / 13.30-17.00 saatleri arasında hizmet vermektedir.

Zafer Kulesi

Kulenin duvarlarında Atatürk’ün en önemli üç zaferinin tarihi ve zaferle ilgili özlü sözleri yazılıdır.

Kule içinde Atatürk’ün naaşını 19 Kasım 1938 tarihinde İstanbul Dolmabahçe Sarayı’ndan alarak Sarayburnu’nda donanmaya teslim eden top arabası sergilenmektedir.

İsmet İnönü’nün lahdi

Barış ve Zafer Kuleleri arasında yanları açık sütunların oluÅŸturduÄŸu galerinin ortasında 25 Aralık 1973 yılında vefat eden Atatürk’ün en yakın silah arkadaşı, KurtuluÅŸ Savaşı‘nın Batı Cephesi komutanı ve II. CumhurbaÅŸkanı İsmet İnönü‘nün sembolik lahdi bulunmaktadır.Mezar odası alt kattadır.

İsmet İnönü, Anıtkabir’e 28 Aralık 1973′te Bakanlar Kurulu kararı ile defnedilmiÅŸtir.

Barış Kulesi

Kulenin iç duvarında Atatürk’ün Yurtta Barış, Dünyada Barış ilkesini dile getiren bir kabartma kompozisyonu yer almaktadır. Bu kabartmada çiftçilik yapan köylüler ve yanlarında kılıcını uzatarak onları koruyan bir asker figür tasvir edilmiÅŸtir. Bu asker barışın saÄŸlam ve güvenli kaynağı olan Türk ordusunu sembolize etmektedir. Yani vatandaÅŸlar Türk ordusunun saÄŸladığı huzur ortamı içinde günlük hayatlarını devam ettirmektedirler. Kabartma, Nusret Suman‘ın eseridir.

Kule duvarlarında Atatürk’ün barış ile ilgili ÅŸu sözleri yer almaktadır.

  • Dünya vatandaÅŸları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaÅŸacak ÅŸekilde terbiye edilmelidir. (1935)
  • Yurtta Barış, Cihanda Barış.
  • Ulusun hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça savaÅŸ bir cinayettir. (1923)

Kulenin içinde ise Atatürk’ün 1935-1938 yılları arasında kullandığı Lincoln marka tören ve makam otomobilleri sergilenmektedir.

23 Nisan Kulesi

Kulenin iç duvarında 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını temsil eden bir kabartma yer almaktadır. Bu kabartmada, ayakta duran kadının tuttuÄŸu kağıdın üzerinde 23 Nisan 1920 yazılıdır. Kadının diÄŸer elinde Millet Meclisimizin açılışını simgeleyen bir anahtar bulunmaktadır. Kabartma, Hakkı Atamulu‘nun eseridir.

Kule duvarlarında meclisin açılışıyla ilgili Atatürk’ün özlü sözleri yer almaktadır:

  • Bir tek karar vardı: O da ulusal egemenliÄŸe dayalı, hiçbir koÅŸula baÄŸlı olmayan bağımsız, yeni bir Türk Devleti kurmak. (1919)
  • Türkiye Devletinin tek ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.
  • Bizim bakış açılarımız kuvvetin, gücün, egemenliÄŸin, yönetimin doÄŸrudan doÄŸruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır.

Kule içinde Atatürk’ün 1936-1938 yılları arasında kullandığı Cadillac marka özel otomobili sergilenmektedir.

Misak-ı Millî Kulesi

Müzenin giriÅŸindeki bu kulenin içinde bulunan kabartma, ulusun tek vücut olarak kenetleniÅŸini sembolize etmektedir. Kabartma, bir kılıç kabzası üzerinde üst üste konmuÅŸ dört elden ibarettir. Bu komposizyon Türk vatanının kurtarılması için içilen millet andını ifade etmektedir. Kabartma Nusret Suman’ın eseridir.

Kulenin duvarlarında Atatürk’ün Misak-ı Milli ile ilgili ÅŸu sözleri yazılıdır:

  • KurtuluÅŸumuzun genel kuralı olan ulusal andı tarih safhasına yazan ulusun demir elidir. (1923)
  • Ulusal sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız yaÅŸamak istiyoruz. (1921)
  • Ulusal benliÄŸi bulamayan uluslar baÅŸka ulusların avıdır. (1923)

Kulenin içinde Anıtkabir’de icra edilen törenlerde Anıtkabir Özel Defteri’nin imzalandığı kürsü yer almaktadır. Aynı zamanda müzenin giriÅŸi olan bu kulede bulunan aktüalite panolarında Anıtkabir’de yapılan önemli törenlere ait fotoÄŸraflar da sergilenmektedir.

İnkılâp Kulesi

Müzenin devamı olan bu kulede Atatürk’ün giydiÄŸi elbiseler sergilenmektedir. Kulenin iç duvarında yer alan kabartmada zayıf, güçsüz bir elin tuttuÄŸu sönmek üzere olan bir meÅŸale, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluÄŸu‘nu simgelemektedir. Güçlü bir elin göklere doÄŸru kaldırdığı ışıklar saçan diÄŸer bir meÅŸale ise, yeni Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk’ün Türk ulusunu çaÄŸdaÅŸ uygarlık düzeyine ulaÅŸtırmak için yaptığı inkılâpları simgelemektedir. Kabartma Nusret Suman‘ın eseridir.

Kule duvarlarında Atatürk’ün inkılâplarla ilgili ÅŸu sözleri yazılıdır:

  • Bir toplum aynı amaca bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine, uygarlaÅŸmasına teknik imkân ve bilimsel ihtimal yoktur.
  • Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden deÄŸil, doÄŸrudan doÄŸruya hayattan almış bulunuyoruz.

Atatürk’ün kıyafetleri ve kendisine verilen hediyeler de bölümde yer almaktadır.

Cumhuriyet Kulesi

Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Yılmaz BüyükerÅŸen’in yaptığı Atatürk’ün gerçek boyutlarında balmumu heykeli ve orijinal çalışma masası bulunmaktadır.

Bu kulenin duvarlarında Atatürk’ün Cumhuriyet ile ilgili ÅŸu özlü sözü bulunmaktadır.

  • En büyük gücümüz, en güvenilir dayanağımız, ulusal egemenliÄŸimizi kavramış ve onu eylemli olarak halkın eline vermiÅŸ ve halkın elinde tutabileceÄŸimizi gerçekten kanıtlamış olduÄŸumuzdur.

Kulenin içinde, Atatürk’ün öğrenim gördüğü Manastır Askeri İdadisi, Sivas ve Erzurum kongrelerinin binaları, ilk TBMM binasının maketi ve o dönemlere ait fotoÄŸraflar sergilenmektedir.

Mozole

Anıtkabir’in en önemli bölümü olan mozoleye çıkan 42 basamaklı merdivenlerin ortasında “Hitabet Kürsüsü” yer almaktadır. Mermer kürsünün tören meydanı cephesi dairesel geometrik motiflerle süslü olup, ortasında Atatürk’ün “Hakimiyet kayıtsız ÅŸartsız milletindir” sözü yazılıdır. Kürsü Kenan Yontuç‘un eseridir.

Mozole 72x52x17 metre boyutlarında uzunca dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuÅŸ olup, ön ve arka sekiz, yan cepheler ise 14.40 m yüksekliÄŸinde on dört kolonatla çevrelenmiÅŸtir. Mozole cephesinde, solda Atatürk’ün Türk gençliÄŸine hitabesi, saÄŸda ise Cumhuriyet’in kuruluÅŸunun 10. yıldönümünde söylediÄŸi Onuncu Yıl Nutku yer almaktadır. Harfler taÅŸ kabartma üzerine altın yaldızla yazılmıştır.

Şeref Holü

Åžeref Holü’ne bronz kapılardan girilir. GiriÅŸte saÄŸda Atatürk’ün 29 Ekim 1938 tarihli Türk ordusuna son mesajı, solda ise II. CumhurbaÅŸkanı İsmet İnönü’nün Atatürk’ün ölümü üzerine yayınladığı 21 Kasım 1938 tarihli Türk milletine söylediÄŸi taziye mesajı yer almaktadır. Bu iki yazıt Atatürk’ün doÄŸumunun 100. yılı olan 1981′de yazılmıştır.

GiriÅŸin tam karşısında büyük pencerenin yer aldığı niÅŸin içinde, Atatürk’ün sembolik lahdi bulunmaktadır. Osmaniye ilinden getirilen lahit taşı tek parça kırmızı mermer olup 40 ton ağırlığındadır. Lahit taşının yer aldığı bölüm ise beyaz Afyon mermeri ile kaplıdır. Åžeref holünün zemini Adana ve Hatay’dan, yan duvarları ise Afyon ve Bilecik‘ten getirilen kırmızı, siyah, yeÅŸil ve kaplan postu mermerlerle kaplanmıştır.

Şeref holünün 27 kirişten oluşan tavanı ile yan galeri tavanları mozaik ile süslenmiştir. Şeref holünün yüksekliği 17 m olup, yan duvarlarında altışardan 12 adet bronz meşale bulunmaktadır. Mozole yapısının üstü, düz kurşun çatı ile örtülüdür.

Mezar Odası

Atatürk‘ün naaşı, mozolenin zemin katında doÄŸrudan doÄŸruya topraÄŸa kazılmış bir mezarda bulunmaktadır. Mozolenin birinci katı olan ÅŸeref holündeki sembolik lahit taşının tam altında bulunan mezar odası Selçuklu ve Osmanlı mimari stilinde sekizgen planlı olup, piramidal külahlı, tavanı geometrik motifli mozaiklerle süslenmiÅŸtir. Zemin ve duvarlar siyah, beyaz, kırmızı mermerlerle kaplanmıştır. Mezar odasının ortasında kıble yönünde kırmızı mermer sanduka yer almaktadır. Mermer sandukanın çevresinde Türkiye’deki Bütün İllerden, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ve Azerbaycan’dan gönderilen toprakların konulduÄŸu pirinç vazolar bulunmaktadır.

Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi

Ana madde: Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi

Anıtkabir Proje Yarışması ÅŸartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılâp kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiÅŸtir. Bu amaçla 21 Haziran 1960′ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Burada Atatürk’ün kullandığı eÅŸyalar ve kendisine hediye edilen armaÄŸanlar ve giysileri teÅŸhir edilmektedir.

Müzede ayrıca Atatürk’ün madalya ve niÅŸanları ile manevi evlatlarından A. Afet İnan, Rukiye Erkin, Sabiha Gökçen’in müzeye armaÄŸan ettikleri Atatürk’e ait eÅŸyalar sergilenmektedir.

Genelkurmay BaÅŸkanlığı tarafından yenilenen ve yeni bölümler eklenen müze Atatürk ve KurtuluÅŸ Savaşı Müzesi adını almış ve 26 AÄŸustos 2002 tarihinde (Büyük Taaruz‘un 80. yıldönümünde) ziyarete açılmıştır. Yeni düzenleme ile Atatürk mozolesinin altındaki 3000 metrekarelik alan müzeye dahil edilmiÅŸtir. CumhurbaÅŸkanlarının gömülmesi için ayrılan ancak kullanılmayan tonozlu bölüm, Atatürk devrimlerinin anlatıldığı sergi alanlarına dönüştürülmüştür. Yeni bölümler eklenmesi ile müze, Atatürk‘e ait eÅŸyaların sergilendiÄŸi bir mekan deÄŸil, Çanakkale Savaşı ile KurtuluÅŸ Savaşı‘nın canlandırıldığı bir müze haline gelmiÅŸtir.

Sakarya Meydan Muharebesi Konulu Kabartma

Kompozisyonun sağında bir genç, iki at, bir kadın ve bir erkek bulunmaktadır.Bunlar, savaşın ilk döneminde düşman saldırıları karşısında evlerini bırakıp yurt savunması için yollara düşmüştür. SaÄŸdaki delikanlı arkaya dönmüş, sol elini kaldırıp yumruÄŸunu sıkarak düşmanlara; “Bir gün döneceÄŸiz ve sizden öcümüzü alacağız” demektedir.

Bu üçlü grubun önünde çamura batmış bir araba, çabalayan atlar, tekerleÄŸi döndürmeye çalışan bir erkek ve iki kadın ile ayakta bir yiÄŸit ve ona bir kılıç sunan diz çökmüş bir kadın vardır. Bu grup figürleri, Sakarya Muharebesi baÅŸlamadan önceki dönemi temsil etmektedir. Bu grubun solunda, yere oturmuÅŸ iki kadın ve bir çocuk, düşman istilası altında, Türk ordusunu bekleyen halkı simgelemektedir. Bu halkın üzerinden uçarak BaÅŸkomutan Mustafa Kemal’e çelenk sunan bir zafer meleÄŸi vardır.

Kompozisyonun sonunda yere oturan kadın “Vatan Ana”yı, diz çöken genç Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazanan Türk ordusunu, meÅŸe aÄŸacı ise zaferi simgelemektedir. Kabartma İlhan Koman

BaÅŸkomutan Meydan Muharebesi Konulu Kabartma

Kompozisyonun solunda yer alan ve bir köylü kadın, bir erkek çocuk ve bir attan oluÅŸan grup milletçe savaÅŸa hazırlık dönemini temsil etmektedir. Sonraki bölümde; Atatürk bir elini ileri uzatmış ve “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” diyerek Türk Ordusu’na hedefi göstermektedir. Öndeki melek, Ata’nın emrini, borusu ile uzak ufuklara iletmektedir. Bundan sonraki bölümüde, Atatürk’ün emrini yerine getiren Türk ordusunun fedakarlıklarını ve kahramanlıklarını temsil eden kabartmada, vurulup düşen bir erin elindeki bayrağı kavrayan bir yiÄŸit ile siperde ellerinde kalkan ve kılıçlı bir asker Türk ordusunun taarruzunu sembolize etmektedir. Önde ise elinde Türk bayrağı ile Türk ordusunu çağıran zafer meleÄŸi bulunmaktadır. Kabartma Zühtü MüridoÄŸlu’nun eseridir.

Yazar Hakkında

admin Sitede 943 konusu bulunmakta.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.

Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2012 Neden-Nasıl-Nedir. All rights reserved.
Tüm yazı ve görseller çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. www.nedennasilnedir.com bu bilgilerin kesin doğruluğunu kabul etmez...