<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Neden-Nasıl-Nedir &#187; NEDEN</title>
	<atom:link href="http://www.nedennasilnedir.com/category/neden/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nedennasilnedir.com</link>
	<description>Daha Öğrenecek Çok Şey Var....</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Jan 2012 09:47:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.3</generator>
		<item>
		<title>E-pasaport Nedir.? Nasıl Alınır.?</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/e-pasaport-nedir-nasil-alinir.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/e-pasaport-nedir-nasil-alinir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 12:25:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NASIL]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[2011 yılı pasaport]]></category>
		<category><![CDATA[2011 yılı pasaport için evraklar]]></category>
		<category><![CDATA[2011 yılı pasaport nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[2011 yılı pasaport nereden alınır]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport için evraklar]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport için gerekli belgeler nedir]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport için ne isteniyor]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport nasıl alınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport nasıl başvurulur]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport nedir]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport nereden alınır]]></category>
		<category><![CDATA[E-pasaport nereden alınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[pasaport]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=3735</guid>
		<description><![CDATA[E-pasaportların yürürlüğe girmesiyle birlikte eski tip pasaportlarla seyahat imkanı 24 Kasım 2015 tarihinde sona erecek. Pasaportunun süresi dolmayan vatandaşlar, 2015&#8242;e kadar eski pasaportlarını kullanabilecek. Bununla birlikte, eski tip pasaportlarının geçerlilik süresi sona erenler, 31 Ocak 2011&#8242;e kadar pasaport süresini uzatabilecek. Eski pasaportların süresi 1 Şubat&#8217;tan itibaren uzatılmayacak. Bu tarihten itibaren pasaport süseri dolanlara e-Pasaport verilecek. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fe-pasaport-nedir-nasil-alinir.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/pasaport.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignnone size-full wp-image-3738" title="pasaport" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/pasaport.jpg" alt="" width="470" height="247" /></a>E-pasaportların yürürlüğe girmesiyle birlikte eski tip pasaportlarla  seyahat imkanı 24 Kasım 2015 tarihinde sona erecek. Pasaportunun süresi  dolmayan vatandaşlar, 2015&#8242;e kadar eski pasaportlarını kullanabilecek.  Bununla birlikte, eski tip pasaportlarının geçerlilik süresi sona  erenler, 31 Ocak 2011&#8242;e kadar pasaport süresini uzatabilecek. Eski  pasaportların süresi 1 Şubat&#8217;tan itibaren uzatılmayacak.</p>
<p>Bu tarihten itibaren pasaport süseri dolanlara e-Pasaport verilecek. Uluslararası standartlarda hazırlanan e-Pasaportların 1 Haziran 2010&#8242;dan  itibaren kullanıma sunulmasıyla çok sayıda kişi Emniyet Genel  Müdürlüğünü arayarak uygulama hakkında bilgi istedi.</p>
<p class="baslik"><strong>PASAPORTLAR AVRUPA BİRLİĞİ İLE UYUMLU HALE GETİRİLDİ</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de üretilecek e-Pasaportlar Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde tasarlandı ve renkleri de bu çerçevede belirlendi.</p>
<p>Umuma  mahsus e-Pasaportların rengi bordo, diplomatik e-Pasaportların rengi de  siyah olarak değiştirildi. Hususi damgalı ve hizmet damgalı  e-Pasaportlar ise yeşil ve gri renkte üretilmeye devam ediliyor.<br />
E-Pasaportlarının ebatları Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu  (ICAO) standartlarıyla uyumlu hale getirilerek 88&#215;125 milimetre olacak  şekilde düzenlendi ve sayfa sayılarında değişikliğe gidildi. Hususi  pasaport ve hizmet pasaportlarının sayfa sayıları 52&#8242;den 28&#8242;e düşürüldü.  Umuma mahsus pasaportlar 60, diplomatik pasaportlar ise 28 sayfa olacak  şekilde tasarlandı. Umuma mahsus e-Pasaportlarda 57, hususi ve hizmet  damgalı olanlarda 25, diplomatik e-Pasaportlarda ise 24 adet vize  sayfası bulunuyor.</p>
<p class="baslik"><strong>NASIL BAŞVURU YAPILIR?</strong></p>
<p>E-Pasaportlar  hangi yaşta olursa olsun tüm bireyler için müstakil olarak  düzenleniyor. Bu nedenle, e-Pasaportlarda refakat hanesi bulunmuyor.</p>
<p>Umuma mahsus e-Pasaportlar; en az 6 ay olmak üzere, 1, 2, 3, 4, 5 ve 10  yıllık düzenleniyor. Müracaat tarihi itibariyle 18 yaşını geçmemiş  olanlara en fazla 5 yıl; 18 yaşından büyükler için de en fazla 10 yıl  pasaport tanzim ediliyor. Hususi damgalı e-Pasaportlar en az 6 ay en çok  5 yıl süre ile düzenleniyor. Hizmet damgalı e-Pasaportlar ise 6 aydan  az olmamak ve 5 seneyi geçmemek şartıyla pasaport sahibinin görev  süresine göre düzenleniyor.<br />
Türkiye&#8217;de yaşayanlar e-Pasaport almak için 81 il ve 287 ilçe emniyet  müdürlüğü bünyesinde hizmet veren 368 başvuru merkezine, yurt dışında  yaşayanlar ise bulundukları ülkedeki büyükelçiliklerin konsolosluk  şubelerine veya başkonsolosluklara başvurabilir.</p>
<p class="baslik"><strong>İNTERNET SİTESİNDEN RANDEVU ALABİLİRSİNİZ</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Yurt  içinde yaşayanlar, e-Pasaport başvurusunu ilgili pasaport şubesine  şahsen gidip sıra numarası alarak yapabilir. Başvuru işlemi 7/24 hizmet  veren 0216 444 30 20 numaralı Çağrı Merkezi veya “e-pasaport.gov.tr”  internet sitesinde yer alan “randevu talebi” seçeneği üzerinden randevu  alarak da gerçekleştirilebilir. Randevu tarihi, aynı internet  sitesindeki “başvuru izleme” kısmından değiştirilebilir veya iptal  edilebilir.</p>
<p class="baslik"><strong>RANDEVUSUZ BAŞVRULARI ÇAĞRI MERKEZİNDEN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Yapılan  e-Pasaport başvurusunun hangi aşamada olduğu ise yine “başvuru izleme”  başlığından izlenebilir. Başvuruyu izlemek için randevu aldıktan sonra  e-posta adresine gönderilen referans numarası ile TC Kimlik numarasını  girmek yeterli.</p>
<p>E-Pasaport başvurusunu randevusuz olarak yapmış  olan başvuru sahipleri de başvurularının durumunu referans numarasına  gerek kalmadan yalnızca TC Kimlik numaralarıyla e-Pasaport Çağrı  Merkezi&#8217;ni arayarak sorgulayabilir.</p>
<p class="baslik"><strong>BAŞVURU İÇİN İSTENEN BELGELER</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Umuma mahsus pasaport başvurusu için şu belgeler isteniyor:</p>
<p>- Nüfus cüzdanının aslı (TC Kimlik numaralı)<br />
- Son 6 ay içinde çekilmiş 2 adet biyometrik vesikalık fotoğraf (yurt dışı başvurular için 1 adet yeterli)<br />
- Varsa daha önceden alınmış pasaportlar<br />
- Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont (yurt dışında, başvurulan konsolosluğa yatırılıyor)<br />
-Pasaport harç bedelinin yatırıldığına dair dekont (yurt dışında, başvurulan konsolosluğa yatırılıyor)<br />
- Başvuru sahibinin özel durumuna göre talep edilebilecek diğer belgeler<br />
Hizmet pasaportu başvuruları için: &#8211; Başvuru sahibinin, mensubu bulunduğu kurumdan onaylanmış Hizmet Pasaportu Talep Formu<br />
- Nüfus cüzdanının aslı<br />
- Son 6 ay içinde çekilmiş 2 adet biyometrik vesikalık fotoğraf<br />
- Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont<br />
- Başvuru sahibinin özel durumuna göre talep edilebilecek diğer belgeler</p>
<p class="baslik"><strong>HUSUSİ PASAPORTLAR İÇİN İSTENEN BELGELER</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">- a) Çalışanlar için, çalıştıkları kurumun yetkili amiri tarafından onaylanmış matbu talep formu<br />
b) Emekli olma veya istifa suretiyle görevlerinden ayrılmış olanların  emekli olduğu veya ayrıldığı tarihteki unvan ve kadro derecesini  gösteren, kurumlarından alacakları mühürlü belge<br />
c) Emekli sıfatıyla kendisine, eşine veya çocuklarına düzenlenmiş hususi  pasaportlarının değiştirilmesi talebinde bulunanların emekli  cüzdanlarının aslı ve fotokopisi<br />
- Nüfus cüzdanının aslı<br />
- Son 6 ay içinde çekilmiş 2 adet biyometrik vesikalık fotoğraf<br />
- Varsa daha önceden alınmış pasaportlar<br />
- Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont<br />
- Başvuru sahibinin özel durumuna göre talep edilebilecek diğer belgeler</p>
<p class="baslik"><strong>DİPLOMATİK PASAPORTLAR İÇİN İSTENEN BELGELER</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">“Diplomatik e-Pasaport Başvuru Formu” ile birlikte<br />
-Üzerinde TC kimlik numarası bulunan nüfus cüzdanı veya onaylı örneği<br />
-Diplomatik e-Pasaport cüzdan bedelinin yatırıldığına dair dekont<br />
-Son altı ay içerisinde çektirilmiş iki adet biyometrik fotoğraf.<br />
-Sürekli dış göreve gideceklerden atama kararının örneği/Bakanlar Kurulu Kararı&#8217;nın örneği.<br />
-Sürekli dış göreve gideceklerin Dışişleri Bakanlığı Eğitim Merkezi  Başkanlığı&#8217;nın yönlendirme kurslarına katıldıklarını gösterir belge.<br />
-Mevcut eski pasaportların güvenlik nedeniyle iptali gerektiğinden, önceki diplomatik pasaportlar<br />
-18 yaşından küçük çocuklar için hak sahibinin eşinin muvafakat ettiğini  gösteren noter onaylı belge veya Dışişleri Bakanlığına bizzat gelerek  muvafakatname imzalanması gerekiyor.<br />
-18 yaşından büyük kız çocuklarının gelir getiren bir işte çalışmadıklarını ve evli olmadıklarını beyan eden taahhütname</p>
<p class="baslik"><strong>BİYOMETRİK FOTOĞRAF</strong></p>
<p class="baslik">
<p class="baslik"><strong><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/pasaport-için-resim-örneği.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignnone size-full wp-image-3737" title="pasaport-için-resim-örneği" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/pasaport-için-resim-örneği.jpg" alt="" width="329" height="470" /></a><br />
</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">CAO  standartlarına göre üretilen e-Pasaportların kimlik sayfasında fotoğraf  bölümü için ayrılan bölümün ebatları 35&#215;45 milimetre olacak şekilde  belirlendi. Ancak başvuru sırasında kullanılacak fotoğrafların tarayıcı  tarafından algılanabilmesi için bu ebattan büyük olması gerekiyor.</p>
<p>Bu nedenle, biyometrik özellikte olması şartıyla, Emniyet Genel  Müdürlüğü tarafından tavsiye edilen vesikalık fotoğraf ebatı 50&#215;60  milimetre olarak belirlendi. Aksi takdirde başvuru tamamlanamıyor veya  tamamlansa bile bu pasaportlar tanzim sırasında kalite kontrolden  geçemediği için iptal edilebiliyor. Bu durumda da yeniden başvuru  gerekebiliyor.<br />
Biyometrik fotoğraf çektirirken belli bir kıyafet zorunluluğu ise bulunmuyor. Biyometrik fotoğrafta kişinin yüzünün tamamen görünür olması, saçın gözü kapatmaması gerekiyor.</p>
<p class="baslik"><strong>PASAPORTLAR ADRESE GÖNDERİLİYOR</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Yurt içi başvuru sahiplerinin e-Pasaportu özel posta aracılığıyla doğrudan adreslerine gönderiliyor.</p>
<p>Başvuru  sahibine ya da muvafakat verdiği kişiye ulaşılamaması durumunda  pasaportu başvuruda bulunulan emniyet müdürlüğünden teslim alınabilir.  Yurt dışı başvuru sahipleri ise pasaportunu yalnızca başvuruda  bulundukları büyükelçilik veya başkonsolosluktan teslim alabilir.  PTT tarafından adrese gönderilen pasaportlar için herhangi bir ücret  ödenmesi gerekmiyor. E-Pasaportun yurtiçinde başvuru sahiplerinin  adreslerine 2-3 günlük sürede teslim edilmesi öngörülüyor. Pasaportların  yurt dışı başvuru merkezlerine ise 5-7 gün içinde ulaştırılması  öngörülüyor. E-Pasaport, başvuru sahibine ya da başvuru sırasında  muvafakat verilecek kişiye imza karşılığında teslim ediliyor.</p>
<p class="baslik"><strong>PASAPORTTAKİ BİLGİLERE ERİŞMEK MÜMKÜN MÜ?</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">E-Pasaportların  yongalarındaki veriler, standartları ICAO tarafından belirlenmiş bir  formatta şifreli olarak bulunuyor. Bu şifre pasaportların Makinede  Okunabilir Alan (MRZ) olarak belirlenen görsel bölümünden ve önceden her  bir ülke makamlarına dağıtılan milli kamusal şifrenin bileşiminden  oluşturuluyor. Bu şifreleme sistemi sayesinde yonga içerisindeki  verilerin gizliliği tam olarak korunuyor.</p>
<p>Verilerin şifresini  çözmek ve kişisel bilgilere erişebilmek için MRZ alanındaki verilerin  bilinmesi gerekli. Pasaportun kişiselleştirilmiş sayfası açılıp özel  okuyucuya yerleştirilmedikçe pasaporttaki kişisel bilgilere uzaktan  elektronik olarak erişilmesi mümkün değil.</p>
<p class="baslik"><strong>E-PASAPORTLAR KOPYALANABİLİR Mİ?</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Teorik  olarak e-Pasaport yongalarındaki bilgilerin sahte bir yongaya  kopyalanması mümkün. Ancak kopyalama yapılırken veri üzerinde değişiklik  meydana geleceğinden o anda dijital imza geçersiz olacağı için  e-Pasaport geçersiz kalacak. Art niyetli kişilerin sahte bir sertifika  makamı oluşturarak dijital imzayı taklit etmeleri durumunda ise ülkeler  arası çalışan ve ICAO tarafından organize edilen Açık Anahtarlar Dizini  (PKD) sayesinde oluşturulan sertifika makamının Türk makamlarınca  oluşturulan sertifika makamı olmadığı anlaşılacak ve pasaport sınır  kapılarında geçersiz hale gelecek.<br />
E-Pasaportların kullanıma girmesiyle birlikte hem görsel ögelerin  yerleştirilmesindeki ek güvenlik özellikleri hem de elektronik yongada  bulunan bilgilerin belli edilmeden tahrif edilmesi imkansız hale geldi.</p>
<p class="baslik"><strong>E-PASAPORT SINIR KAPISINDA SORUN ÇIKARSA NE YAPILMALI?</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">E-Pasaportlardaki  yongalar birçok güvenlik bileşeninden yalnızca birini oluşturuyor.  Yongaları sınır kapılarında okunamasa bile e-Pasaportlar son kullanım  tarihine kadar geçerli bir seyahat belgesi olarak kullanılabiliyor.</p>
<p><strong>YURT DIŞINDA ACİLEN PASAPORTA İHTİYAÇ OLDUĞUNDA NE YAPILMALI?</strong><br />
Yurt dışında acil pasaporta ihtiyaç duyulduğunda en yakın konsolosluğa  başvurulmalı. Konsolosluklar tarafından kişinin adınıza seyahat belgesi  düzenleniyor. Seyahat Belgesi, acil durumlarda kişinin yalnızca  Türkiye&#8217;ye seyahat edebilmesini sağlayan ve yalnızca dış temsilcilikler  tarafından düzenlenen bir belge. Seyahat belgeleri aynı gün içinde  düzenlenebiliyor. Seyahat belgesi en fazla 1 ay süreyle geçerli ve  Türkiye&#8217;ye girdikten sonra işlevini tamamladığı için bir daha  kullanılamıyor.</p>
<p class="baslik"><strong>E-PASAPORT KAYBEDİLİRSE NE YAPILMALI?</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Kayıp  veya çalıntı pasaportlar sınır kontrollerinde kolayca tespit  edilebiliyor. Bu nedenle, sınır makamlarının bilgilendirilmesi amacıyla  durum en kısa sürede başvuru merkezlerine (yurt içinde emniyet  müdürlüklerine veya en yakın karakola, yurt dışında ise konsolosluklara)  bildirilmeli.</p>
<p class="detay-text_analiz"><strong>ESKİ PASAPORTUN GEÇERLİLİK SÜRESİ E-PASAPORTA EKLENECEK Mİ? </strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Eski tip pasaportlar geçerlilik sürelerinin sonuna kadar  kullanılabileceği gibi e-Pasaport başvurusunda bulunulması halinde  başvuru tarihi itibariyle geçerli olan süre e-Pasaporta harçsız olarak  aktarılıyor.Süresi dolmuş bir eski tip pasaportta bulunan geçerli bir  vize, üzerine iptal damgası basılarak geçersiz kılınmadığı müddetçe  geçerli kabul ediliyor ve e-Pasaportla birlikte ibraz edilebiliyor.</p>
<p class="baslik"><strong>HİZMET PASAPORTLARI ŞAHSİ YURT DIŞI SEYAHATLERDE DE KULLANILABİLİR Mİ?</strong></p>
<p class="detay-text_analiz">Hizmet  pasaportlarının geçerlilik süreleri resmi amaçla gerçekleştirilecek  seyahatin süresine göre belirleniyor. Hizmet pasaportları resmi  seyahatin bitiminde ilgili Emniyet Müdürlüğüne iade ediliyor. Bu nedenle  hizmet pasaportları şahsi yurt dışı Seyehatlarda kullanılamıyor.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fe-pasaport-nedir-nasil-alinir.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/e-pasaport-nedir-nasil-alinir.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/e-pasaport-nedir-nasil-alinir.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/e-pasaport-nedir-nasil-alinir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nükleer santral</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 14:06:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NASIL]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Reaktör Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral nasıl çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral olan ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Santral Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer santral zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=3566</guid>
		<description><![CDATA[Nükleer santral, bir veya daha fazla sayıda nükleer reaktörün yakıt olarak radyoaktif maddeleri kullanarak elektrik enerjisinin üretildiği tesisdir. Radyoaktif maddeler kullanılmasından dolayı diğer santrallerden farklı ve daha sıkı güvenlik önlemlerini, teknolojileri içerisinde barındırır. Çalışma prensibi Reaktörün kalbinde, elde edilen ısıl enerji suya aktarılır, su almış olduğu bu enerji sebebiyle faz değiştirir ve kızgın buhar haline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fnukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><img class="alignleft" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/55/Nuclear_Power_Plant_Cattenom_a.png/300px-Nuclear_Power_Plant_Cattenom_a.png" alt="" width="300" height="130" />Nükleer santral, bir veya daha fazla sayıda nükleer reaktörün yakıt olarak radyoaktif maddeleri kullanarak elektrik enerjisinin üretildiği tesisdir. Radyoaktif maddeler kullanılmasından dolayı diğer santrallerden farklı ve daha sıkı güvenlik önlemlerini, teknolojileri içerisinde barındırır.</p>
<p><strong>Çalışma prensibi</strong></p>
<p>Reaktörün kalbinde, elde edilen ısıl enerji suya aktarılır, su almış olduğu bu enerji sebebiyle faz değiştirir ve kızgın buhar haline dönüşür. Elde edilen bu buhar daha sonra elektrik jeneratörüne bağlı olan buhar türbinine verilir. Su buharı, türbin mili üzerinde bulunan türbin kanatları üzerinden geçerken daha önceden almış olduğu ısıl enerjiyi kullanarak, türbin milini döndürür. Bu mekanik dönme hareketi sonucunda alternatörlerde elektrik elde edilir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir. Türbinden çıkan, ısıl enerjisi yani sahip olduğu basınç ve sıcaklığı düşmüş olan buhar, tekrar kullanılmak üzere yoğuşturucuda (kondenser) yoğuşturulup su haline dönüştürüldükten sonra, tekrar reaktörün kalbine gönderilir. Yoğuşturucuda su buharının faz değişimini yapabilmek için çevrede bulunan deniz, göl gibi su kaynaklarını soğutucu olarak kullanır.</p>
<h2>Nükleer Reaktör Tipleri</h2>
<p><span style="color: green; font-size: small;"><strong>Basınçlı Su Reaktörü &#8211; PWR</strong></span></p>
<p>PWR tipi reaktör tasarımı, ABD donanmasının Nükleer denizaltı  yapım programı sırasında düşünülmüştür. İlk Prototip olan STR MARK-I  reaktörü 1953 Martında kritikliğe eriştikten 2 yıl sonra, 1955 Ocak  ayında ilk nükleer denizaltı Nautillius denize indirilmiştir.Bugün,  dünyada ticari olarak en yaygın kullanılan reaktör tipidir.</p>
<p>Bu Reaktörler, %3-%5 oranında zenginleştirilmiş uranyum yakıt kullanır.</p>
<p>Üretilen enerji Birincil devre soğutucusu (hafif su) vasıtasıyla  reaktörün kalbinden çekilir. Reaktöre giriş sıcaklığı 290°C ve çıkış  sıcaklığı 330°C civarında olan soğutucu, kaynamaması için atmosfer  basıncının 150 katı basınç altında tutulur.</p>
<p>Bu şekilde çekilen enerki buhar üreteçlerinde ikincil devreye  aktarıldıktan sonra saoğutucu birincil devre pompası tarafından  reaktörün kalbine geri gönderilir.</p>
<p>İkincil devreye aktarılan ısı enerjisiyle buhar üretecinde üretilen buhar,türbin-jeneratör biriminde elektrik üretir.</p>
<p>Yoğuşturucuda sıvı fazına dönen ikincil devre soğutucusu yeniden buhar üretecine gönderilir.</p>
<p>Reaktör kontrolünde ve kapatılmasında kullanılan kontrol çubukları,  sistem basıncını ayarlayan basınçlayıcı ve bir kaza durumunda reaktörün  kalbini soğutan acil durum kalp soğutma sistemi önemli bileşenler ve  sistemler arasında sayılabilir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.nukleersantral.net/resimler/PWR.JPG" alt="" width="540" height="290" /></p>
<p><span style="color: green; font-size: small;"><strong>Kaynar Sulu Reaktörler &#8211; BWR</strong></span></p>
<p>Dünyada elektrik enerjisi üreten reaktörler tipleri arasında basınçlı su  reaktörlerinden sonra en yaygın olarak kullanılan Kaynar Sulu  Reaktörlerin (BWR) ticari amaçlı ilk örneği olan 180 MWe gücündeki  Dresden-1 reaktörünün yapımına, General Electric firması tarafından 1957  yılında ADB&#8217;de başlanmış ve bu reaktör 1961 yılında işletmeye  alınmıştır.</p>
<p>Bu Reaktörlerde, %3-%5 oranında zenginleştirilmiş uranyum yakıt kullanır.</p>
<p>Üretilen enerjinin çekilmesi giriş sıcaklığı 275°C, çıkış sıcaklığı  290°C olan, atmosfer 70 katı basınç altında tutulan ve kaynamasına izin  verilen soğutucu (hafif su) vasıtasıyla sağlanır.</p>
<p>Buharlaşan soğutucu nem ayırıcı ve kurutuculardan geçtikten sonra  taşıdığı ısı enerjisi türbin-jeneratör biriminde elektrik enerjisine  dönüştürülür.</p>
<p>Yoğuşturucuda sıvı fazına dönen soğutucu yeniden reaktör kalbine gönderilir.</p>
<p>Reaktör kontrolünde ve kapatılmasında kullanılan kontrol çubukları, kalp  içerisinde düzgün bir ısı dağıtımı sağlamakta kullanılan kalp içi  çevrim pompaları ve ve bir kaza durumunda reaktörün kalbini soğutan acil  durum kalp soğutma sistemi önemli bileşenler arasında sayılabilir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.nukleersantral.net/resimler/BWR.JPG" alt="" width="567" height="293" /></p>
<p><span style="color: green; font-size: small;"><strong>Basınçlı Ağır Su Reaktörleri &#8211; PHWR</strong></span></p>
<p>Ağır sulu reaktörler, tasarımında fiziksel ve termodinamik  özellikleri suya çok benzeyen ancak nötronik özellikleri farklı olan  ağır suyu (D2O) soğutucu ve yavaşlatıcı olarak kullanan reaktörlerdir.  Ağır suyun nötron yavaşlatma gücünün normal sudan daha iyi olması ve  soğuma özelliğinin daha az olması, bu tip reaktörlerde yakıt olarak  doğal uranyumun kullanılmasına olanak verir.Ağır sulu reaktörler içinde  en çok tercih edilen tip basınçlı ağır su reaktörleridir. Bu  reaktörlerde soğutucunun PWR&#8217;lerde olduğu gibi basınç altında tutularak  kaynaması önlenir. Basınçlı ağır su reaktörleri Kadara tarafından  geliştirilip ticari hale getirildiği için Kanada teknolojisi basınçlı  ağır su reaktörünün ismi olan CANDU (Canadian Deuterium Uranium) ile  özdeşleşmiştir. Bu nedenle PHWR tipi reaktörler aynı zamanda CANDU tipi  olarakta adlandırılmaktadır.</p>
<p>CANDU reaktörü, basınç tüpü tasarımına sahip bir PHWR&#8217;dir. Reaktör  kazanı büyük silindir şeklinde bir tanktır.Bu tankın içinden yakıt  kanalları adı verilen birkaç yüz tüp geçer. Yakıt kanallarına yakıt  demetleri yerleştirilir.Bunlar kaynamanın engellenmesi için atmosfer  basıncının 100 katı basınç altında tutulan ağır su soğutucu ile  soğutulur.</p>
<p>Soğutucu, önce yakıt kanallarına, buradan buhar üreteçlerine pompalanır.  Buhar üretecinde enerjisini bırakarak çıkan soğutucu başka bir kanaldan  veya ters yönden yeniden reaktör kalbine gönderilir. ve burdan  çıktıktan sonra diğer buhar üretecine gider.</p>
<p>Elektrik üretimi, sistemin ikincil bölümünde PWR reaktörüne benzer bir şekilde gerçekleşir.</p>
<p>Önemli sistem bileşenleri arasında basınçlayıcı, yakıt değiştirme  makinası, farklı kapatma sistemi ve acil durum kalp soğutma sistemi  sayılabilir.</p>
<p>Sistem doğal uranyum kullanacak şekilde tasarlanmıştır ve yakıt  değiştirme makinası vasıtasıyla reaktör çalışırken yakıt  değiştirilebilmektedir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.nukleersantral.net/resimler/PHWR.JPG" alt="" width="537" height="247" /></p>
<p>Dünyada nükleer santral Olan yada Nükleer Santral plamlayan ülkeler</p>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/nükleer-santral-olan-ülkeler.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignnone size-full wp-image-3568" title="nükleer-santral-olan-ülkeler" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/nükleer-santral-olan-ülkeler.jpg" alt="" width="675" height="510" /></a>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fnukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-santral-nedir-nasil-calisir-nasil-olur.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nükleer Enerji</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 13:50:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NASIL]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji yakıtı]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer Enerji zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=3562</guid>
		<description><![CDATA[Nükleer enerji, atomun çekirdeğinden elde edilen bir enerji türüdür. Kütlenin enerjiye dönüşümünü ifade eden, Albert Einstein&#8217; a ait olan E=mc² (E: Enerji, m: kütle, c: Işığın sabit hızı) formülü ile ilişkilidir. Bununla beraber, kütle &#8211; enerji denklemi, tepkimenin nasıl oluştuğunu açıklamaz, bunu daha doğru olarak nükleer kuvvetler yapar. Nükleer enerjiyi zorlanmış olarak ortaya çıkarmak ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fnukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong> </strong></p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 270px"><strong><strong><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/15/Nuclear_fission.svg/260px-Nuclear_fission.svg.png" alt="" width="260" height="406" /></strong></strong><p class="wp-caption-text">Fisyon Tepkimesi: Uranyum, nötron bombardımanına tutulur. Karasız hale gelen ağır atomik yapı daha hafif atomlara parçalanır. Nükleer santrallerde yaygın şekilde kullanılır.</p></div>
<p><strong>Nükleer enerji</strong>, atomun çekirdeğinden elde edilen bir enerji türüdür. Kütlenin enerjiye dönüşümünü ifade eden, Albert Einstein&#8217; a ait olan E=mc² (<strong>E</strong>: Enerji, <strong>m</strong>: kütle, <strong>c</strong>: Işığın sabit hızı) formülü ile ilişkilidir.</p>
<p>Bununla beraber, kütle &#8211; enerji denklemi, tepkimenin nasıl oluştuğunu  açıklamaz, bunu daha doğru olarak nükleer kuvvetler yapar. Nükleer  enerjiyi zorlanmış olarak ortaya çıkarmak ve diğer enerji tiplerine  dönüştürmek için nükleer reaktörler kullanılır.</p>
<p>Nükleer enerji, üç nükleer reaksiyondan biri ile oluşur:</p>
<ol>
<li>Füzyon: Atomik parçacıkların birleşme reaksiyonu.</li>
<li>Fisyon: Atom çekirdeğinin zorlanmış olarak parçalanması.</li>
<li>Yarılanma: Çekirdeğin parçalanarak daha kararlı hale geçmesi. Doğal  (yavaş) fisyon (çekirdek parçalanması) olarak da tanımlanabilir.</li>
</ol>
<p>Ağır radyoaktif maddelerin,dışarıdan nötron bombardımanına tutularak  daha küçük atomlara parçalanması olayına fisyon,hafif radyoaktif  atomların birleşerek daha ağır atomları meydana getirdiği nükleer  tepkimelere ise füzyon tepkimesi denir.Füzyon tepkimeleriyle fisyon  tepkimelerinden daha fazla enerji elde edilir.Güneş patlamaları  füzyon&#8217;a,nükleer santrallerde kullanılan tepkimeler,atom bombası  teknolojisi gibi faaliyetler de fisyon&#8217;a örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p>Nükleer enerji, 1896 yılında <span class="mw-redirect">Fransız</span> fizikçi Henri Becquerel tarafından kazara, uranyum maddesinin fotoğraf plakaları ile yanyana durması ve karanlıkta yayılan <span class="mw-redirect">X-Ray</span> ışınlarının farkedilmesi ile keşfedilmiştir.</p>
<h2><span id="N.C3.BCkleer_Enerjinin_Eldesi" class="mw-headline">Nükleer Enerjinin Eldesi</span></h2>
<p>Bir nükleer santral kurmak için zenginleştirilmiş Uranyuma  ihtiyaç vardır.Uranyumun fizyon tepkimesine girerek bölünmesi sonucunda  açığa çok yüksek miktarda enerji çıkar. Bu bölünme için, nötronlar  yüksek bir hızla uranyum elementinin çekirdeğine çarpar. Bu çarpışma  çekirdeğin kararsız hale geçmesine ve sonrasında büyük bir enerji açığa  çıkartan fisyon tepkimesine neden olur Gerçekleşen tetikleyici ilk  fisyon tepkimesi sonucunda ortama nötronlar yayılır. Bu nötronlar diğer  uranyum çekirdeklerine çarparak fisyonu elementin her atom çekirdeğinde  gerçekleştirene kadar devam eder. Ortaya çıkan enerji kontrol edilmediği  taktirde ölümcül boyutlardadır. Kontrol etmek için reaktörlerde fazla  nötronları tutan ve tepkimeye girmesini engelleyen üniteler vardır. Bu  sayede kontrollü bir fisyon tepkimesi zinciri sağlanır.</p>
<h2><span id="N.C3.BCkleer_Santrallerde_.C3.9Cretim" class="mw-headline">Nükleer Santrallerde Üretim</span></h2>
<p>Nükleer santralin iç yapısına baktığımızda, uranyumun fisyon  tepkimesine girmesiyle oluşan enerji su buharının çok yüksek  sıcaklıklara kadar ısıtılmasını sağlar. Yüksek sıcaklıktaki bu buhar,  elektrik jeneratörüne bağlı olan türbinlere verilir. Türbin  kanatçıklarına çarpan yüksek enerjili buhar, bilinen şekilde türbin  şaftını çevirir ve jeneratörün elektrik enerjisi üretmesi sağlanır.  Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller  ile kullanılacağı yere gönderilir. Türbinden çıkan basınç ve sıcaklığı  düşmüş buhar, tekrar kullanılmak üzere yoğunlaştırıcıya gider ve su  haline geldikten sonra tekrar bölünme ile açığa çıkan enerji ile  ısıtılıp buhar haline getirilir ve döngü devam eder.</p>
<h2><span id="Tart.C4.B1.C5.9Fmalar" class="mw-headline">Tartışmalar</span></h2>
<p>Nükleer enerji,günümüzün ve geleceğin en önemli enerji kaynaklarından biri olarak kabul görmektedir.Petrol ve <span class="mw-redirect">doğalgaz</span>&#8216;ın  bazı ülkede geniş rezervler halinde bulunması,ve bu kaynakların  yenilenemez oluşu birçok ülkeyi nükleer araştırmalara ve nükleer  enerjiden faydalanmaya yönlendirmiştir.Bugün bakıldığında dünya üzerinde  400&#8242;den fazla nükleer enerji santrali vardır ve bunlar Dünya&#8217;nın toplam  elektrik ihtiyacının %15&#8242;ini sağlayacak kapasitede  çalışmaktadılar.Örneğin Fransa,elektrik ihtiyacının %77&#8242;sini nükleer reaktörlerinden sağlamaktadır.</p>
<p>Yetişmiş eleman,atıkların depolanması ve yeterli güvenlik çalışması  yapıldıktan sonra nükleer santrallerin çevrelerine büyük çaplı  zararlarlar verdiği herhangi bir olay gerçekleşmemiştir.Bu güne kadar  çevreye zarar verebilecek ölçüde büyük 3 tane nükleer santral kazası  gerçekleşmiştir.Bunlardan ilk 2&#8242;si alınan önlemlerle çevrelerine  herhangi bir zarar vermezken,3.olarak gerçekleşen Çernobil Kazası&#8217;nın  insan ve inşaat hatalarından kaynaklandığı bilinmektedir.</p>
<p>Bu kazalar:</p>
<p>1)1957 yılında İskoçya&#8217;da  meydana gelen Windscale kazası; bu kazada reaktörün civarına bir miktar  radyasyon yayılmakla beraber ölümle veya akut radyasyon hastalığıyla  sonuçlanan bir olay meydana gelmemiştir.<br />
2)1979 yılında <span class="mw-redirect">ABD</span>&#8216;de  meydana gelen Three Mile Island kazası; normal bir işletim arızası,  ekipman kaybı ve operatör hatası ile kazaya dönüşmüş, ancak kısmi  reaktör kalbi ergimesi meydana gelmesine rağmen reaktörü çevreleyen  beton koruyucu kabuğun sayesinde çevreye ciddi bir radyasyon sızıntısı  olmamıştır.<br />
3)1986 yılında Ukrayna&#8217;da meydana gelen Çernobil reaktör kazası;  bu kaza insan ölümüne neden olmuş tek ticari nükleer santral kazasıdır.  Kazanın nedenleri; operatörlerin güvenlik mevzuatına aykırı olarak  santralde deney yapmaları sonucunda reaktördeki ani güç artışı ve  santral tasarımında derinliğine güvenlik prensibine aykırı olarak,  reaktörü çevrelemesi gereken bir beton koruyucu kabuğun inşa edilmemiş  olması olarak özetlenebilir.</p>
<p>26 Nisan 1986&#8242;da Ukrayna&#8217;daki Çernobil nükleer reaktöründe meydana gelen patlama ve sonucunda yayılan radyoaktif madde Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya&#8217;da  yaşayan 336.000 insanın tahliyesine, 56 kişinin ölümüne, 4.000 doğrudan  ilişkili kanser vakasına ve 600.000 kişinin sağlığının ciddi şekilde  etkilenmesine sebep olmuştur .  Nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm  Avrupa (Türkiye&#8217;de özellike Karadeniz ve Marmara bölgesi) üzerine  yayılmış ve Çernobil&#8217;den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki İsveç Formsmark  Nükleer Reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif  parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada radyoaktif parçacıkların  İsveç&#8217;ten değil Çernobil&#8217;den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir.<br />
Bunun gibi nedenlerle günümüzde dünyanın birçok yerinde ve Türkiye&#8217;de de  nükleer karşıtı gruplar oluşmuştur. Bunlardan en ünlüleri; <span class="mw-redirect">Yeşiller Partisi</span>, <span class="mw-redirect">Yeşil Barış</span> (Greenpeace), Nükleer Karşıtı Platfom (NKP) ve Küresel Eylem Grubu  (KEG) &#8216;dir. Nükleer enerji santralı yapılması istenilen Sinop ve  Akkuyu&#8217;da ayrıca yerel bazlı nükleer-karşıtı örgütlenmeler de mevcuttur.<br />
Nükleer enerjinin çevre sorununa hiçbir şekilde neden olmadığını  bilimsel ve siyasi olarak da savunan bu grupların yanı sıra kömüre  oranla daha az karbondioksit salınımına sebep olduğu için çevreci  olduğunu iddia eden nükleer lobi grupları da mevcuttur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fnukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/nukleer-enerji-nedir-nasil-olur.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Nakli</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/kan-nakli.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/kan-nakli.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 10:15:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Nakli nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Nakli neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Nakli neden yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Nakli nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/kan-nakli.html/</guid>
		<description><![CDATA[Kan hacminin azalmış olduğu durumlarda, özellikle bir yaralanma sonucu çok miktarda kan kaybetmiş bir yaralının tedavisinde en kesin ve esaslı sonucu veren bir tedavi şekli. İlk kan nakli bir Musevi doktor tarafından Papa Sekizinci İnnocent üzerinde denenmiş, ancak hem papayı hem de kan alınan üç genci kurtarmak mümkün olmamıştır (1492). Bu olay daha önce genç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fkan-nakli.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><span style="font-size: x-small;"><img class="alignnone" src="http://static.guncel.net/archive/4029/1nnPem13f-W.jpg" alt="" width="183" height="97" />Kan hacminin azalmış olduğu durumlarda,  özellikle bir yaralanma sonucu çok miktarda kan kaybetmiş bir yaralının  tedavisinde en kesin ve esaslı sonucu veren bir tedavi şekli.</span></p>
<p>İlk  kan nakli bir Musevi doktor tarafından Papa Sekizinci İnnocent üzerinde  denenmiş, ancak hem papayı hem de kan alınan üç genci kurtarmak mümkün  olmamıştır (1492). Bu olay daha önce genç kimselerin kanını içmek veya  kan banyosu yapmakla daha genç ve dinç kalınacağı konusundaki  Avrupa’daki inanca rağmen, kan nakli konusunun uzun seneler <span id="more-3134"></span>ele  alınmamasına yol açmıştır. 1600 yıllarında Richart Lewer, melankolik bir  hastaya koyun kanı nakletmiş, ancak meydana gelen hemoliz (alyuvarların  erimesi) neticesi hasta ölmekten zor kurtulmuştur. Bu olay, kan  nakillerinde meydana gelen hemolize dikkatleri çekmiş ve bu yönde  çalışmalar yapılmıştır. Fransa’dan sonra İtalya’da da sonu facialarla  biten bu tür kan nakilleri yapılmaya başlanınca, zamanın papası bu  uygulamayı yasaklamış ve kan nakilleri uzunca bir süre gene  unutulmuştur.</p>
<p>1818’de James Blundell insandan insana yaptığı 10  kan naklinden beşinde başarılı olmuştu. 1900’de Stesher ve Wiener ABO  kan gruplarını ayırt etmişlerdir. İki yıl sonra da De Costello AB kan  grubunu bulmuştur. 1914’te sodyum sitratın kan pıhtılaşmasını önleyici  etkilerinden faydalanılarak konserve kan kullanılmaya başlanmış ve o  zamana kadar mevcut olan alıcı ve vericinin birlikte bulunmaları konusu  ortadan kaldırılmıştır. Bu husustan faydalanan Fransızlar, Birinci Dünya  Savaşında kan naklini başarıyla kullanmışlardır.</p>
<p>1936’da  Robertron’un Chicago’da ilk kan bankasını gerçekleştirmesinden sonra,  kan nakli İkinci Dünya Harbinden başlayarak standart bir metod ve özel  teşkilatlanmış ekipler tarafından geniş çapta kullanılır ve uygulanır  hale getirilmiştir.</p>
<p>Kan nakli şu durumlarda yapılabilmektedir:</p>
<p>1. Kanın oksijen taşıma yeteneğinin azaldığı haller:</p>
<p>a)  Anemi (kırmızı hücrelerin sayıca azlığı+kansızlık),</p>
<p>b) Bazı  zehirlenmeler.</p>
<p>c) Kanamalar neticesi kan hacmindeki azalma.</p>
<p>2. Pıhtılaşmayı sağlayan kan faktörlerinin azlığı (hemofili vb.).</p>
<p>3. Enfeksiyon hastalıkları.</p>
<p>4. Kan proteinlerinin azaldığı  haller.</p>
<p>Kan naklinin yapılmasının tehlikeli olduğu haller de  vardır. Yaygın akciğer hastalıkları, bazı kalp hastalıkları (kalp  yetmezliği, kalp krizi), kanın kıvamının arttığı haller (aşırı su  kaybı), had böbrek yetmezliği gibi hallerde, kan nakli yapılması  mahzurludur.</p>
<p>Kan nakli için en uygun yol, koldaki  toplardamarlardır. Kan nakli vericiden alıcıya doğrudan doğruya  yapılabilirse de, yaygın uygulamada konserve kan kullanılmaktadır.  Vericiden alınan 350 ml kadar kan, içinde 120 ml sitrat tamponlu  dekstroz solüsyonu bulunan vakumlu kaplara çekilir ve kullanılıncaya  kadar +4°C’de saklanarak korunur. Kan, gerektiği zaman tekrar vücut  sıcaklığına kadar ısıtıldıktan sonra kullanılır.</p>
<p>Kan alınacak  kişilerde şu şartların bulunması gerekir: Tansiyon düşüklüğü olmamalı;  son üç dört haftadan beri ateşli bir rahatsızlık görmemiş olmalı; verem,  frengi, sıtma ve bulaşıcı sarılık geçirmemiş olmalı; astım, kurdeşen  gibi allerjik hastalığı bulunmamalı; son kan verişinden sonra iki ay  kadar bir süre geçmeli; AIDS hastası veya taşıyıcısı olmamalıdır.</p>
<p>Kanın  cam şişe yerine plastik kaplarda saklanması daha avantajlıdır. Çünkü  taşıması kolaydır, kırılma tehlikesi yoktur. Kanın şekilli elemanları,  özellikle pıhtılaşma elemanları olan trombositler, daha uygun süre  yaşarlar. Kurallara uygun olarak alınan ve saklanan bir konserve kanda  dört beş gün sonra, kırmızı hücrelerde erime başlar. Mikroplar, sıcaklık  ve sarsıntı bu erimeyi artırır. Konserve kanda yirmi birinci günde bu  erime oldukça önemli boyutlara ulaştığından, bu süreden sonra kanın  kullanılması mahzurludur. Kan nakline bağlı olarak ortaya çıkabilecek  çeşitli istenmeyen reaksiyonların yanısıra ölüm tehlikesi de vardır. Bu  reaksiyonlar, taze kana göre bekletilmiş kanda daha sık görülür. Bugün  daha dikkatli yapılan kan nakilleri sonucu tehlikeler azalmıştır.</p>
<p>Kan  nakli yapılan hastaların çoğunda yirmi dört saat kadar devam eden bir  ateş yükselmesi görülür. Ateşle birlikte bulantı, kusma, baş, gövde, kol  ve bacaklarda ağrılar, nadiren de kurdeşen, anjionörotik ödem ve  anaflaktik şoka kadar gidebilen üzücü tablolar ortaya çıkabilir. Bunlara  kana karışan mikroplar, yabancı maddeler, altgrup uyuşmazlıkları ve  kanın soğuk olarak takılması gibi sebepler yol açmaktadır. Hafif ateş  yükselmesi tedavi gerektirmez. Kan nakli sırasında titreme ve ani ateş  yükselmeleri olursa, kan verme işlemi hemen durdurulmalı ve sebebi  araştırılmalıdır. Bir de daha az görülen, fakat çok daha tehlikeli olan  hemolitik reaksiyonlar vardır ki bunlar, ekseriya verilen kanın alıcı  kanı ile uygunluk göstermemesinden veya hemolize olmuş kanın naklinden  ileri gelir. Bu durumda titreme, kusma, bel ve başağrısı, çarpıntı,  nefes darlığı, idrarda kızarma, sarılık, idrar miktarının giderek  azalması, böbrek yetmezliği ve ölüm görülür. Böyle durumları önlemek  için kan vermeden önce, kan gruplarının uygunluğu kontrol edilmeli,  kullanılacak malzeme tamamen mikropsuz olmalıdır.</p>
<p>Bunlardan  başka kan nakli ile alıcıya frengi, sıtma, tifo, bulaşıcı sarılık ve  AIDS gibi hastalıklar nakledilebilir. Kalbi ve akciğeri hasta olanlara  fazla kan vermek de tehlikeli olabilir. Kan verme sırasında, damara hava  ve kan pıhtısı girme riski de vardır.</p>
<p>Bütün bunlardan  anlaşılmaktadır ki, çok mühim bir tedavi vasıtası olan kan nakli, bilgi  ve dikkat isteyen, aksi takdirde ölüme kadar giden reaksiyonlara yol  açabilen bir tedavi vasıtasıdır.</p>
<p>Kan bankaları: İhtiyaç hasıl  olduğunda bir verici bulabilmek, son derece güç bir olaydır. Bu sebeple  acil cerrahi merkezlerinde, büyük hastahanelerde, büyük şehirlerde kan  bankaları kurulmuştur. Kan bankalarında gruplarına göre sınıflanan kan  gerektiğinde kullanılır.</p>
<p>Bankalardaki kan bir pıhtılaşma  önleyici (antikoagulan) maddeyle birlikte saklanır. Kana karıştırılan bu  madde, asid-sitrat-dekstroz kompleksidir. Bir kan, bankada yirmi bir  günden fazla kalırsa nakil işinde kullanılmaz.</p>
<p>Plazma da  çeşitli durumlarda hastalara verilebilir. Bunun verildiği hastalıklar,  kan hücrelerinin normal, plazmanın ve pıhtılaşma faktörlerinin eksik  olduğu hallerdir. Plazma, kandan santrifüje edilerek ayrılır. Bir  buzdolabında birkaç hafta boyunca saklanabilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fkan-nakli.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/kan-nakli.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/kan-nakli.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/kan-nakli.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Nedir.?</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/kanser-nedir-2.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/kanser-nedir-2.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 08:42:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser çeşitleri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kanser nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kanser oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[kanser sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[neden kanser olunur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/kanser-nedir-2.html/</guid>
		<description><![CDATA[Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu. Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması olarak tanımlanan kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri&#8230; Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda Kalp ve damar hastalıklarının ardından 2. sıraya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fkanser-nedir-2.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/kanser.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2950" title="kanser" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/uploads/kanser-150x150.jpg" alt="" width="118" height="118" /></a>Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından  birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir  halk sağlığı sorunu.</p>
<p>Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve  yayılması olarak tanımlanan kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve  korunma yöntemleri&#8230;</p>
<p>Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler  arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda Kalp ve damar  hastalıklarının ardından 2. sıraya yükseldi.</p>
<p><strong>Kanserin sebebi nedir?</strong></p>
<p>Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye  ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve  içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar  ve <span id="more-2953"></span>diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri  etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.</p>
<p><strong>Hangi organlarda kanser olur?</strong></p>
<p>Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku  ve organlarda kanser gelişebilir.</p>
<p><strong>İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir?</strong></p>
<p>İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere  yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü  huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi,  lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki  yayılımına metastaz (yayılma) denir.</p>
<p><strong>Kanser ne sıklıkla görülen bir hastalıktır?</strong></p>
<p>Dünya genelinde her yıl 12 milyon kanser vakası  görülürken, 2010&#8242;da bu sayının yüzde  41,6 artarak 17  milyon ulaşması bekleniyor.</p>
<p><strong>Kanserden korunmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin  önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün  olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek  oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü  büyük.</p>
<p><strong>Kanserden nasıl korunabilirsiniz?</strong></p>
<p>Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve  yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden  korunmak mümkün.</p>
<p>Sigara ve  tütün kullanımından kaçınmak:</p>
<p>Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız,  yutak (farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim  ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı  kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı içmeyerek bu  kanserlerdenkorunubilirsiniz.</p>
<p>Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri  de bu hastalıklara karşı risk altında bulunur.</p>
<p>Beslenme  ve diyet:</p>
<p>Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi,  özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması,  bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz  yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin  sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol oynuyor.</p>
<p>Güneş  ışınlarından korunma:</p>
<p>Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş  ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle güneş  ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir.</p>
<p><strong>Erken tanı işe yarar mı?</strong></p>
<p>Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol  muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkün. Böylece hastalığı daha  erken tanı konulabildiğinden tedavi şansı da yükseliyor. Buradan  hareketli hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri  yaptırmaları öneriliyor.</p>
<p><strong>Erken tanı için bazı öneriler:</strong></p>
<p>Meme  kanseri:</p>
<p>40 yaş ve üzerindeki kadınlar her ay kendi kendine  meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi  yaptırmalı. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme  muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalı.</p>
<p>Kalın  Bağırsak Kanserleri:</p>
<p>50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli  aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bağırsak filmi çekilebilir.  (Ayrıntı için doktorunuza danışınız.)</p>
<p>Rahim  kanserleri:</p>
<p>Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde  olanlar yılda bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalı. Ardışık üç  muayene normalse daha seyrek yapılabilir.</p>
<p>Prostat  kanseri:</p>
<p>50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor  muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi) yaptırmalı.</p>
<p><strong>Kanserin başlıca belirti ve bulguları  nelerdir?</strong></p>
<p>Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve  organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden  kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.</p>
<p>Aşağıdaki  belirtilere dikkat edin:</p>
<ul>
<li> Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler</li>
<li> Uzun süren, iyileşmeyen yaralar</li>
<li> Beklenmeyen kanama ve akıntılar</li>
<li> Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler</li>
<li> Yutma güçlüğü veya hazımsızlık</li>
<li> Siğil ve benlerde belirgin değişiklik</li>
<li> Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük</li>
</ul>
<p>Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak  nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurulması gerekir.  Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün  bir hastalık grubudur.</p>
<p><strong>Kanser nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi,  immünoterapi başlıca tedavi yöntemleridir.</p>
<p><strong>Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür?</strong></p>
<p>Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde  erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında  iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi  gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fkanser-nedir-2.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/kanser-nedir-2.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/kanser-nedir-2.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/kanser-nedir-2.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adalet Nedir.?</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/adalet-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/adalet-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 06:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet neden var]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Adaletin anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=2285</guid>
		<description><![CDATA[Adalet kavramı temelde hukuk kurallarına uygunluğu içerir. insanların toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir ve tarih boyunca tartışmalı bir alan olmuştur Düşünürler eski çağlardan beri adalet, kavramıyla ilgilenmişlerdir. Kutsal Kitapların hepsinde adalete ve adil olmaya ilişkin bölümler bulunur. Eski Yunanlı düşünür Platon’a göre adalet en yüce erdemlerden biri, insanın ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fadalet-nedir.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/adalet.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2286" title="adalet" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/adalet.jpg" alt="" width="124" height="93" /></a>Adalet kavramı temelde  hukuk kurallarına uygunluğu içerir.  insanların  toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan  ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir ve tarih boyunca tartışmalı bir alan olmuştur Düşünürler eski çağlardan beri adalet, kavramıyla ilgilenmişlerdir. Kutsal  Kitapların hepsinde  adalete ve adil olmaya ilişkin bölümler bulunur. Eski Yunanlı düşünür Platon’a göre adalet en yüce erdemlerden biri,  insanın ve  devletin temel davranış kuralıdır. Aristoteles’in  hareket noktasını ise eşitlik kavramı oluşturur. Ona göre, herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir</p>
<p>Bir hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde  adaletli olabilir. Örneğin, günümüzde kişinin tükettiği herhangi bir maldan alınan katma değer  vergisi adil bir  vergi değildir. Çünkü kişinin gelir düzeyini dikkate almaz. Buna karşılık, kişinin geliri üzerinden alınan ve gelir düzeyi yükseldikçe vergi oranının da arttığı gelir vergisi daha adil bir uygulamadır.</p>
<p>18. yüz yılda Aydınlanma Çağı düşünürleri adalet kavramını daha dar biçimde tanımladılar. Onlara göre  hukuka ve hukuksal eşitliğe uygunluk adalet için yeterlidir. Ne var ki, hukuk düzeni her  zaman adil olmayabilir. Çünkü hukuk yasaların her durumda aynı biçimde uygulanmasını gerektirir. Oysa yargıç herhangi bir olayda yasayı uygularken, durumun özelliklerini de göz önünde bulundurmak zorundadır. Böylece genel bir nitelik taşıyan yasanın eksik yanları uygulamada giderilebilir ve  adalete, daha çok yaklaşılabilir.</p>
<p>Günümüzde adalet kavramı sosyal  adaleti de kapsamaktadır. Sosyal adalet,  ekonomik, sosyal ve kültürel  değerlerin dağılımındaki dengesizliklerin giderilmesini, toplumdaki zayıf ve güçsüzlere devletçe yardım edilmesini içerir
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fadalet-nedir.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/adalet-nedir.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/adalet-nedir.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/adalet-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Nedir.?</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/sac-nedir.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/sac-nedir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 10:50:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NASIL]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[saç nasıl dökülür]]></category>
		<category><![CDATA[saç ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[saç neden çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[saç neden dökülür]]></category>
		<category><![CDATA[saç neden kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[saç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[saç rengi nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[saç rengi neden olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=2262</guid>
		<description><![CDATA[Saç, insanda, baş üzerinde bulunan kıl kümesine verilen genel isim Saç diğer kıl kümelerine göre daha hızlı uzar. saçın, büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm&#8217;dir. Her saç kılının büyüme ve duraklama devreleri birbirinden bağımsız olduğu için bir kıl büyürken diğer kıl dökülebilir. Yeni doğan bebeklerde bütün kıllar aynı devrede bulunur. Bu sebeple [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fsac-nedir.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/sac.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2263" title="sac" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/sac.jpg" alt="" width="118" height="118" /></a>Saç,  insanda, baş üzerinde bulunan kıl kümesine verilen genel isim Saç diğer kıl kümelerine göre daha hızlı uzar.  saçın, büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm&#8217;dir. Her saç kılının büyüme ve duraklama devreleri birbirinden bağımsız olduğu için bir kıl büyürken diğer kıl dökülebilir. Yeni doğan  bebeklerde bütün kıllar aynı devrede bulunur. Bu sebeple 2-3 haftalık bebeklerde aniden  Saç Dökülmesi görülür. 6 aydan sonra  Saçlar yetişkinlerin saç düzenine uyar</p>
<p>Yaş, ırk, cinsiyet ve  hormonların durumuna göre değişik saç şekilleri meydana gelir. Örneğin Afrika&#8217;lı birinin  saçları yaklaşık 3 kat dokudan meydana gelirken ve kıvrılmaya meyilliyken bu oran uzakdoğulularda 11 kata kadar çıkar ve  Saçlar, düz olma eğilimi gösterirler. Bunun nedeni  saçların, doğa koşulları nedeniyle adaptasyona uğramasıdır.</p>
<p>Kas  kök kılıfı 5.Sebaköz bezFolikül,  saçın içinde büyüdüğü yapıdır. Saçın, içinde bulunduğu gözenekli  yapı yağ üreterek deriyi ve s açı yağlandırır. Gözenekli  yapının dışında görülen kısımlarda özel  kaslar yer alır.</p>
<p>Saç  renkleri   Saça rengini veren pigmentler  sarı,  kırmızı ve mavi renklidir.  sarı pigmentler en küçük, maviler en büyük hacme sahiptirler. Mavi pigmentler en dışta, kırmızı ortada ve  Sarı en içte yer alır. Bu nedenle  kimyasal yollarla saç rengi açılırken saç önce mavi rengini yitirerek kızıllaşır, son olarak da sarı hale gelir. işleme devam edilirse  beyaz veya beyaza çok yakın bir ton elde edilebilir.</p>
<p>Vücutta pigmentlerin yokluğu, albino denilen durumun ortaya çıkmasına neden olur. Albino canlılarda, genellikle tüm kıllar renksizdir.</p>
<p>Saç ağarması, saça renk veren pigment  boya maddesinin  zamanla azalmasından ileri gelir.  saçların birden beyazlaşması renk değişiminden olmayıp,  siyah kılların dökülmesi ve daha dayanıklı beyaz saçların, kalmasından ileri gelir.</p>
<p>Saç renkleri tanımlanırken, mavi ağırlıklı  renkler kül veya soğuk tonlar,  kızıl ağırlıklı  renkler  altın veya  sıcak tonlar olarak adlandırılır. Saç rengi tanımlanırken harf ve rakamlardan oluşmuş kodlar kullanılır. Numara küçüldükçe renk koyulaşır. Genellikle 1 numara siyah, 10 numara açık sarı saçları tanımlamak için kullanılır. Harfler ise genellikle rengin türünü  sıcak, soğuk, leylak vs. belirtmek için kullanılır.</p>
<p>Saç  hastalıkları Saçkıran Saçların dökülmesine, doğrudan saçlarla ilgili mikrobik  hastalıklar sebep olabildiği gibi vitaminsizlik,  açlık,  şeker hastalığı, akut,  hormon bozukluğu gibi, bünyedeki herhangi bir rahatsızlık da sebep olabilir.  kellik, saçkıran, kepek, dazlaklık belli başlı saç hastalıklarıdır.</p>
<p>Vücutta doğuştan pigment bulunmayan akşın kişilerin saçları ve vücutlarındaki bütün kıllar beyaz renktedir Saç dökülmesi  insan saçıSaç bir çok neden bağlı olarak dökülür. Dökülmenin nedeni tespit edilmeden doğru bir  tedavi yaklaşımı sağlanamaz. Bu nedenle dökülmenin hangi nedenle olduğununu bilmek önemlidir.</p>
<p>Saç dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Erkeklerde daha sık olarak görülen  Saç Dökülmesi, 25 yaşına kadar erkeklerin %25&#8242;ini, 40 yaşına kadar %40&#8242;ını, 50 yaşına kadar %50&#8242;sini etkiler.</p>
<p>erkek tipi saç dökülmesi, alnın iki yanında ve tepede olabileceği gibi tamamen bütün başı da kapsayabilir. Kadınlarda ise dökülme daha çok, saçların seyrekleşmesi şeklinde kendini gösterir.</p>
<p>Bir tedaviye geçilmeden önce, saç dökülmesinin tipinin bir uzman hekim tarafından incelenmesi gerekmektedir. Birçok  hastalık, hormonal ve metobolik düzensizlikler ve besinsel etkiler  Saç Dökülmesini tetikleyebilir. Bu gibi sebepler ortadan kaldırılmadan tedavi hiçbir  zaman tam olarak gerçekleşmez.</p>
<p>Olağan saç dökülmesi Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle tarama, şampuanla yıkama, fırçalama, saça şekil verme çalışmaları dökülür. Bunun yerine yeni saç çıkar. Günde ortalama 100 adet saç dökülür. Yeni doğan  bebekte ve hamilelikte görülen saç dökülmeleri kısmen olağan saç dökülmesi sayılabilir.</p>
<p>stres nedenli saç dökülmesi  deri hastalıkları ile stres ve ruhsal olaylar arasındaki ilişki öteden beri bilinir. Kişi psikolojik sıkıntılarını kişisel ya da ailsel sorunlarını bir dermatolojik problem halinde yansıtabilmektedir. Ayrıca kendiliğinden oluşmuş bir deri problemi saç dökülmesi kişide vücut imajını zedeleyecek bireysel, psikolojik bozukluklara ve hatta psikososyal olumsuzluklara  yol açabilmektedir. Kısaca, saç dökülmesi ve stres arasında iki çeşit ilişki söz konusudur</p>
<p>Birinci ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden olmaksızın,  stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir.</p>
<p>ikinci ilişki ise saç dökülmesi  sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği psikolojik reaksiyonlardır  kellik Kelleşen bir adamKellik ırsi bir neden olup, yeniden çıkmayacak şekilde saçları döker. Kemoterapi  görmek veya diğer bazı  kanser ilaçlarını kullanmak da yeniden çıkmak üzere saçların dökülmesine sebep olabilir.</p>
<p>Andro genetik alopesinin ilk tıbbi tanımlamasını M.Ö. 4.yy&#8217;da Aristo&#8217;nun yaptığı söylenir. Filozof kellik ile cinsellik arasındaki ilişkiyi tarif etmiştir. Kellik konusundaki araştırmalar Osmanlılar zamanında da ve Mısır&#8217;da da görülmüştür. yıllar sonra bazı araştırmalar yine bu yönde çalışmışlar, kısırlaştırılan erkeklerin kelleşmediklerini tespit etmişler ve Abdülhamit&#8217;in döneminde araştırmalar yapmışlardır.</p>
<p>Kelleşme ile  erkeklik hormonu androgen arasında ilişki sözkonusudur. Bir androgen hormonu olan testosteron, Alfa-5 redüktaz isimli  enzim tarafından dihidrotestosterona DHT dönüştürülür. DHT de saç  kökleri üzerindeki reseptörlere baglanarak etkisini gösterir.</p>
<p>Son yıllarda halk arasında saç ekimi olarak bilinen saç nakli tekniğinde yaşanan gelişmeler kelliği gidermede en önemli metod olarak ortaya çıkmıştır
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fsac-nedir.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/sac-nedir.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/sac-nedir.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/sac-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Temiz Havanın Önemi</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/temiz-havanin-onemi.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/temiz-havanin-onemi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 09:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dyler</dc:creator>
				<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava neden önemlidir]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Havanın Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Havanın Önemi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dyler.net/nedennasilnedir/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Canlıların Havaya ihtiyacı Dünyamızı kalın bir hava tabakası sarmaktadır. Bu tabakaya havaküre atmosfer denir. Havaküre, güneşli günlerde açık mavi renkte görünür. Aslında havanın rengi yoktur. Bulutlu günlerde hava, koyu gri, gri ve pamuk yığınına benzeyen bulutlarla kaplıdır. Yeryüzünde insanlardan başka bitki, hayvan ve gözle görülemeyen pek çok küçük canlı vardır. Bu canlıların yaşamak için besin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Ftemiz-havanin-onemi.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<div class="entrybody">
<p><strong> </strong></p>
<p>Canlıların Havaya ihtiyacı Dünyamızı kalın bir  hava tabakası sarmaktadır. Bu tabakaya havaküre  atmosfer denir. Havaküre, güneşli günlerde açık mavi renkte görünür. Aslında havanın rengi yoktur. Bulutlu günlerde  hava, koyu gri, gri ve pamuk yığınına benzeyen bulutlarla kaplıdır.</p>
<p>Yeryüzünde insanlardan başka  bitki,  hayvan ve  gözle görülemeyen pek çok küçük  canlı vardır. Bu canlıların yaşamak için besin, su havaya ihtiyacı<span id="more-1863"></span> vardır. Bütün  canlılar besinsiz, susuz uzun süre yaşayabilir ama, havasız yaşayamaz. Havanın içinde  oksijen, azot ve az miktarda da başka  gazlar bulunur. Canlılar soluk alıp verirken  havadaki oksijeni kullanır. Soluk alıp verdikçe ciğerlerimizdeki kirli hava çıkar. Yerine temiz hava dolar. Temiz havadaki  oksijen kanımızı temizler. Havadaki oksijen canlıların hayat kaynağıdır. Havasız yerlerde oksijen çok azdır.</p>
<p>Temiz Havanın Sağlığımıza Faydası Kapalı bir odada bir süre kalınca, başınızın ağrımaya başladığını anlarsınız. Dersten her çıkışımızda öğretmenimiz, pencereleri açmamızı, sınıfı havalandırmamızı ister. Bütün bunları bir sebebi vardır.</p>
<p>nefes alırken akciğerlerimize hava dolar. Aldığımız bu havanın oksijeni, kanımızın temizlenmesini sağlar. Nefes verirken kanımızdaki kirli gazları, özellikle karbondioksit gazını dışarı atarız.</p>
<p>Oksijeni bol olan hava temiz havadır.  sağlıklı olabilmek için her fırsatta, açık  havada gezmeliyiz. Temiz hava, vücudumuza canlılık verir. Kapalı yerde uzun süre oturduğumuzda başımız ağrır, vücudumuzda bir halsizlik hissederiz.</p>
<p>Odamızın Havasının Temizliği Oturduğumuz odanın, ders yaptığımız dershanenin havası çabuk kirlenir. Nefes alıp verdikçe, bu kapalı yerlerin havası bozulur. Oksijeni azalır. Odamızda ve sınıfımızda yanan soba,  ocak ve benzeri ısınma araçları da içerdeki havanın bozulmasına sebep olur.</p>
<p>Odamızı, dersliğimizi sık sık havalandırırız. Aksi halde, kirli hava temizlenmez ve başımız ağrır. Kapı ve pencereleri açarız. içeriye oksijenli hava dolar ve içerdeki karbondioksitli hava dışarı atılır. Kirli hava hafiftir. Kapı ve pencere açılınca hemen üstten dışarı çıkar. Ağır olan temiz hava alttan içeriye dolar.</p>
<p>Sağlıklı yaşamak istiyorsak, oturduğumuz yerleri sık sık havalandırmalıyız Bir ders boyunca arkadaşlarımızla oturduğumuz dershanemizi her dinlenme saatinde havalandırmalıyız. Evimizde, odalarımızı sık sık havalandırmak, sağlığımız yönünden gereklidir. Yatak odamızda gece leri  çiçek ve benzeri saksı bitkileri bulundurmamalıyız. Bitkiler  geceler i oksijen alır, karbondioksit çıkarır. Bu durum havadaki oksijeni azaltır. Zararlı bir gaz olan karbondioksiti çoğaltır.  oksijenin azalıp karbondioksit gazının artması havanın kirlenmesi demektir. Açık havada oksijen bol olur. Bunun için kapalı odaları sık sık havalandırmalıyız.</p>
</div>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Ftemiz-havanin-onemi.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/temiz-havanin-onemi.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/temiz-havanin-onemi.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/temiz-havanin-onemi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omurga ve Sırt Ağrıları</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/omurga-ve-sirt-agrilari.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/omurga-ve-sirt-agrilari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 01:14:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[VIDEO-BELGESEL]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrıları nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrılarısı neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı nasıl önlenir]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısından nasıl korunulur]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[belimizi nasıl korumalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga nedir]]></category>
		<category><![CDATA[omurga sağlığı nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=910</guid>
		<description><![CDATA[Omurga nedir.? Ne işe yarar.? Omurga ve sırt ağrıları neden olur, nasıl korunulur.? İşte cevapları Facebook da Paylas]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fomurga-ve-sirt-agrilari.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/omurga.jpg" rel="thumbnail"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-911" title="omurga" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/omurga-150x120.jpg" alt="" width="150" height="120" /></a>Omurga nedir.? Ne işe yarar.? Omurga ve sırt ağrıları neden olur, nasıl korunulur.? İşte cevapları<span id="more-910"></span></p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="500" height="451" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/k3P7PVLJBVRU4xMsDY&amp;related=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="500" height="451" src="http://www.dailymotion.com/swf/k3P7PVLJBVRU4xMsDY&amp;related=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Fomurga-ve-sirt-agrilari.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/omurga-ve-sirt-agrilari.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/omurga-ve-sirt-agrilari.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/omurga-ve-sirt-agrilari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramı</title>
		<link>http://www.nedennasilnedir.com/ramazan-bayrami.html/</link>
		<comments>http://www.nedennasilnedir.com/ramazan-bayrami.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 22:53:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[NEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[neden şeker bayramı denir]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı nasıl kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[şeker bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker bayramı nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nedennasilnedir.com/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Bayramı ya da Şeker Bayramı (Arapça: عيد الفطر, Farsça: عید فطر), İslam aleminde, oruç tutma ayı olan Ramazan&#8217;ın ardından üç gün boyunca kutlanan dini bir bayramdır. Hicri takvime göre onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç gününde kutlanır. Bayramdan bir önceki gün, Ramazan ayının son günü olan arefedir. 2008 yılında Ramazan Bayramı Türkiye&#8217;de 30 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Framazan-bayrami.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/ramazan2008.gif" rel="thumbnail"><img class="alignleft size-medium wp-image-904" title="ramazan2008" src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-upload/ramazan2008-300x225.gif" alt="" width="232" height="175" /></a><strong>Ramazan Bayramı</strong> ya da <strong>Şeker Bayramı</strong> (Arapça: <strong>عيد الفطر</strong>, Farsça: <strong>عید فطر</strong>), İslam aleminde, oruç tutma ayı olan Ramazan&#8217;ın ardından üç gün boyunca kutlanan dini bir bayramdır. Hicri takvime göre onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç gününde kutlanır. Bayramdan bir önceki gün, Ramazan ayının son günü olan <span class="mw-redirect">arefedir</span>. 2008 yılında Ramazan Bayramı Türkiye&#8217;de 30 Eylül Salı günü başlamaktadır.</p>
<p>Arapça kökenli bir sözcük olan &#8220;Ramazan&#8221;, &#8220;Ramaza&#8221; (çok sıcak olma) kökünden gelir. Bunun nedeni muhtemelen Ramazan orucu ibadeti ilk uygulanmaya başlandığında yaz aylarına tekabül ediyor olmasıdır.<sup id="cite_ref-2" class="reference">[3]</sup> Bu bayramda ziyaretçilere, şeker sunmak töresi yerleşmiş bir gelenek olduğu için bayrama, <em>Şeker Bayramı</em> da denir.<span id="more-903"></span></p>
<p>Arapçadaki adı &#8216;îd El-fitr&#8217;dir (Arapça: عيد الفطر). Fitr kelimesi Arapça&#8217;da kahvaltı anlamına gelir ve ramazanın bitimiyle birlikte yapılan ilk kahvaltıyı ifade eder. Ramazan bayramı oruç süresinin bitmesi dolayısıyla yapılan bir tören niteliğindedir. Ramazan Bayramı, Malezya ve Singapur&#8217;da <em>Hari Raya Aidil Fitri</em>, Endonezya&#8217;da <em>Idul Fitri</em> veya <em>Lebaran</em>, Bangladeş&#8217;te ise <em>Shemai Eid</em> olarak da anılır.</p>
<h2><span class="mw-headline">Tarihi</span><span class="editsection" style="font-size: x-small; font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;"></span></h2>
<p>Ramazan Bayramı, Hicret&#8217;in ikinci yılından sonra kutlanmaya başlandı. Bu bayramda yapılması gereken tüm törenler ve ibadetler Muhammed bin Abdullah tarafından düzenlendi. İlk ramazan bayramıyla ilgili işlemler de onun tarafından yapıldı.</p>
<p><a name=".C3.96zellikleri"></a></p>
<h2><span class="mw-headline">Özellikleri</span><span class="editsection" style="font-size: x-small; font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;"></span></h2>
<p>Ramazan bayramının üç ayrı özelliği vardır:</p>
<ol>
<li>Müslümanlar <span class="mw-redirect">zekat</span> görevini bu bayramda yerine getirir.</li>
<li>Müslümanlar arasında karşılıklı görüşme, barışma ve birbirini ziyaret etme ve hediyeleşme adettir.</li>
<li>Müslümanlar bu bayramda, özellikle bayram namazından sonra yakınlarının kabirlerini ziyaret ederler.</li>
</ol>
<p>Ramazan Bayramı, Ramazan ayı boyunca tutulması farz kılınan orucun da sonunu ifade eder. Ramazan ayı biterken, oruç da biter ve Ramazan Bayramı&#8217;nın ilk günü olan Şevval ayının birinci gününde oruç tutulmaz.</p>
<p>Ramazan Bayramı&#8217;nın bu ilk gününde camilerde bayram namazı kılınır. Bayram namazını yalnız erkekler kılar. Bayram namazından sonra ise hutbe okunur. Namazın bitmesiyle bayrama girilir ve bayrama dair etkinlikler başlar; aile ve arkadaş ziyaretleri, çeşitli eğlenceler gibi. Ayrıca Ramazan Bayramı boyunca müslümanlar, gerek ziyaretlerde gerekse <span class="mw-redirect">haberleşme</span> teknolojilerini kullanarak birbirlerinin bayramını kutlar.</p>
<h2><span class="mw-headline">Türkiye&#8217;de Ramazan</span></h2>
<p>Ramazan ayı ve bayramının İslam ve <span class="mw-redirect">Türk</span> <span class="mw-redirect">kültüründe</span> önemli bir yeri vardır. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelindeki büyük camilerin minareleri arasına mahya denilen ışıklı süsler asılır. Ramazan ayının ilk günlerinde genelde &#8220;Hoşgeldin ya Şehri Ramazan&#8221; benzeri mesajlar gösteren bu süsler, Ramazan ayı boyunca her gece farklı bir mesaj göstermesi için değiştirilir. Ramazan bayramından birkaç gün önce mahyalarda genellikle &#8220;Elveda&#8221; benzeri uğurlama mesajlarına yer verilir.</p>
<p>Ramazanın son haftasında bayrama hazırlık olarak evler temizlenir, bayramlık elbiseler dikilir. Anadolu köylerinde, ramazan bayramında şenlikler düzenlenir. Davul, zurna, kemençe gibi yerli çalgılar çalınır, halk oyunları oynanır. Bazı yerlerde bayramda yoksullara yemek yedirilir. Şehirlerde, özellikle askerî birliklerin bulunduğu bölgelerde bayramın gelişi topla bildirilir, bayram günlerinin belli saatlerinde (genellikle namaz vakitlerinde) top atılır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Ramazan ayı ve bayramıyla özdeşleşen bir başka kültürel öğe de <em>gölge oyunu</em>dur. &#8220;Hacıvat ve Karagöz&#8221; ile gölge oyunu Türk kültürünün önemli bir parçasını oluşturur. Eski zamanlarda, gölge oyunu ramazan gecelerinde insanların en büyük eğlencesini oluşturmaktaydı. Aileler iftardan sonra toplanıp gölge oyunu izlemeye giderlerdi. Her ne kadar bugün bu gelenek pek revaçta olmasa da, halâ Ramazan ayı ve bayramıyla özdeşleşmişliğini korumaktadır. Ramazan&#8217;a ilişkin her türlü etkinlik ve çalışmada, gölge oyunu ve karakterleri en baş figürler olarak yer almaktadır.</p>
<p>Ramazan bayramı ailelerin bir araya gelip beraberce eğlendiği, etik anlamda ailenin önemini vurgulayan bir bayramdır. Herkes çok özenli giyinir. Çocuklar bayramlıklarını giyerler. Ramazan Bayramı&#8217;nda ailelerin genç bireyleri daha yaşlı olan bireyleri ziyaret eder. Büyüklerin elleri öpülür. El öpen çocuklara büyükleri harçlık verir. Tatlılar, şekerler, çikolatalar ikram edilir. Baklava en çok sevilen ve ikram edilen tatlılardan biridir. Ayrıca küs olanların bayram sebebiyle barışması da bir gelenektir.</p>
<p>Ramazan Bayramı boyunca (3 gün) nüfusunun çoğunluğu müslüman olan ülkelerde genellikle resmî tatil ilân edilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.nedennasilnedir.com%2Framazan-bayrami.html%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=548&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:548px; height:25px"></iframe></div>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/ramazan-bayrami.html/" target="_blank"><img src="http://www.nedennasilnedir.com/wp-content/plugins/add-to-facebook-plugin/facebook_share_icon.gif" alt="Facebook da Paylas" title="Facebook da Paylas" /></a><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.nedennasilnedir.com/ramazan-bayrami.html/" target="_blank" title="Facebook da Paylas">Facebook da Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nedennasilnedir.com/ramazan-bayrami.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

