Gölge kovalamacası Oyunu Nasıl Oynanır.?

Gölge kovalamacası

Gölge Kovalamacası’nı oynayabilmek için güneşli bir hava gerekir. Bu oyun, ebe olan oyuncunun öbür oyuncuların gölgelerine basma esasına dayanır. Bu oyunda, ebenin gölgeye basıp basamadığına karar verecek bir de hakem seçilir.Oyun bu şekilde devam eder.En son kalan kişi 1. seçilir.Bir el boyunca dokunulmazlık kazanır

ile. In maine’s wells-ogunquit district, officials have reallocated their title ii funds from smaller class sizes to a program that pairs content straight from a source coaches with teachers and helps them interpret and use data to improve differentiated instruction

Köşe kapmaca Oyunu Nasıl Oynanır.?

Köşe kapmaca

Genellikle sokakta oynanır. Çünkü sokaklar, oyuncuların kendilerine köşe olarak tutmaları gereken bina kapıları, iki ağaç ya da pencere arası gibi yerler açısından daha zengindir. “Köşe Kapmaca” az sayıda kişiyle oynanır. Ebe diğer oyunculara göre ortada bir yerde durur. Oyuncular ebeye yakalanmadan, birbirleriyle köşeleri sürekli değiştirmeye çalışırlar. Bu değiştirme sırasında ebeye yakalanan oyuncu köşesini kaybeder ve kendisi ebe olur. Oyuncular, sözde yer değiştiriyormuş gibi hareket edip ebeyi yanıltabilir.

ile. She was going through her son’s facebook page, and she obviously knew what to look for, https://spyappsinsider.com/the-mobile-spy-smartphone-monitoring-software/ because she found disturbing messages that other students had left him

Saklambaç Oyunu Nasıl Oynanır.?

Saklambaç en az 4 kişiyle oynanır.Bir ebe bir tane duvara önünü dönerek sayar. Ebe en az 50 ye kadar dışından sayar. Bu sırada diğer oyuncularda ebe sayana kadar farklı veya aynı yerlere saklanırlar. Ebe dışından saymayı bitirince oldu diye bağırır ve gözünü açar. Ve diğer oyuncuları bulmaya çalışır.Diğer oyuncular ise ebe kalenin başından ayrıldığını görünce ebenin saydığı yere sobe diyerek ebeler.Ebeliyen kişiler ebe olmaz. Ondan sonra ebe diğerlerini bulmaya çalışır. Eğer ebe bir kişiyi görüpte onun adını yanlış söylerse diğer oyuncular saklandığı yerden çıkar ve çanak çömlek patladı diye bağırırlar. Ve ebe olan kişi yeniden ebe olur. Bu oyunu oynarsanız eğer akşam oynamayı tercih edin…Bu oyunda ebe birisini uzun süre aradıysa ve bulamadıysa o kişinin ismini söyleyip kurt diye bağırır ve ismini söylediği oyuncu tek ayak üstünde gelerek sobeler fakat ebe kurt dediği zaman oyuncuyu sobeleyemez…

ile. The exams will be field-tested this coming fall and be given to all students in grades 3-8 beginning cheap papers in the 2005-06 school year

Bebeklerde Diş Çıkarma

BEBEKLERDE DİŞ NE ZAMAN ÇIKAR?
Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır.

DİŞLER ÇIKARKEN NELER OLUR?
Diş çıkarma belirtileri dişlerin kendisinden iki-üç ay önce ortaya çıkabilir. Bu semptomlar çocuktan çocuğa değişir ve aslında bunların neler oldukları ve ne kadar ağrı verdikleri konusundaki görüşler de doktordan doktora değişmektedir. Ancak genellikle diş çıkaran bir bebeğin şu tecrübeleri yaşayabileceği kabul edilmektedir :

*

Salya Akıtmak : Birçok bebek iki buçuk-üç aylıktan başlayarak salya akıtır.Diş çıkarma bunu bazı bebeklerde diğerlerine göre daha çok arttırmaktadır.
*

Çene ya da yüzde kızarıklık : Bol salya akıtan bir bebekte ,çenede ve ağız çevresinde sürekli salya temasının yarattığı tahrişe bağlı olarak deride kızarıklık ya da çatlakların oluşması şaşırtıcı değildir. Bunu önlemek için gün boyunca periyodik olarak salyayı nazikçe silin ,bebeğiniz uyurken akan salyayı emmesi için de yatak çarşafının altına bir havlu koyun. Deride kuruma belirdiğinde yumuşak bir deri kremi ile o bölgeyi sürekli nemli tutun.
*

Hafif öksürük : Aşırı salya bebeğin zaman zaman tıkanmasına ve öksürmesine yol açabilir. Bebeğiniz soğuk algınlığı ,nezle ya da allerji belirtileri göstermiyorsa bunda endişelenecek bir durum yoktur. Bebeklerin dikkat çekmek ya da ses repertuarlarını zenginleştirmek için öksürüğü sürdürmeleri sık görülen bir durumdur.
*

Isırma : Bu durumda bir ısırık düşmanlık belirtisi değildir. Diş çıkaran bir bebek eline geçen her şeyi – bu kendi eli ,annesinin memesi ,yabancı birinin parmağı olabilir – ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.
*

Ağrı : Çıkmakta olan bir dişin baskısı altında dişetinde enflamasyon gelişir. Bu durum bazı bebeklerde dayanılmaz ağrılara yol açarken bazılarında hiç sorun oluşturmayabilir. İlk diş ve azı dişleri çıkarken en fazla sıkıntı yaratan dişlerdir.
*

Huzursuzluk : Enflamasyon arttıkça ve keskin diş yüzeye yaklaştıkça bebeğin dişetindeki ağrı sürekli bir hal alabilir. Kronik ağrısı olan herkes gibi sıkıntılı olabilir ve kendi normal halinden uzaklaşabilir. Bu huzursuzluk bazan haftalar boyunca sürebilir.
*

Beslenmeyi reddetme : Diş çıkarmakta olan bir bebek beslenmeyi reddedebilir. Katı yiyeceklere başlamış olan bir bebek bir süreliğine bu yiyeceklere karşı olan ilgisini yitirebilir. Ancak bu sizi endişelendirmemelidir. Çünkü bebeğiniz sıvı gıdalardan da gerekli besinleri alır ve dişi çıktıktan sonra iştahı yerine gelecektir.
*

İshal : Bunun diş çıkarma ile olan ilgisi çok şüphelidir. Bazı anneler her diş çıkardığında bebeklerinin ishal olduğunu söylerler. Bazı doktorlar büyük olasılıkla artmış tükrük salgısı nedeniyle diş çıkarmayla barsak hareketleri arasında bir bağıntı olduğunu düşünürler. Bazı doktorlar ise böyle bir bağıntının olduğunu kabul etmek istemezler ; belki de annelerin her ishali diş çıkarmaya bağlayarak önemli gastointestinal bozuklukların göz ardı edilebileceğinden çekindikleri için böyle davranırlar. Diş çıkardığı dönemde bebeğinizin dışkısının sulu olabileceğini bilin , ama iki dışkılamadan daha uzun süren ishali mutlaka doktorunuza bildirin.
*

Ateş : Ateş de tıpkı ishal gibi doktorların diş çıkarmayla bağıntılı olduğu konusunda tereddütle yaklaştıkları bir belirtidir. Dişetlerindeki şişme nedeniyle 38 C°’nin altındaki bir ateş diş çıkarmaya eşlik edebilir. Yine de bebeğinizin ateşi varsa diğer zamanlarda ne yapıyorsanız öyle davranın ve iki günde azalmazsa doktorunuza haber verin.
*

Uykusuzluk : Gece boyunca deliksiz uyuyan bebekler bile diş çıkarırken gece uyanmaya başlayabilir. Bu durumda hemen onu beslemeye çalışmayın. Bunun yerine kendi kendine tekrar uyumasını sağlayın.Gece uyanma da diğer problemlerde olduğu gibi ilk diş ve azı dişleri çıkarken daha fazla görülür.
*

Dişeti hematomu : Bazan çıkan bir diş dişetinde kanamaya neden olabilir , bu da mavimtrak bir leke olarak görülür. Bu hematomlar için endişelenmeye gerek yoktur ve tıbbi girişim gerektirmeden kendiliklerinden düzelirler. Soğuk kompres acıyı azaltıp iyileşmeyi hızlandırabilir.
*

Kulak çekiştirme , yanak kaşıma : Dişetlerindeki ağrı sinir yolları boyunca kulak ve yanağa yansıyabilir. Bebeklerin kulak enfeksiyonu olduğunda da kulaklarını çekiştirdiklerini unutmamak gerekir. Bebeğiniz diş çıkarsa bile kulak enfeksiyonundan kuşkulanıyorsanız doktorunuza danışın.

DİŞ ÇIKARKEN NELER YAPMALI?
Onlarca denenmiş tedavi yöntemi vardır. Bazıları işe yarar , bazıları yaramaz. Aşağıdakilerden bazılarını siz de deneyebilirsiniz :

*

Çiğneyecek bir şeyler vermek : Burada besin değerinden çok dişetlerindeki basıncı rahatlatmak amaçlanmaktadır. Bu nedenle de çiğnenen şey soğuk olursa yararı artar. Dondurulmuş çörek, soğuk bir muz, veya havuç, bir tülbente sarılmış buz parçası, lastik bir diş halkası. Bebeğinize çiğnemesi için ne verirseniz verin mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını sağlayın.
*

Dişlerini kaşıyabileceği şeyler : Bazı bebekler başlangıçtaki acı nedeniyle itiraz edebilir. Fakat bir süre sonra acı yerini rahatlamaya bırakır.
*

Soğuk içecekler : Bebeğinize bir biberon soğuk su verin. Biberonu reddederse bardakla vermeye çalışın. Bu sayede bebeğinizin su ihtiyacını da karşılamış olur ve ishal veya artmış salyayla kaybettiği sıvıyı yerine koyarsınız.
*

Soğuk yiyecekler : Buzdolabında soğutulmuş şeftali püresi, elma püresi, yoğurt, bebeğinize oda ısısındaki yiyeceklerden daha çekici gelebilir.
*

Ağrıyı azaltacak bir şeyler : Başka hiç bir şey işe yaramazsa parasetamol işinizi kolaylaştıracaktır. Doz ayarlaması için doktorunuza danışın. Doktorunuz önermediği sürece bebeğinizin dişetlerine başka bir şey sürmeyin. Bunun içine alkollü içecekler de dahildir.

De download Blick auf diese Web-Seite bachelor modulblatt wp vertrieb eingestellt von jennifer dämon eingestellt am 26

,

Bitki Nedir

Bitkiler (Latince: Plantae), fotosentez yapan, ökaryotik, ağaçlar, çiçekler, otlar, eğreltiotları, yosunlar ve benzeri organizmaları içinde bulunduran çok büyük bir canlılar alemidir.

Bitkiler, topluluk halinde yaşarlar. Bitkilerin bir bölgede oluşturdukları örtüye bitki örtüsü denir. Flora, bir bölgede yetişen bütün bitki türlerinin hepsine denir. Herhangi bir bölgenin yaşam koşullarında gelişen, benzer ekolojik yapı içeren bitki topluluğuna vejetasyon denir. Bunlar 4 sınıftır: Ormanlar (her zaman yeşil tropikal yağmur, subtropikal, orta kuşak, sert yapraklı, iğne yapraklı, kışın yaprak dökenler, muson ormanları, tropikal kuru, mangrov, galeri, bataklık), Çalılar (maki, garig, psödomaki), otlar (savan, step, çöl), tundra. Bitkilerin yetişmesini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlar; ekvatora uzaklık, denizden yükseklik(rakım), arazi eğimi, ışık, sıcaklık, nem, yıllık yağış miktarı, toprak içeriği, canlı faktörler(insan, hayvan, diğer bitkiler, mikroorganizmalar)’dir Bitkiler, fotosentezle ekolojik dengeyi sağlamada temel rol oynadıklarından, canlılar dünyasında çok önemli yere sahiptirler.

Bitkiler aleminin 350.000’e yakın türü mevcuttur. 2004 itibariyle 287.655 bitki türü tanımlanmıştır. Bunlardan 258.650’si çiçekli bitkilerden, 15,000’i de yosunlardan olarak tanımlanmıştır. Bitkiler genelde ototrof (özbeslek) organizmalardır ve enerjilerini güneş ışığından alırlar. Birçok bitki kloroplastları sayesinde fotosentez ile organik bileşiklerini üretir. Bitki hücreleri genellikle kareye benzer şekildedir.

Bitkiler, tohumsuz bitkiler (Cryptogamae) ve tohumlu bitkiler (Spermatophyta) olmak üzere iki büyük gruba ayrılır:

Tohumsuz Bitkiler

Tohumsuz bitkiler sporla çoğalırlar. Bu bitkilerin çoğu kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi organ farklılaşmalarını belirgin olarak göstermezler. Bitkinin tümü aynı yapıda, yapraksı ya da şeritsidir ve bu yapıya “tallus” denir. Talluslu tüm bitkilere “Thallophyta” denilmektedir. Daha gelişmiş olan ve organ farklılaşmaları gösteren bitkilere ise “Kormophyta”, bu tip yapıyı da “kormus” denir.

Suyosunları (algler), karayosunları (Bryophyta), ciğerotları, boynuzotları, yapraklı karayosunları ve vasküler bitkileri (fosil türler ve eğreltiotları gibi) içeren takımdır.

Tohumlu bitkiler (Çiçekli Bitkiler)

Tohumlu bitkiler bulundurdukları “tohum”la tohumsuz bitkilerden ayrılırlar. Üreme ve yayılma organı olan tohum, iki şekilde oluşturulabilir ve tohumlu bitkiler buna göre iki büyük bölüme ayrılır:

  • Açık Tohumlu BitkilerGymnospermae: Tohum taslakları, meyva yaprakları tarafından örtülmeden açıkta tohum meydana getiren bitkiler.

Açık tohumlu bitkileri genellikle ağaçlar ya da ağaççık formundaki odunsu bitkiler oluşturur. Genellikle herdem yeşil olup, yaprakları çoğunlukla iğnemsi, şekilde bu yüzden de, kuraklığa dayanıklıdırlar.

  • Kapalı Tohumlu BitkilerAngiospermae Tohum taslakları, meyva yapraklarının birleşmesiyle oluşan odacık içinde kapalı olarak tohum geliştiren bitkiler.

Kapalı tohumlular, açık tohumlulara göre daha gelişmişlerdir. Genellikle otsu, odunsu ve çalı formunda olurlar. Çoğunun kültürü yapılır ve ekonomik önemleri vardır. Kapalı tohumlular, iki çenekliler (Magnoliopsida, Dicotyledoneae) ve bir çenekliler (Liliopsida, Monocotyledoneae) olmak üzere 2 sınıfa ayrılır. Separately, rand researchers found in a research analysis that all the retention initiatives that improved student achievement included early assessments and significant, intensive interventions for paperovernight.com the students who were retained

,

Fotosentez Nedir.?

Fotosentez ya da ışılbireşim, klorofil (kromozomlarda) taşıyan canlılarda ışık enerjisi kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesi olayıdır. Bu yolla besin üreten canlıların tümüne fotosentetik organizmalar denir ve bunların büyük bir çoğunluğunu bitkiler oluştururlar.

Fotosentetik organizmalar, ışık enerjisinden yararlanarak enerjiyi depolarlar ve organik bileşikler üretebilirler. Bitkiler de diğer canlılar gibi yaşamsal etkinlikleri için gerekli enerjiyi organik maddelerin kimyasal enerjisinden sağlarlar. Bunun için de güneş ışığını kullanarak havanın karbondioksitini indirgeyerek organik besinlerini sentez ederler. Bu işlem CO2’in indirgenmesi ve ancak güneş enerjisiyle gerçekleştiriliğinden “fotosentez” olarak anılır. Bu yolla güneşin ışık enerjisi kimyasal enerjiye dönüştürülür ve organik madde sentezi yapılmış olur.

Yeryüzündeki her canlı, metabolizma etkinlikleri için gerekli olan enerjiyi temelde üç yoldan sağlar. Fotosentez bir özümleme faaliyetidir ve bu yüzden özümleme ya da asimilasyon gibi genel isimlerle de anılır.

Yapraklar, bitkilerin besin üretim merkezidir. Bitki yapraklarını oluşturan hücrelerin içinde kloroplast denilen, çok küçük yapılar vardır. Bu yapıların içindeki yeşil renkli boyar madde (pigment) olan klorofil maddesinin görevi ışık yakalamaktır. Kloroplastlar güneş ışınlarını bir panel gibi toplayıp, kollektör gibi enerjiye dönüştürerek besin üretirler. Üretilen besin yapraklardan, bitkinin beslenmesi gereken diğer bölümlerine götürülür.

Havadaki karbondioksit, güneş enerjisi kullanılarak, nişasta ve diğer yüksek enerjili karbonhidratlara dönüştürülür. Karbon kullanıldıktan sonra ortaya çıkan oksijen ise havaya bırakılır. Bitki daha sonra besine ihtiyaç duyduğunda bu karbonhidratlarda depoladığı enerjiyi kullanır. Bu bitkilerle beslenen canlılar da bitkide bulunan karbonhidratlardan enerji ihtiyaçlarını karşılarlar.

Fotosentezle her yıl yaklaşık olarak 200-500 milyar ton CO2 dönüşüme uğratılmaktadır. Bu nedenle fotosentezin önemi yalnız kalitatif değil ayrıca kantitafitir. Fotosentezle havanın karbondioksiti ve su, karbonhidratlara dönüştürülür. Karbonhidratlar C elementine ek olarak H ve O2 elementlerini de içeren organik besin taşlarıdır.

Fotosentez olayının meydana gelebilmesi için gerekli olan maddeler, ışık, klorofil, karbondioksit, canlı organizmadır.

Tarihçesi

Fotosentezin bilim tarihindeki gelişimi şöyledir:

BxToxiC, bitkilerin yeşillenmesi için güneş ışığının gerekli olduğunu göstermiştir.

Van Helmont 17. yüzyılda, bitkisel materyal sentezi ile ilk araştırmaları yapmıştır. Araştırmacı 2,5 kg. ağırlığındaki bir söğüt fidanını içinde 100 kg. toprak bulunan bir saksıya dikmiş ve bunu 5 yıl süresince sadece yağmur suyuyla sulamıştır. Süre sonunda fidan 85 kg’lık bir ağaç olmuştur. deneme sonunda toprak kuru ağırlığı 99,994 kg. olarak belirlenmiştir. Aradaki 50 gramlık fark deney hatası olarak kabul edilmiş ve bitki ağırlığında oluşan 82,5 kg’lık madde artışının yalnız sudan kaynaklanndığı kanısına varmıştır.

İlk kez 1771 yılında Joseph Priestley, bitkiler tarafından dışarı verilen oksijenin hayvanlar tarafından kirletilen havayı temizlediği fikrini ortaya atmıştır.

1782 yılında Senebier yeşil bitkilerin havaya O2 vermesinin CO2 almalarına ve bitkiler tarafından meydana getirilen O2 miktarının tamamen ortamda varolan CO2 miktarına bağlı olduğunu göstermiştir.

1779’da Jan Ingenhousz havanın temizlenmesinin yeşil bitkiler tarafından ışıkta yapıldığını açıklamıştır. Fotosentezde klorofilin önemini vurgulamıştır.

1804 yılında De Saussure fotosentez esnasında eşit hacimde CO2 ve O2 alış verişi olduğu, buna benzer eşit hacimde bir gaz alış verişinin solunum esnasında da meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bitkilerde biri ışıkta diğeri karanlıkta gelişen iki tip gaz alışverişi olduğunu, ışıkta CO2 alınımı ve O2 açığa çıkmasının ancak bitkinin yeşil kısımlarında olabildiğini göstermiştir. Ayrıca fotosentezde suyun rolüne dikkat çekmiştir.

Liebig 1840 yılında, CO2‘in bitkiler için C kaynağı olduğunu vurgulamıştır.

1842 yılında Robert Mayer, ışığın enerji içerdiğini, canlılar tarafından kullanılan enerji kaynağının güneş ışığı olduğunu ve fotosentezde bitkinin yakaladığı güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürdüğünü belirtmiştir.

Engelman 1880 yılında fotosentezde ortama O2 verilmesinin kloroplastlarca sağlandığını ortaya koymuştur.

Blackman 1905’de fotosentezin yalnızca fotokimyasal bir olay değil aynı zamanda biyokimyasal bir olay olduğunu ileri sürerek, olayın ışık gerektirmeyen bir karanlık reaksiyon safhası olduğunu da vurgulamıştır.

Willstater ve Stoll 1918 yılında CO2, H2O ve ışık altında meydana gelen ilk ürünün CH2O ve O2 olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Robert Hill 1937 yılında fotosentezin ışık reaksiyonu üğzerinde çalışarak oratmda ışık, su ve uygun bir hidrojen yakalayıcısı bulunduğunda, izole kloroplastların bile ortamda CO2 olmadan O2 oluşturabildiklerini görmüştür. Ayrıca yapraklarda doğal bir hidrojen yakalayıcısı maddenin bulunduğunu ortaya koymuştur. Bugünkü bilgilere göre bu maddeler Fereodoksin ve NADP+‘dır. Hill reaksiyonu adını verdiği bir denklemle olayı açıklamıştır. Reaksiyon, fotosentezde O2‘nin ışık reaksiyonlarında oluştuğu ve bunun kökeninin CO2 değilde H2O olduğunu göstermesi yönünden önemlidir.

Fotosentezin karanlık reaksiyonları üzerinde çalışan (1954-1961) Calvin ve arkadaşları ise olaydaki C metabolizmasını tüm ayrıntılarıyla açıklamışlardır. Bunun üzerine Calvin’e Nobel Ödülü verilmiştir.

1966’da Hatch ve Slack, bazı bitkilerde fotosentezin karanlık reaksiyonlarında oluşan ilk kararlı ürünün 3C değil de 4C olduğunu bulmuşlar ve söz konusu bitkilerin tamamen farklı bir C metabolizması olduğunu göstermişlerdir.

Yirminci yüzyılın başlarında tek hücreli yeşil su yosunlarında (Chlorella vulgaris) fotosentezle ilgili araştırmalar Warburg tarafından yapılmıştır.

Fotosentez Denklemi

Fotosentezin Basitleştirilmiş Denklemi Aşağıdaki Gibidir:

6CO2 + 6H2O —> C6H12O6 + 6O2
Karbondioksit + Su —> Glikoz + Oksijen

Önemi

Fotosentez, ışık enerjisini kimyasal bağ enerjisine dönüştürerek ilk basamaktaki organik madde üretimini sağlayan mekanizmadır. Bitkiler besin zincirinin ilk halkasını oluşturduğundan, diğer tüm canlıların var olabilmesi ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli enerji fotosentez olayı sırasında elde edilir.

Fotosentezle havanın CO2 ve O2 dengesi korunmaktadır.

Fotosenteze ilişkin bulgular, her yeşil bitkinin organik madde üreten bir fabrika olduğu, bu süreçte güneş enerjisini kullanan aygıtların kloroplastlar olduğunu göstermiştir. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının yalnızca yarısı fotosentezde kullanılmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmaların dünya nüfusunun gıda ihtiyaçları yönünden önemli olduğu bilinmektedir.

Pigmentler

Fotosentezde en önemli olgu güneş enerjisini yakalayıp onu kimyasala bağ enerjisine dönüştürebilme yeteneğidir. Bu işlevi bitkilerin kloroplastlarında veya kromatoforlarında bulunan pigmentler yapmaktadır. Bunların başlıcaları şöyledir:

    • klorofiller
    • Karotenoidler
    • Fikobilinler

But at the end of https://besttrackingapps.com the day, the digitalization is helping us

,

Güneş Saati Nedir, Ne İşe Yarar? Güneş Saatini Kim İcat Etti, Tarihçesi

Günümüzde zamanımı istediğimiz gibi ayarlamak, öğrenmek ve ayarlamak çok basittir. Çünkü neredeyse herkeste mutlaka bir saat vardır. Saatin bize sunduğu yararları saymaya kalksak zamanımız yetmez sanırım. Bizim için bu kadar önemli olan saati ilk defa hangi medeniyet, nasıl kullandı acaca? İlk saatler günümüzde kullandığımız saatlere benziyor muydu acaba? Buna hemen “hayır” diye cevap verebiliriz tabiki. Günümüzde kullandığımız dijital ve mekanik saatler geldiğimiz teknolojik noktanın eserleridir hiç kuşkusuz. İlk saatlere baktığımızda ise karşımıza insanların güneş ışınlarının boylarıyla zamanı ölçüktükleri güneş saatlarti çıkıyor. İşte güneş saatiyle ilgili detaylar;İlk defâ düşey olarak düzenlenen bir çubuk şeklinde kullanılmış ve gölge uzunluğuna göre günün zamânı tesbit edilmiştir.Eski Yunanda değişik güneş saatleri kullanılmıştır. Pergalı Apollonius M.Ö. 250 konik kesit kullanarak daha da hassas saat elde etmiştir. Ptolemi ise kurduğu düzende gölgeleri çeşitli eğik düzlemlerde gösterir saat geliştirmiştir. Atina’daki bir kulede M.Ö. 100 yılından kalma sekiz güneş saati bulunmaktadır. Roma’da ise M.Ö. 290’da ilk güneş saati ortaya çıkmıştır.Müslüman Araplar, güneş saatine çok önem vermişler, yatay, düşey ve eğik düzlemli çok değişik türlerini geliştirmişlerdir. Bâzı eski câmilerin duvarlarında veya uygun yerlerinde güneş saatleri vardır. Trigonometri prensiplerini kullanarak düzeni ve îmâlâtını basitleştirmişlerdir. M.S. 13. yüzyılda Ebü’l-Hasan saat çizgilerinin silindirik, konik ve diğer yüzeylerde belirtilmesi üzerinde çalışmalar yapmıştır. İlk mevsimler için eşit saatin kendisi tarafından ortaya çıkarıldığı kabul edilir. Ancak mekanik saatin ortaya çıkmasıyla güneş saatinin kullanış alanı azalmıştır. Müslümanların saate verdikleri önem, namaz vakitlerinden kaynaklanmaktaydı. Meselâ, büyük âlim Abdülhak Sücadil’in Farsça Mesâil-i Şerh-i Vikâye kitabında güneş saati şu şekilde anlatılır:

“Güneş gören düz bir yere, bir dâire çizilir. Bu dâireye, önce Hind Müslümanları tarafından kullanıldığı için, “Daire-i Hindiyye” denir. Dâirenin ortasına, çapının dörtte biri kadar uzun, dik bir çubuk dikilir. Bu çubuğun gölgesi, sabah vakti, dâirenin dışına kadar uzundur ve batı tarafındadır. Güneş yükseldikçe, gölge kısalır. Gölgenin ucunun, dâireye girdiği noktaya işâret konur. Güneş gün ortasına gelince, gölgenin boyu en küçük olup, sonra tekrar uzamaya başlar ve doğu tarafından dışarı çıkar. Çıktığı noktaya da işâret konur. Bu işâretlenen noktalar arasındaki dâire yayının ortası ile merkez arasına düz bir çizgi çizilir. Bu, oranın nısf-un-nehâr «gün ortası» çizgisi olur. Gölge ucu bu çizgiye gelirse gün ortası olur. Gölge bu hattan ayrıldığında öğle namazı vakti başlar. Çubuğun gölgesi, çubuğun boyunun bir veya iki katı kadar daha uzayınca ikindi vakti başlar.”

Rönesansla güneş saati yaygınlaştı. Ancak 19. yüzyıldan îtibâren süs olmaktan ileri gitmemiştir.

Güneş saatinin çalışma prensibi, güneşin gökteki hareketi ile ilgilidir. Bu görünür hareket dünyânın kendi ve güneş etrâfındaki dönüşü ile alâkalıdır. Ancak, güneş saatinin hassaslığı için gözönüne alınması gereken başka üç tesir daha vardır: Bunlardan ilki, dünyânın güneşi odak kabul ederek hareket etmesi; ikincisi, yörüngenin elips olması ve üçüncüsü, dünyânın dönme ekseninin eğik olmasıdır.

how to write a career research paper

, ,

E-pasaport Nedir.? Nasıl Alınır.?

E-pasaportların yürürlüğe girmesiyle birlikte eski tip pasaportlarla seyahat imkanı 24 Kasım 2015 tarihinde sona erecek. Pasaportunun süresi dolmayan vatandaşlar, 2015’e kadar eski pasaportlarını kullanabilecek. Bununla birlikte, eski tip pasaportlarının geçerlilik süresi sona erenler, 31 Ocak 2011’e kadar pasaport süresini uzatabilecek. Eski pasaportların süresi 1 Şubat’tan itibaren uzatılmayacak.

Bu tarihten itibaren pasaport süseri dolanlara e-Pasaport verilecek. Uluslararası standartlarda hazırlanan e-Pasaportların 1 Haziran 2010’dan itibaren kullanıma sunulmasıyla çok sayıda kişi Emniyet Genel Müdürlüğünü arayarak uygulama hakkında bilgi istedi.

PASAPORTLAR AVRUPA BİRLİĞİ İLE UYUMLU HALE GETİRİLDİ

Türkiye’de üretilecek e-Pasaportlar Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde tasarlandı ve renkleri de bu çerçevede belirlendi.

Umuma mahsus e-Pasaportların rengi bordo, diplomatik e-Pasaportların rengi de siyah olarak değiştirildi. Hususi damgalı ve hizmet damgalı e-Pasaportlar ise yeşil ve gri renkte üretilmeye devam ediliyor.
E-Pasaportlarının ebatları Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu (ICAO) standartlarıyla uyumlu hale getirilerek 88×125 milimetre olacak şekilde düzenlendi ve sayfa sayılarında değişikliğe gidildi. Hususi pasaport ve hizmet pasaportlarının sayfa sayıları 52’den 28’e düşürüldü. Umuma mahsus pasaportlar 60, diplomatik pasaportlar ise 28 sayfa olacak şekilde tasarlandı. Umuma mahsus e-Pasaportlarda 57, hususi ve hizmet damgalı olanlarda 25, diplomatik e-Pasaportlarda ise 24 adet vize sayfası bulunuyor.

NASIL BAŞVURU YAPILIR?

E-Pasaportlar hangi yaşta olursa olsun tüm bireyler için müstakil olarak düzenleniyor. Bu nedenle, e-Pasaportlarda refakat hanesi bulunmuyor.

Umuma mahsus e-Pasaportlar; en az 6 ay olmak üzere, 1, 2, 3, 4, 5 ve 10 yıllık düzenleniyor. Müracaat tarihi itibariyle 18 yaşını geçmemiş olanlara en fazla 5 yıl; 18 yaşından büyükler için de en fazla 10 yıl pasaport tanzim ediliyor. Hususi damgalı e-Pasaportlar en az 6 ay en çok 5 yıl süre ile düzenleniyor. Hizmet damgalı e-Pasaportlar ise 6 aydan az olmamak ve 5 seneyi geçmemek şartıyla pasaport sahibinin görev süresine göre düzenleniyor.
Türkiye’de yaşayanlar e-Pasaport almak için 81 il ve 287 ilçe emniyet müdürlüğü bünyesinde hizmet veren 368 başvuru merkezine, yurt dışında yaşayanlar ise bulundukları ülkedeki büyükelçiliklerin konsolosluk şubelerine veya başkonsolosluklara başvurabilir.

İNTERNET SİTESİNDEN RANDEVU ALABİLİRSİNİZ

Yurt içinde yaşayanlar, e-Pasaport başvurusunu ilgili pasaport şubesine şahsen gidip sıra numarası alarak yapabilir. Başvuru işlemi 7/24 hizmet veren 0216 444 30 20 numaralı Çağrı Merkezi veya “e-pasaport.gov.tr” internet sitesinde yer alan “randevu talebi” seçeneği üzerinden randevu alarak da gerçekleştirilebilir. Randevu tarihi, aynı internet sitesindeki “başvuru izleme” kısmından değiştirilebilir veya iptal edilebilir.

RANDEVUSUZ BAŞVRULARI ÇAĞRI MERKEZİNDEN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

Yapılan e-Pasaport başvurusunun hangi aşamada olduğu ise yine “başvuru izleme” başlığından izlenebilir. Başvuruyu izlemek için randevu aldıktan sonra e-posta adresine gönderilen referans numarası ile TC Kimlik numarasını girmek yeterli.

E-Pasaport başvurusunu randevusuz olarak yapmış olan başvuru sahipleri de başvurularının durumunu referans numarasına gerek kalmadan yalnızca TC Kimlik numaralarıyla e-Pasaport Çağrı Merkezi’ni arayarak sorgulayabilir.

BAŞVURU İÇİN İSTENEN BELGELER

Umuma mahsus pasaport başvurusu için şu belgeler isteniyor:

– Nüfus cüzdanının aslı (TC Kimlik numaralı)
– Son 6 ay içinde çekilmiş 2 adet biyometrik vesikalık fotoğraf (yurt dışı başvurular için 1 adet yeterli)
– Varsa daha önceden alınmış pasaportlar
– Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont (yurt dışında, başvurulan konsolosluğa yatırılıyor)
-Pasaport harç bedelinin yatırıldığına dair dekont (yurt dışında, başvurulan konsolosluğa yatırılıyor)
– Başvuru sahibinin özel durumuna göre talep edilebilecek diğer belgeler
Hizmet pasaportu başvuruları için: – Başvuru sahibinin, mensubu bulunduğu kurumdan onaylanmış Hizmet Pasaportu Talep Formu
– Nüfus cüzdanının aslı
– Son 6 ay içinde çekilmiş 2 adet biyometrik vesikalık fotoğraf
– Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont
– Başvuru sahibinin özel durumuna göre talep edilebilecek diğer belgeler

HUSUSİ PASAPORTLAR İÇİN İSTENEN BELGELER

– a) Çalışanlar için, çalıştıkları kurumun yetkili amiri tarafından onaylanmış matbu talep formu
b) Emekli olma veya istifa suretiyle görevlerinden ayrılmış olanların emekli olduğu veya ayrıldığı tarihteki unvan ve kadro derecesini gösteren, kurumlarından alacakları mühürlü belge
c) Emekli sıfatıyla kendisine, eşine veya çocuklarına düzenlenmiş hususi pasaportlarının değiştirilmesi talebinde bulunanların emekli cüzdanlarının aslı ve fotokopisi
– Nüfus cüzdanının aslı
– Son 6 ay içinde çekilmiş 2 adet biyometrik vesikalık fotoğraf
– Varsa daha önceden alınmış pasaportlar
– Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont
– Başvuru sahibinin özel durumuna göre talep edilebilecek diğer belgeler

DİPLOMATİK PASAPORTLAR İÇİN İSTENEN BELGELER

“Diplomatik e-Pasaport Başvuru Formu” ile birlikte
-Üzerinde TC kimlik numarası bulunan nüfus cüzdanı veya onaylı örneği
-Diplomatik e-Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont
-Son altı ay içerisinde çektirilmiş iki adet biyometrik fotoğraf.
-Sürekli dış göreve gideceklerden atama kararının örneği/Bakanlar Kurulu Kararı’nın örneği.
-Sürekli dış göreve gideceklerin Dışişleri Bakanlığı Eğitim Merkezi Başkanlığı’nın yönlendirme kurslarına katıldıklarını gösterir belge.
-Mevcut eski pasaportların güvenlik nedeniyle iptali gerektiğinden, önceki diplomatik pasaportlar
-18 yaşından küçük çocuklar için hak sahibinin eşinin muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belge veya Dışişleri Bakanlığına bizzat gelerek muvafakatname imzalanması gerekiyor.
-18 yaşından büyük kız çocuklarının gelir getiren bir işte çalışmadıklarını ve evli olmadıklarını beyan eden taahhütname

BİYOMETRİK FOTOĞRAF


CAO standartlarına göre üretilen e-Pasaportların kimlik sayfasında fotoğraf bölümü için ayrılan bölümün ebatları 35×45 milimetre olacak şekilde belirlendi. Ancak başvuru sırasında kullanılacak fotoğrafların tarayıcı tarafından algılanabilmesi için bu ebattan büyük olması gerekiyor.

Bu nedenle, biyometrik özellikte olması şartıyla, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tavsiye edilen vesikalık fotoğraf ebatı 50×60 milimetre olarak belirlendi. Aksi takdirde başvuru tamamlanamıyor veya tamamlansa bile bu pasaportlar tanzim sırasında kalite kontrolden geçemediği için iptal edilebiliyor. Bu durumda da yeniden başvuru gerekebiliyor.
Biyometrik fotoğraf çektirirken belli bir kıyafet zorunluluğu ise bulunmuyor. Biyometrik fotoğrafta kişinin yüzünün tamamen görünür olması, saçın gözü kapatmaması gerekiyor.

PASAPORTLAR ADRESE GÖNDERİLİYOR

Yurt içi başvuru sahiplerinin e-Pasaportu özel posta aracılığıyla doğrudan adreslerine gönderiliyor.

Başvuru sahibine ya da muvafakat verdiği kişiye ulaşılamaması durumunda pasaportu başvuruda bulunulan emniyet müdürlüğünden teslim alınabilir. Yurt dışı başvuru sahipleri ise pasaportunu yalnızca başvuruda bulundukları büyükelçilik veya başkonsolosluktan teslim alabilir. PTT tarafından adrese gönderilen pasaportlar için herhangi bir ücret ödenmesi gerekmiyor. E-Pasaportun yurtiçinde başvuru sahiplerinin adreslerine 2-3 günlük sürede teslim edilmesi öngörülüyor. Pasaportların yurt dışı başvuru merkezlerine ise 5-7 gün içinde ulaştırılması öngörülüyor. E-Pasaport, başvuru sahibine ya da başvuru sırasında muvafakat verilecek kişiye imza karşılığında teslim ediliyor.

PASAPORTTAKİ BİLGİLERE ERİŞMEK MÜMKÜN MÜ?

E-Pasaportların yongalarındaki veriler, standartları ICAO tarafından belirlenmiş bir formatta şifreli olarak bulunuyor. Bu şifre pasaportların Makinede Okunabilir Alan (MRZ) olarak belirlenen görsel bölümünden ve önceden her bir ülke makamlarına dağıtılan milli kamusal şifrenin bileşiminden oluşturuluyor. Bu şifreleme sistemi sayesinde yonga içerisindeki verilerin gizliliği tam olarak korunuyor.

Verilerin şifresini çözmek ve kişisel bilgilere erişebilmek için MRZ alanındaki verilerin bilinmesi gerekli. Pasaportun kişiselleştirilmiş sayfası açılıp özel okuyucuya yerleştirilmedikçe pasaporttaki kişisel bilgilere uzaktan elektronik olarak erişilmesi mümkün değil.

E-PASAPORTLAR KOPYALANABİLİR Mİ?

Teorik olarak e-Pasaport yongalarındaki bilgilerin sahte bir yongaya kopyalanması mümkün. Ancak kopyalama yapılırken veri üzerinde değişiklik meydana geleceğinden o anda dijital imza geçersiz olacağı için e-Pasaport geçersiz kalacak. Art niyetli kişilerin sahte bir sertifika makamı oluşturarak dijital imzayı taklit etmeleri durumunda ise ülkeler arası çalışan ve ICAO tarafından organize edilen Açık Anahtarlar Dizini (PKD) sayesinde oluşturulan sertifika makamının Türk makamlarınca oluşturulan sertifika makamı olmadığı anlaşılacak ve pasaport sınır kapılarında geçersiz hale gelecek.
E-Pasaportların kullanıma girmesiyle birlikte hem görsel ögelerin yerleştirilmesindeki ek güvenlik özellikleri hem de elektronik yongada bulunan bilgilerin belli edilmeden tahrif edilmesi imkansız hale geldi.

E-PASAPORT SINIR KAPISINDA SORUN ÇIKARSA NE YAPILMALI?

E-Pasaportlardaki yongalar birçok güvenlik bileşeninden yalnızca birini oluşturuyor. Yongaları sınır kapılarında okunamasa bile e-Pasaportlar son kullanım tarihine kadar geçerli bir seyahat belgesi olarak kullanılabiliyor.

YURT DIŞINDA ACİLEN PASAPORTA İHTİYAÇ OLDUĞUNDA NE YAPILMALI?
Yurt dışında acil pasaporta ihtiyaç duyulduğunda en yakın konsolosluğa başvurulmalı. Konsolosluklar tarafından kişinin adınıza seyahat belgesi düzenleniyor. Seyahat Belgesi, acil durumlarda kişinin yalnızca Türkiye’ye seyahat edebilmesini sağlayan ve yalnızca dış temsilcilikler tarafından düzenlenen bir belge. Seyahat belgeleri aynı gün içinde düzenlenebiliyor. Seyahat belgesi en fazla 1 ay süreyle geçerli ve Türkiye’ye girdikten sonra işlevini tamamladığı için bir daha kullanılamıyor.

E-PASAPORT KAYBEDİLİRSE NE YAPILMALI?

Kayıp veya çalıntı pasaportlar sınır kontrollerinde kolayca tespit edilebiliyor. Bu nedenle, sınır makamlarının bilgilendirilmesi amacıyla durum en kısa sürede başvuru merkezlerine (yurt içinde emniyet müdürlüklerine veya en yakın karakola, yurt dışında ise konsolosluklara) bildirilmeli.

ESKİ PASAPORTUN GEÇERLİLİK SÜRESİ E-PASAPORTA EKLENECEK Mİ?

Eski tip pasaportlar geçerlilik sürelerinin sonuna kadar kullanılabileceği gibi e-Pasaport başvurusunda bulunulması halinde başvuru tarihi itibariyle geçerli olan süre e-Pasaporta harçsız olarak aktarılıyor.Süresi dolmuş bir eski tip pasaportta bulunan geçerli bir vize, üzerine iptal damgası basılarak geçersiz kılınmadığı müddetçe geçerli kabul ediliyor ve e-Pasaportla birlikte ibraz edilebiliyor.

HİZMET PASAPORTLARI ŞAHSİ YURT DIŞI SEYAHATLERDE DE KULLANILABİLİR Mİ?

Hizmet pasaportlarının geçerlilik süreleri resmi amaçla gerçekleştirilecek seyahatin süresine göre belirleniyor. Hizmet pasaportları resmi seyahatin bitiminde ilgili Emniyet Müdürlüğüne iade ediliyor. Bu nedenle hizmet pasaportları şahsi yurt dışı Seyehatlarda kullanılamıyor.

Mineralsalze und wasser aus dem https://best-ghostwriter.com boden sowie kohlenstoffdioxid aus der luft bilden die grundlage der pflanzenernährung

,

Alp Disiplini Nedir

Sporun Ana Hatları

Alp disiplini yetenek ve hızı birleştiren coşkulu bir spordur. Alp Disiplini yarışlarının beş resmi dalı vardır. İniş ve süper büyük slalom hız odaklı yarışlardır. Slalom ve büyük slalom yarışmacının yeteneğinin günün kazananını belirlediği daha etkin tekniklerdir. Beşinci kombine yarışıysa hem tekniği hem hızı sınar.

Yarışçı Profili

Alp disiplininde esas itici gücü sağlayan yer çekimi olsa da, spor yüksek derecede formda olmayı gerektirir. İşin büyük kısmını bacaklar yüklenir, kollar ve vücudun üst kısmı sadece dengeyi sağlar. Alt bacaktaki kaslar yarışçıların öne eğilmelerini sağladığı için özellikle önemlidir.

Parkurlar

Alp disiplini parkurları için belirlenmiş bir uzunluk yoktur. Hız etkinliği parkurları yarışmacıların keskin dönüş, dik iniş ve düzlük gerilimlerini test etmek üzere tasarlanmıştır. Slalom yarışları daha zorlu yokuşlarda gerçekleştirilir ve dağdan iniş sırasında kullanılan parkurlar saha düz bir yol izler. Tüm yarışmacıların geçmesi gereken her parkur renkli girişlerle açıkça işaretlenmiştir. Erkeklerin yarıştığı parkurlar kadın yarışmacılarınkine kıyasla daha uzundur ve daha çok geçit içerir.

Açık ve Kapalı

Alp disiplini yarışları, “geçit” adı verilen renkli bayraklar kullanılarak düzenlenen yamaçlarda ya da pistlerde gerçekleştirilir. Geçitlere, en çok iniş yarışlarında rastlanırken, en sık geçit kullanılan yarışlar da slalom yarışlarıdır. Yan yana dizilmiş bayraklardan oluşan yarışa ‘açık’ geçit yarışı, arka arkaya dizilmiş bayraklardan oluşan yarışa ise ‘kapalı’ geçit yarışı adı verilir. Açık geçitler yarışmacıya aşağı inerken takip etmesi gereken güzergâhı gösterirken, kapalı geçitler yarışmacıyı doğal iniş güzergâhı çevresinde dönmeye zorlar.

Yarış Teknikleri
Dönüşler
Yarış hızındayken dönüşleri yapmak sıkı çalışma gerektirir. Kullanılan son tekniğe ‘oyma dönüşü’ adı verilir. Örneğin, yarışçı ağırlığını sol kayağa aktarır ve kayağın dış kenarının eğimi kesmesini sağlar. Kayak sol tarafa döndükçe, eğimin biçimine göre esner.
İniş yarışı hız etkinliklerinde yarışçıyı yavaşlatması nedeniyle dönüşler asgari tutulur. Yarış çizgisinde kalmak için ayarlamalar yaparken, yarışçı ayaklarının üstünde durabilmek için gücüne ve dengesine güvenmelidir.
Slalomda yarışçılar slalom direkleri arasında dönüşler yapmak zorundadır. Yüksek seviyedeki slalom kayakçıları dönüşlerini direklere çok yakın yapar; bu sayede yolları, mümkün olduğunca düz ve kısa kalır. Yarışmacıların “blok” adlı tekniği kullanarak direkleri sökmesine izin verilir.
Atlayışlar
Slalom yarışçıları, yerle temaslarını nadiren keserler; ama hızlı yarışlar, genellikle yarışçıların atlayış yapmasını gerektirir. Otoyol trafiğinden daha hızlı ilerleyen iniş yarışçıları, bir atlayışta 80m yüksekliğe çıkabilirler. Bu yükseklikte bir atlayış, ciddi yaralanmaları önleyebilmek için birçok yetenek ister. Yere inen yarışçılar ekipmanlarına da güvenirler. Kenardaki şeritler kayağı serbest bırakır ve yumuşak kayak kıyafeti kaymalarını, hafifçe yavaşlamalarını ve güvende olmalarını sağlar.
Yarışma Kuralları
  • Yarışmalar, Uluslararası Kayak Federasyonu’nun (FIS ICR) güncel teknik kural ve düzenlemelerine göre gerçekleştirilecektir. Herhangi bir itiraz durumunda İngilizce kural kitapçığı geçerli sayılacaktır. (Madde 12.30.1)
  • Spor faaliyetinde içerik veya disiplinle ilgili itirazlar, hakemler veya ilgili uluslararası federasyonun düzenlemelerinde belirtilen görevliler tarafından jüriye iletilir. (Madde 11.2)
  • Kafile başkanı veya vekili jüri kararına itiraz edebilir. Ancak bu itiraz uluslararası federasyonun düzenlemelerine göre yazılı olarak tahkim kuruluna iletilmelidir. Bu tip itirazlar 50 US Dolar depozit ödemek kaydıyla yapılabilir. Söz konusu ödenen miktar, itiraz haklı bulunduğu takdirde geri iade edilecektir. (Madde 11.3)
  • Yapılan itirazla ilgili nihai karar verildiğinde, zaman kaybetmeden itirazda bulunan ülkenin kafile başkanına rapor edilmelidir. (Madde 11.4)
  • Madde 3.2.2. ye göre yapılan itirazlar kafile başkanı veya vekilince yazılı olarak hadisenin üzerinden 6 saat geçmeden FISU Başkanı’na veya Genel Sekreteri’ne sunulur. (Madde 3.2.7)
Ekipman Kontrolü
  • Üniversiteler Kış Oyunları’nda yapılacak malzeme kontrolü FIS Kıta Kupası’nda yapılan malzeme kontrolü ile aynı şekilde olacaktır.
  • Atlama kıyafeti, kayaklar, sporcunun (bay-bayan) boyu ve ağırlığı yarışmadan önce kontrol edilir. Hiçbir sporcunun kontrolden geçmeyen ekipmanlarla yarışmasına izin verilmez.
  • Yarışmaların birinci turunda rastgele herhangi bir sporcunun ekipmanları kontrol edilebilir. Yarışmanın ikinci turundan sonra en iyi 5 sporcunun ve kura ile belirlenecek 1 sporcunun ekipmanları kontrol edilir.
  • FIS düzenlemelerine uygun olmayan ekipmanlarla yarıştığı tespit edilen sporcu jüri tarafından diskalifiye edilir.
Yarışma Disiplinleri
Erkek Bayan
Super Combi Super-G Super Combi Super-G
Super Combi Slalom Super Combi Slalom
Super-G Super-G
Büyük Slalom Büyük Slalom
Slalom Slalom
Katılımcı Sayısı
  • Yukarıda konu edilen koşulları yerine getiren her ülke katılabilir.
  • Bireysel yarışmalara 8 yarışmacıdan sadece 6’sı katılabilir.
  • Takım başına 3 yarışmacı katılır.
Yarışma Alanları
  • Erzurum Konaklı Alp Kayağı Tesisleri: Şehir merkezine 17 km uzaklıkta bulunan, 460 hektar kayak alanına sahiptir.
  • Hizmet Binası: Konaklı Kayak Tesisleri’ni kullanan sporcu ve ziyaretçilerin günü birlik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, kayak kiralama, satış, gişe hizmetleri, kafe, yemekhane, dinlenme ve servis ünitelerinden oluşmaktadır.
  • Yemekhane: Tek katlı olan binamız sporcuların gıda ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ünitelerden oluşmaktadır.
  • Bakım Binası: 4 adet kar aracı park alanı, bakım ve servis üniteleri ile ofislerden oluşmaktadır.
Liftler Uzunlık DC
A Lifti 1213m 4
B Lifti 2145 m 4
C Lifti 1613 m 4
D Lifti 1704 m 4
E Lifti 800 m 4
F Lifti 800 m 4
Harita

GENEL KURALLAR

FISU spor faaliyetlerine aşağıdaki şartları taşıyanlar katılabilir:
  • FISU’ya üyeliği olan kuruluşlar (birlikler)
  • FISU’ya üyeliğin bulunmadığı durumlarda:
    • Ulusal Olimpiyat Komiteleri’nin Olimpiyat Oyunları’na katılımına izin verdiği ülkeler.
    • Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nce tanınmayan Ulusal Olimpiyat Komitesi’ne sahip ülkeler
Aşağıdaki şartları taşımak kaydıyla FISU spor faaliyetlerine katılabilirler.
Katılacakları spor dalının bağlı olduğu bir ulusal federasyon bulunması ve bu ulusal
federasyonun ilgili spor dalının bağlı olduğu uluslararası federasyona üye olması gerekmektedir. Hangi ülkelerin hangi spor dalına katılacağına Yönetim Kurulu karar verir.
Sadece aşağıdaki şartları taşıyanlar sporcu olarak FISU Kış Oyunları’na katılabilir:
  • Sadece ulusal yüksek öğrenim kurumlarınca tanınan üniversite ve üniversiteye eş değer enstitülerde eğitimine devam etmekte olan öğrenciler.
  • Belirtilen eğitim kurumlarından, oyunların yapıldığı tarihten bir önceki dönemde diplomalarını almış olan öğrenciler.
  • 2.000.000’dan daha az sayıda nüfusu olan ülkeler ve 5.000’den daha az sayıda üniversite öğrencisine sahip ülkelerde lise öğrencileri FISU faaliyetlerine katılabilirler. Ancak lisede en az 2 yıldır okuduklarının kaydını sunmaları gerekmektedir. Yararlanmak isteyen ülkeler başvurularını, katılmak istedikleri faaliyetten en az 6 ay önce FISU Yönetimine yapmak zorundadır. Yapılacak başvuru ile birlikte ilgili ülkenin yüksek öğrenim kurumunca hazırlanacak belgeler de gönderilmek zorundadır.
Bütün sporcular aşağıdaki şartları taşımak zorundadır:
  • Temsil ettikleri ülkenin vatandaşı olmak.
  • Faaliyetin yapıldığı yıl, 01 Ocak itibari ile 17 yaşından küçük 28 yaşından büyük olmamak.

essaysheaven.com

,

Biathlon

Sporun ana hatları

Biathlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği bir kış sporudur. Sporun 18.yüzyıl İskandinavya’sına dayanan askeri kökenleri vardır: askerlerin uzun Norveç ve İsveç sınırı arasında devriye gezerken iyi nişan almaları ve hızla kayabilmeleri gerekiyordu. Bireysel, sprint, takım(relay), takip(pursuit) ve toplu çıkış(mass start) etkinlikleri vardır. Tümü engebeli ve parkurlardaki turlarda, yarışmayı ve atış mesafesindeki hedeflere ateş etmeyi içerir.

Yarışçı profili

Biathloncular için önemli olan iki özellik nişancılık ve kardiyovasküler uygunluktur. Ayrıca, kayarken hızlanmak için gösterilen çabadan, soğukkanlı ateş etme duruşuna geçebilmek iyi bir konsantrasyon gerekir.

Yarış

Başlangıçlarını genellikle belirlenmiş zaman aralıklarıyla yapan yarışmacılar, ‘skating’ stili ile kayar ve zamana karşı yarışırken hedefleri vurmak için dururlar. Ateş ederken ayakta durmak ya da yüzükoyun eğilmek tercih edilir. Bir hedefi kaçırmak cezalandırılır. Yarış mesafesi ve hedeflerin sayısı etkinliğe bağlıdır.

Sprint ve nöbetleşe yarışlar

Erkeklerde 20, kadınlarda 15 km olan ana etkinlik bireyseldir ve dört ateş etme evresi içerir. Erkeklerde 10 km olan sprint kadınlarda 7.5 kmdir ve iki atış evresinden oluşur. Nöbetleşe yarışlardaysa, dört biathloncunun her biri 6-7.5 km kayar ve iki kez ateş eder. Takipteyse 10-12.5km’den oluşan bir parkurda dört ateş etme evresi için durulur.

Atış takımı

Her bir yarışmacı sırtında 3,5 kg ağırlığında bir tüfek taşır. Bu tüfeklerin 5.6mm’lik cephaneleri elle doldurulabilir ya da 5 mermilik şarjörleri vardır.

Poligon

Poligon, başlangıç/bitiş çizgisinin yanına yerleştirilmiştir. Sıradan bir atış uzaklığı sağdan sola doğru numaralandırılmış 30 kulvardan oluşur. Sol taraf ayakta durarak, sağ tarafsa yüzükoyun atış yapmak üzere iki ayrı alan bulunabilir.

Hedef dışı

Ateş etmeye başlamadan önce yarışçılar tamamen durmalı ve iki batonu birden bırakmalıdır. Kalp atışlarını düzenlemek için, ateş etme alanına gelmeden hemen önce yavaşlayabilirler, bu da başarıyı etkiler. Bir hedef kaçırılması halinde ceza puanı verilir. Bireysel etkinliklerde kaçırılan her hedef için bir dakikalık ceza süresi eklenir. Diğer etkinliklerdeyse, yarışmacılar kaçırdıkları her hedef için 150m boyunca kaymak zorunda kalır. Seçkin atletler için bu, toplam yarış zamanının üstüne 30 saniye eklenmesi demektir.

BIATHLON YARIŞMA ALANLARI

Yarışma Alanları Tanıtımı

Kandilli Kayak Merkezi
Biathlon yarışma alanı Erzurum’a 36 km mesafededir. Bu mesafe arabayla yaklaşık 40 dakika
sürmektedir. Koşu parkurları ve atış alanı ortalama 1740m. yüksekliktedir. Biathlon ve Kayaklı
Koşu yarışmaları bu merkezde düzenlenecektir.
Biathlon Yarışma Alanı
Biathlon yarışma alanı Kandilli Kayak Merkezi’nde konuşlandırılmıştır. Yarışma Alanı, 2.0km,
2.5km, 3.0km, 3.3km, ve 4.0km kayaklı koşu parkurları, 30 adet elektronik hedef (HORA2000)
bulunan standart atış alanı, 150m. ceza parkuru, Çıkış/Varış alanı ve 1500 kişilik seyirci
kapasitesine sahiptir.
2.0km: 2,000m (uzunluk), 6-8 m (genişlik), 30.66 m. (yükselti farkı)
2.5km: 2,459m (uzunluk), 6-8 m (genişlik), 42.41 m. (yükselti farkı)
3.0km: 3,138m (uzunluk), 6-8 m (genişlik), 42.41 m. (yükselti farkı)
3.3km: 3,410m (uzunluk), 6-8 m (genişlik), 42.41 m. (yükselti farkı)
4.0km: 4000m (uzunluk), 6-8 m (genişlik), 42.41 m. (yükselti farkı)
GENEL KURALLAR
Katılım
FISU spor faaliyetlerine aşağıdaki şartları taşıyanlar katılabilir:
a) FISU’ya üyeliği olan kuruluşlar (birlikler)
b) FISU’ya üyeliğin bulunmadığı durumlarda:
1. Ulusal Olimpiyat Komiteleri’nin Olimpiyat Oyunları’na katılımına izin verdiği ülkeler.
2. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nce tanınmayan Ulusal Olimpiyat Komitesi’ne sahip ülkeler
aşağıdaki şartları taşımak kaydıyla FISU spor faaliyetlerine katılabilirler.
– Katılacakları spor dalının bağlı olduğu bir ulusal federasyon bulunması ve bu ulusal
federasyonun ilgili spor dalının bağlı olduğu uluslararası federasyona üye olması gerekmektedir.
Hangi ülkelerin hangi spor dalına katılacağına Yönetim Kurulu karar verir.
Sadece aşağıdaki şartları taşıyanlar sporcu olarak FISU Kış Oyunları’na katılabilir:
a) Sadece ulusal yüksek öğrenim kurumlarınca tanınan üniversite ve üniversiteye eş değer
enstitülerde eğitimine devam etmekte olan öğrenciler.
b) a) bendinde belirtilen eğitim kurumlarından, oyunların yapıldığı tarihten bir önceki dönemde
diplomalarını almış olan öğrenciler.
c) 2.000.000’dan daha az sayıda nüfusu olan ülkeler ve 5.000’den daha az
sayıda üniversite öğrencisine sahip ülkelerde lise öğrencileri FISU faaliyetlerine katılabilirler.
Ancak lisede en az 2 yıldır okuduklarının kaydını sunmaları gerekmektedir.Yukarıdaki  durumlardan yararlanmak isteyen ülkeler başvurularını, katılmak istedikleri faaliyetten en
az 6 ay önce FISU Yönetimine yapmak zorundadır. Yapılacak başvuru ile birlikte ilgili ülkenin
yüksek öğrenim kurumunca hazırlanacak belgeler de gönderilmek zorundadır.
Bütün sporcular aşağıdaki şartları taşımak zorundadır:
a) Temsil ettikleri ülkenin vatandaşı olmak.
b) Faaliyetin yapıldığı yıl, 01 Ocak itibari ile 17 yaşından küçük 28 yaşından büyük olmamak.
Güvenlik Kuralları
Biathlon silahlarını ve mühimmatını taşıyan sporcu ve/veya antrenörlerin silah ve muhimmatları
için kayıt formunu doldurması ve Türkiye’ye girişleri öncesi Erzurum Organizasyon Komitesi’ne
teslim etmesi gerekmektedir. Bu form Türkiye’ye giriş ve çıkış sırasında yapılacak gümrük
beyannamesi için arz edilmelidir.
Erzurum Havaalanı’na ulaşımın ardından, silahlar ve mühimmat Erzurum OC tarafından
sağlanan iki farklı araca yüklenerek birbirinden ayrı biçimde Kandilli Kayak Merkezi’ne
taşınacaktır. Silahlar, Sporcu Köyü içindeki tüfek deposunda ve mühimmat ise Sporcu Köyü
dışındaki mühimmat deposunda depolanmalı ve ayrı şekilde kayıtlandırılmalıdır. Sadece
takım koçlarının bu ekipmana erişim yetkisi olacaktır.
BİATHLON YARIŞMA KURALLARI
Biathlon yarışmaları, Uluslararası Biathlon Birliği’nin (IBU) en son yapılan kongresinde alınan
kararlar dahil en yeni teknik düzenlemeler doğrultusunda organize edilecektir. Herhangi bir
anlaşmazlık durumunda, İngilizce kural kitapçığı geçerli kabul edilecektir.
Spor ve disiplin kurallarına yönelik herhangi bir itiraz, teknik kurallar veya ISF tarafından
şart koşulmuş olan düzenlemelere bağlı olarak hakem ya da resmi yetkililere yarışma jürisince
ulaştırılır. Delegasyon Başkanı veya temsilcisinin, Jüri kararlarına karşı itiraz
etme hakkı vardır. Bu itiraz, Temyiz Mahkemesine, ISF kuralları doğrultusunda yazılı biçimde
sunulmalıdır. Bu gibi itirazlar, itiraz eden tarafın haklı olması ihtimalinde geri ödenmek şartıyla,
50 ABD Doları depozito yatırılarak yapılmalıdır. Bir spor branşıyla ilgili Temyiz
Jürisi kararları nihaidir ve bu kararlar konuya muhatap ülkenin Delegasyon Başkanı’na derhal
ibraz edilmelidir.
Yukarıdaki durumlara göre yapılan itirazlar, olaydan sonraki ilk altı saat içinde, FISU Başkan veya
Genel Sekreteri’nin varlığında Delegasyon Başkanı veya temsilcisi tarafından sunulmalıdır.
Yarışma Disiplinleri
Erkekler          Bireysel 20 km       Sprint 10 km     Takip 12,5 km    Toplu Çıkış 15 km
Bayanlar          Bireysel 15 km       Sprint 7,5 km    Takip 10 km       Toplu Çıkış 12,5 km
Katılımcı Sayısı
Her bir ülke aşağıda açıklanan sayıda sporcuyla iştirak edebilir:
Erkek
Sekiz (8) sporcu arasından sadece altı (6) tanesi bireysel ve sprint müsabakasına katılabilir.
Takip: Sprint müsabakasının en iyi 60 sporcusu otomatik olarak seçilmiş olur. Herhangi
bir şekilde sporcular arasında yer değiştirme veya çıkış almayanın yerine yenisini ekleme
yapılmayacaktır.
Toplu Çıkış: Tüm madalya kazananlar ve ek olarak IBU WC Puanlama sistemine göre son 3
yarışma içerisinde en yüksek puana sahip sporcular 30 kişiye kadar sıralanarak seçileceklerdir.
Yer değiştirme işlemi sıfırlamanın başlamasına bir (1) saat kalana değin yapılabilir.
Kadın
Sekiz (8) sporcu arasından sadece altı (6) tanesi bireysel ve sprint müsabakasına katılabilir.
Takip: Sprint müsabakasının en iyi 60 sporcusu otomatik olarak seçilmiş olur. Herhangi
bir şekilde sporcular arasında yer değiştirme veya çıkış almayanın yerine yenisini ekleme
yapılmayacaktır.
Toplu Çıkış: Tüm madalya kazananlar ve ek olarak IBU WC Puanlama sistemine göre son 3
yarışma içerisinde en yüksek puana sahip sporcular 30 kişiye kadar sıralanarak seçileceklerdir.
Yer değiştirme işlemi sıfırlamanın başlamasına bir (1) saat kalana değin yapılabilir.
Karışık Bayrak, 2×6 km Kadın+2×7.5km Erkek yarışını içerir. Her bir ülke iki (2) kadın ve iki (2)
erkek sporcuyu içeren sadece bir (1) takım işle karşık bayrak yarına katılabilirler.
İlk Teknik Toplantıda , Kafile Başkanı veya temsilcisi CIC tarafından akredite edilmiş sporcuların resmi listesini imzalayarak onaylar.

https://hausarbeithilfe.com/