,

Uçaklar arkalarında neden bulut bırakıyorlar?

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamı-şızdır.
Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.
Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ’sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.
Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.
İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.
Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.
Нарушение водного баланса ответом на вопрос, почему во рту появился соленый привкус, чаще всего становится https://skyortho.com.ua обезвоживание организма

,

Kasko Nedir.?

Zorunlu araç sigortası, -trafik sigortası- dışında isteğe bağlı olarak arabanızı sigortalabilirsiniz. Bu sigortaya genel olarak kasko adı verilmektedir. Aracınızın hasar görmesi durumunda kazada haklı iseniz sizi zarara uğratan aracın sigortası sizin arabanızın masraflarını karşılıyor. Ancak haksız olduğunuz durumlarda cebinizden para çıkmasını istemiyorsanız aracınızı kasko yaptırmanızda fayda vardır.


Kasko sigortasının başlıca üç teminatı vardır:

  1. Çarpma-çarpılma
  2. Yanma
  3. Çalınma

Kasko sigortası genel şartları izin verdiğinden, bu teminatlardan biri, ikisi veya hepsi için poliçe düzenlenebilir. Geçmişte bu üç teminat arasından bir ya da ikisini seçerek yapılan poliçeler daha yaygındı. Üç teminatı birden veren poliçelere tam kasko veya halk arasında full kasko deniyordu.

Kasko sigortası genel şartlarına göre, çarpma-çarpılma teminatına “üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler” de dahildir. Bu teminatın ne olduğu cümleden açıkça anlaşılmasa da, uygulamada, otomobillerin boyalarının anahtarla çizilmesi şeklinde gerçekleşen vandallık hasarlarına karşı koruma verilmektedir.

Zamanla artan rekabet koşulları altında üç teminatın birlikte verilmesi yaygınlaştığı ve neredeyse standart hâl aldığı gibi, Kasko poliçeleri daha başka teminatlarla da zenginleştirildi. Örneğin deprem, sel basması gibi felaket hasarları 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında pek çok sigorta şirketi tarafından standart Kasko teminatlarına eklendi.

Yine 1990’lardan itibaren pek çok şirket tarafından yol yardımı veya asistans gibi adlarla anılan hizmetler, Kasko poliçeleriyle birlikte sağlanmaya başlandı. Sigortalılar, motor arızası gibi Kasko teminatlarına girmeyen nedenlerle bile olsa, araçlarının yol kenarında haretsiz kalması halinde bir çağrı merkezini arayarak bulundukları yere çekici getirilmesi, aracın en yakın tamirciye çekilmesi, taksi çağırılması, ambülans gönderilmesi gibi zengin hizmet paketlerinden yararlanma imkânına kavuştular.

Öte yandan, ayrı poliçeler halinde satılan ve bir kaza sonucu araçta bulunan kişilere gelen zararları teminat altına alan Koltuk Ferdi Kaza poliçesi ile bir kaza sonucunda araç sürücüsünün üçüncü şahıslara verdiği zararları teminat altına alan İhtiyari Mali Mesuliyet, kazalardan doğan hukuksal anlaşmazlıklarda devreye giren Hukuksal Koruma poliçeleri de Kasko poliçeleri ile birlikte Birleşik Kasko Sigortası gibi isimlerle paket halinde satılmaya başlandı.

Tüm bu teminatlar standart olarak tek poliçede sunulabileceği gibi, bazı şirketlerce ayrı verildiği veya seçime bağlı verildiği için sigorta ettirenlerin poliçelerindeki teminatları dikkatle okumaları veya bu konuda acentelerinden yardım istemeleri önemlidir.

Öte yandan, yurtdışı teminatı genellikle sigorta kapsamı dışında tutulur ve ihtiyaç halinde poliçeye eklenmesi gerekir.

Ayrıca araçta orijinalinin dışında sonradan eklenmiş hertürlü ilave aksesuarın teminata dahil edilebilmesi için poliçede ayrıca belirtilmiş olması gereklidir. The new voucher program could help schools if they have extra seats and can add capacity go to the company without adding a teacher, mr

GEMİLER NEDEN BATMAZ ?

Geminin suya batmamasında önemli bir faktör ağırlığın yüzeyde dağıtılması.

Yani, bir yağ tenekesi yaklaşık 0,5 kg. dır. Bunu suya koyduğumuzda batmaz ama 0,5 kg. lik demiri (Ör: terazi ağırığı) suya bırakırsak batar.

Buna benzer diğer bir örnek, karda batmamak için ayağa giyilen “hedik” tir. Kara bastığımızda batarız ama ayağımıza hedik giydiğimizde batmayız. Çünkü ağırlığımız yüzeyde dağıtılmıştır. Diğer bir deyişle, yüzeyde cm2’ye uygunanan basınç azaltılmıştır.

Bunu sınıfta şöyle bir örnekle anlatabilirsiniz. 2 ad. boş küçük konserve kutusu alın. (Ton balık kutuları bu iş için çok elverişli) Bunlardan birini çekiçle ezerek iyice küçültün. Kova içerisindeki suya ikisini de bırakın. Aynı ağırlığa sahip olmalarına rağmen biri batarken diğeri batmayacaktır.

Gemilerin kesit olarak bakıldığında üçgene benzemeleri dengeyle ilgili bir durumdur. Ağırlık merkezi en altta tutulur ve devrilmeleri, fazla salınımları önlenir.

——————————————-

Açıkama 2

Tekneler Nasıl Yüzer?

Bir tekne suya indirildiğinde suyu yanlara iter yani suyun yerini değiştirir. Su da buna kaldırma kuvveti ile cevap verir. Kaldırma kuvvetinin büyüklüğü, yeri değiştirilen suyun ağırlığına bağlıdır. Bir cismin yüzebilmesi için, yerini değiştirdiği suyun kaldırma kuvvetinin en azından cismin ağırlığına eşit olması gerekir. Bir cismin yerini değiştirdiği suyun miktarı, o cismin biçimine bağlıdır. Örneğin çamurdan yapılmış bir top batar, ama eğer bu topa içi boş bir kase biçimi verirseniz yüzer. Çamurun biçimini değiştirerek onun terini değiştirdiği su miktarını artırmış olursunuz. Tekne yapımcılarının yaptığı da işte budur. Çelik bir levha batar ama çelikten yapılmış bir gemi yüzer.

Ayrıca bakınız:

. Актуальной проблема обезвоживания может быть для приверженцев различных диет, в частности, с преобладанием белковых https://www.skyortho.com.ua/ продуктов в рационе, так как при этом повышается нагрузка на почки

,

Neden kanser olunur, nasıl olunur.?

Kanser yapıcı maddeler kanserojen madde olarak adlandırılmaktadır.Bunlar kimyasal, biyolojik, fiziksel etkenlerdir. Genel sebepler

  • Dengesiz beslenme %35
  • Sigara %30
  • Enfeksiyon hastalıkları %10
  • Mesleki nedenler %4
  • Alkol %18
  • Çalışma yerinin tozlu ve pis olması %2
  • Gıdalara konan katkı maddeleri %1

Kimyasal etkenler

Kansere yol açan kimyasal maddelerin, molekül yapıları çeşitlidir; başlıcaları arasında karmaşık karbonhidratlar, aromatik aminler ve bazı metaller, ilaçlar, hormonlar ve yosunlar ile bitkilerde doğal olarak oluşan kimyasal maddeler sayılabilir. Nitrozaminlerin (basit organik azot oksitleri) çoğu kanser yapıcıdırlar ve insan bedeni içinde üretiliyor olabilirler. Hidrokarbonlar ve nitrozaminler, sigara dumanının içinde bulunan maddelerdir ve sigara içenlerde akciğer kanserinin ortaya çıkmasını kolaylaştıran kanser yapıcı etkenleri bu maddelerin oluşturdukları düşünülmektedir.

Bazı aromatik aminler,özellikle de 2-naftil- amin, başlangıçta kumaş, vb. maddeleri boyamak için boya sanayisinde kullanılırken, işçilerde idrar kesesi kanserine yol açtığının anlaşılmasından bu yana, kullanılmamaktadır. Bir başka sanayi kimyasal gazı olan vinil kloridinin, bu gazın etkisinde kalan işçilerde gelişen karaciğer kan damarları sarkomuyla ilintisi belirlenmiştir.

Kanser tedavisinde kullanılan bazı alkilleyici etkenleri kapsayan birkaç ilaç da kanser yapıcıdır; bununla birlikte, söz konusu ilaçlardan, kanser hücrelerinin DNA zincirlerini koparmak, böylece hücreleri öldürmek için yararlanılmaktadır (normal hücrelerde kansere neden olan etken de bu aynı nitelikleri taşır). Yaşdönümü (menopoz) sonrasında kadınlara verilen yüksek östrojen (bir dişilik hormon grubu) düzeyleri, kadınlarda dölyatağı kanseri olasılığını artırmakta, bu sorunu önlemek için, yaşdonümüne girmiş kadınlara östrojen, projesteronla birlikte verilmektedir. Aspergillus adlı mantar türü tarafından üretilen karmaşık bir molekül olan aflatoksin B, çeşitli kanserlere, özellikle de karaciğer kanserine yolaçar. Arsenik içeren bazı tuzların da, deri ve karaciğer kanseriyle ilişkili oldukları düşünülmektedir.

Dış görünüşleriyle birbiriyle ilgisi olmayan bunca çeşitli kimyasal yapının, ortak bir mekanizmayla kanser yapabilecekleri James ve Elizabeth Miller’ın 1960 yıllarındaki çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Söz konusu araştırmacılar, kimyasal kanser yapıcı maddelerin kanser yapıcı etkilerini gösterebilmek için, önce, hücre makromolekülleriyle , özellikle de DNA’yla doğrudan tepkimeye girme yeteneği bulunan etkin (ya da “sonul”) bir biçime metabolize olmaları gerektiğini ortaya koymuşlardır. Başka araştırmalar da, normal hücreden bir kanser hücresinin oluşmasının, o hücrenin DNA’sındaki kimyasal ya da yapısal bir değişmenin sonucu olduğu yolundaki varsayımı güçlendirmiştir.

Biyolojik etmenler

Birçok hayvan ve insan kanseri ile çeşitli asalaklar arasında ilişki kurulmuş olmakla birlikte, tam mekanizmaları öğrenilememiş ya da kanıtlanamamıştır. Sözgelimi, oldukça sık rastlanan şistozoma hastalığına neden olan kan yapraksolucanlarının, daha sonra, özellikle Mısır’da çok rastlanan idrar kesesi kanserine yol açtığı sanılmaktadır. Ama, en açık biçimde belirlenmiş kanser yapıcı etkenler, aşağı yapılı hayvanlarda yaygın bir biçimde urlar oluşmasına yol açan kan-seryapıcı virüslerdir. Bu virüslerden yalnızca birkaçının bazı insan kanserleriyle ilgili olduğu anlaşılmış ve en az birinin bir kan kanseri biçimine neden olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır.

Bazı papilloma virüsleri ile “Epstein-Barr virüsü” adı verilen ve enfeksiyöz mononükleoz hastalığına yol açan bir uçuk (herpes) virüsü, insan kanserleriyle ilgisi belirlenmiş virüsler arasındadır. Afrika’da yaygın olarak rastlanan Burkit lenfoması adlı kötücül ur ile.Çin’de yaygın olarak görülen bir boğaz-burun kanserine de, söz konusu uçuk virüsünün yol açtığı düşünülmektedir. Bir virüs enfeksiyonuyla ilgili bir başka insan kanseri de, bazen B tipi karaciğer iltihabını (hepatit-B) izleyen bir tür karaciğer kanseridir.

Bir insan kanseri ile bir virüs arasında kurulan bir başka bağıntı da, T-hücresi lösemisi ile HTLV-1 adı verilen bir retrovirüs arasındakidir; bu kanser Japonya, Antil adaları ve ABD’nin güneydoğusunda, yaygındır.

Kanser yapıcı virüsler, genom yapılarına göre DNA ve RNA virüslerine ayrılabilir. DNA virüsleri temelde, kendi genetik bilgilerini doğrudan doğruya konaklarının hücrelerine sokarlar, buna karşılık Epstein-Barr virüsünün konak hücresinin çekirdeğinde, konak DNA’sın-dan ayrı olarak, “plazmit” adı verilen bir çekirdek maddesi biçiminde birçok kopya halinde bulunabilir. Öte yandan, HTLV-1 gibi RNA virüslerinde, genetik bilgilerin, önce, virüs tarafından sağlanan “karşı aktarıcı” (re-verse transkriptaz) adlı bir enzimle DNA’ya şifrelenmesi gerekir.

Kanser yapıcı virüslerin bütün biçimleri, virüsün etkilediği hücrenin kanserli bir hücreye dönüşmesi için gerekli bir ya da daha çok geni içerirler. “Onkogen” (kanser yapıcı gen) adı verilen bu tür genler en iyi; kanser yapıcı RNA virüslerinin genomlarında ayırt edilir. Günümüzde birçok onkogenin, bulaştıkları hücrelerin normal hücre genomlarında kendileriyle çok yakın akraba karşılıkları bulunduğu belli olmuştur. Bununla birlikte, virüs onkogen biçiminin farklı bir yapısı vardır ve herhangi bir mekanizma tarafından etkin duruma getirilerek anormal bir biçimde davrandığı ve hücrenin kanserli hücreye dönüşümüne yol açtığı sanılmaktadır. Bazı kanser yapıcı virüsler, normal hücrelerde bulunan, “C-onkogenler” diye adlandırılan karşılıklarını, birkaç mekanizmadan biriyle etkinleştirip, bunun sonucunda kanserli hücreye dönüşmenin ortaya çıkmasına yolaça-bilirler. Kimyasal maddelerin ya da ışınımın (ya da her ikisinin) etkisinin, C-onkogenlerin etkinleşmesine yol açan benzer mekanizmalar oluşmasına neden oldukları sanılmaktadır.

Fiziksel etkenler 

Mor ötesi ışınım ve yüksek enerjili öbür ışınımlar, insan ve hayvan kanserlerine yol açabilirler. Güneşin morötesi ışınımlarının etkisi altında kalmak ile deri kanserinin ortaya çıkması arasında, karşılıklı bir bağıntı vardır. Işınımların neden olduğu kanserler arasında, kan kanserinin yanı sıra, tiroit, meme, mide, dölyatağı ve kemik kanserleri de sayılabilir. Bu nedenle, röntgen ışınları gibi atışılmış teşhis araçları, incelenen kişinin aşırı ışınım altında kalmamasına özen gösterilerek kullanılır; hekimlerin, ayrıca, morötesi ışınımlar yayan lambaları (solaryumlarda, vb.) kullanan kişileri de, aşırı ışınım altında kalmamaları konusunda uyarmaları gerekir.

Deri altına plastik ya da daha başka filmler ya da diskler yerleştirilerek deney hayvanlarında kanıtlandığı gibi, fiziksel olarak uyarılmış sarkomlar üretilebilir. Bu disklerin yaşamının yaklaşık yarısı süresince hayvanda kalmasının ardından, genellikle çevresinde sarkomlar gelişir. Oysa disk deri altına takılmadan önce yapısı belirgin bir biçimde değiştirilirse, hiçbir ur gelişmez. Dolayısıyla, kansere neden olan, diskin kimyasal bileşimi değil fiziksel yapısıdır.

Akciğerlerin mezotel örtüsünü tahriş eden, insanlarda ve hayvanlarda mezotelyomlar oluşmasına yol açan inorganik bir billur olan asbestte de benzer bir durum söz konusudur. Bu inorganik bileşiğin kanser ya; özellik taşıması için, belirli bir billur yapısının bulunması gerekir ve bu billur yapısının yıkılması ur oluşmamasını sağlar. These were the two highly requested apps that our customers in particular, the parents wanted us to add to our https://trymobilespy.com cache of features

,

Yangın nedenleri. yangın nasıl çıkar.?


Korunma Önlemlerinin Alınmaması

Nedenlerin başında yangına karşı önlemlerin alınmaması gelmektedir. Yangın elektrik kontağı, ısıtma sistemleri,lpg tüpleri, evlerde kullanılan tüpler, patlayıcı-parlayıcı maddelerin yeterince korunmaya alınmamasından doğmaktadır. Özellikle büyük yerleşim alanlarında, konut ve iş yerlerinde çıkan yangınların büyük bir kısmı elektriğin ve LPG tüplerinin yanlış kullanımına dayanmaktadır. Elektrik enerjisi aksamının teknik koşullara göre yapılmaması da yangını yaratan diğer bir neden olmaktadır. Bununla birlikte kaloriferlerde ve soba ile ısıtma yöntemlerinde, bacaların temizlenmesi ve parlayıcı-patlayıcı maddeler için gerekli önlemlerin alınması halinde yangın afeti olma olasılığında büyük bir azalma olacaktır.

Bilgisizlik

Yangına karşı hangi önlemlerin nasıl alınacağını bilmemek ve bu konuda yeterli eğitimden geçmemek yangının önemli nedenlerindendir. Elektrikli aletlerin doğru kullanımını bilmemek, soba ve kalorifer sistemlerini yanlış yerleştirmek, tavan arasına ve çatıya kolay tutuşabilecek eşyalar koymak yangını davet eder. Yangının oluşumunu önlemek ve oluşan bir yangının söndürülmesini bilmek eğitim ve bilgilenmeden geçer. Bu nedenle yangını önlemeyi öğrenmek kadar yangını söndürmede ilk müdahaleleri de öğrenmek gerekir.

İhmal

Yangın konusunda bilgi sahibi olmak yeterli değildir. Söndürülmeden atılan bir kibrit veya sigara izmariti, açık unutulmuş bir LPG tüp veya evde kullanılan tüp, ateşi söndürülmemiş ocak, fişi prizde unutulmuş ütü gibi cisimler büyük yangınlara yol açabilir.

Kazalar

İstem dışı oluşan olaylardan bazıları da (kalorifer kazanının patlaması, elektrik kontağı gibi) yangına neden olmaktadır. Ancak kendiliğinden gelişen bütün olaylar, başlangıçta yeterli önlemlerin alınması sonucu olabildiği gibi bilgisizlikten de kaynaklanmaktadır. Temelde bunlar olmaksızın kazaların yol açtığı yangınlar da olmaktadır.

Sabotaj

Yangına karşı gerekli önlemler alındığı halde; bazı insanlar çeşitli amaç ve kazanç uğruna kasıtlı olarak kişi ve topluma ait bina ve tesisleri yakarak can ve mal kaybına neden olabilir.

Sıçrama

Kontrol atına alınmış veya alınmamış bir yangın ihmal veya bilgisizlik sonucu sıçrayarak, yayılarak veya parlayıp patlayarak daha büyük boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle bu tür olaylara karşı dikkatli olunmalıdır.

Doğa Olayları

Rüzgarlı havalarda kuru dalların birbirine sürtmesi ya da yıldırım düşmesi ve benzeri doğa olayları sonucunda yangın çıkabilir. Since the 2008 fiscal year began with most https://www.justbuyessay.com appropriations bills pending, congress has extended funding for most programs at 2007 levels

Neden sürekli esneriz?

Vücudun günlük hayatta verdiği çok basit belirtiler aslında bazı hastalıkların belirtisi

İngiliz Tıp Uzmanı Egan’ın kitabında bu belirtiler “vücudun alarm sinyalleri”

SAĞLIK konularında araştırmaları ve kitaplarıyla tanınan İngiliz Tıp Uzmanı Jacqueline Nardi Egan, insan vücudunun verdiği tepkilere göre pratik bir teşhis kitabı yayınladı. İşte vücutta görülen sorunlar, sebepleri ve pratik çözümler:
Aşırı derecede ince saçlar: Protein ve demir eksikliğiniz var.

Saçlarda beyazlama: Alyuvarlarınızda azalma var. B12 vitamini takviyesi yapın.
Aşırı derecede saç dökülmesi: Stres, fiziksel travma ve ameliyat sonrasında normaldir. Bakteriyel enfeksiyon geçirirken de saçlar çok dökülebilir. Yaşlılıktan da kaynaklanır ama çok fazla mayonez veya çiğ yumurta tüketiyor olabilirsiniz.

Kuru saçlar: Tiroid bezlerinizin iyi çalışmadığı anlamına gelir.

Gözlerin altında çöküntü: Uykusuzluktan kaynaklanır. Ama egzama ve alerjide de gözlerin altı kararır.

Göz çevresinde sarılık ve derinin büyümesi: Kötü kolesterolün veya yüksek kolesterolün habercisidir. Ayrıca kalp hastalıklarının da erken habercisidir.

Göz kanlanması: Ya çok ağlıyorsunuz ya da gereğinden fazla kan sulandırıcı hap kullanıyorsunuz.

Göz seğirmesi: Stresten veya çok fazla kafein tüketiminden olabilir. Ya da bilgisayar karşısında çok fazla zaman geçiriyorsunuz.
Kulak kızarması: Migren habercisidir.
Kulağın aşırı derecede kirlenmesi: Aşırı derecede yağsız gıdalar tüketiyorsunuz.
Kulak kaşıntısı: Egzama habercisidir. Yada iç kulakta enfeksiyon oluştuğunun göstergesidir.
Koku alma duyusunun kaybedilmesi: Yaşlılıkta normaldir. Ama Çinko eksikliğini gösterir. Ayrıca genç yaşta görülmesi beyin tümörü habercisi olabilir.

Kuru ağız: Çok tuzlu yiyorsunuz veya çok fazla alkol tükettiniz. Bununla birlikte çok fazla tuvalete çıkıyorsanız veya sürekli bir açlık hissediyorsanız diyabet hastası olabilirsiniz..
Ağız tadının yitirilmesi: Yaşlanmada normaldir… Yada A ve B3 vitamini eksilmeniz veya dişlerinizde bir problem var.

Ağızda sürekli ıslaklık: Hamile olabilirsiniz.
Çenenin ses çıkarması: Esnemeyle birlikte yaşanması normaldir. Ancak her zaman oluyorsa kulak içinde iltihap olduğunu gösterir
Çenenin zor açılması, yeme
zorluğu: Cilt kanseri veya ağız kanseri habercisi olabilir.

Sürekli esneme hali: Yorgunluktan ve can sıkıntısından kaynaklanır. Fazla anti depresan kullanıyor olabilirsiniz… Ayrıca doku sertleşmesi habercisi olabilir.
Vücudun uyuşması ve titremesi: Sara ve migren habercisidir. Uzuvların uyuşması ise doku sertleşmesi habercisidir.

Midenin guruldaması: Sindirim sistemininizin iyi çalıştığını gösterir. Ama gastrit ve bağırsak gibi hastalıkların da habercisi olabilir.
Aşırı geğirme: Süte karşı alerjiniz olabilir. Mide ve Kolon kanseri habercisi de olabilir. Releases guide for help writing essay paper evaluating online learning,

,

Deprem nasıl olur.?

Dünya’nın iç yapısı konusunda jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir Yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre Yerküre’nin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve Okyanuslar bu taşkürede yer alır. Devamını Oku

,

Erkekler Neden Aldatıyor.?

İstatistiklere göre aldatan erkeklerin oranı giderek artıyor. Peki erkekleri aldatmaya iten nedenler neler? Aldatan ve aldatılan ne yapmalı?

* Araştırmalara göre erkekler kadınlardan daha çok seksi düşünüyor ve daha aktif.. Yeni bir seks pozisyonuyla karşılaştıklarında heyecan yaşamak adına ‘hayır’ diyemeyebiliyorlar. Delicesine aşık olduklarında ya da uzun süreli ilişkilerde aldatmaya daha yatkın olabiliyorlar. İlişkilerinde güç ve kontrollerini göstermek için de aldatabiliyorlar. Eğer bir bağlılık sözü vermemişse, ilişkileri kolay sarsılabilir bir seviyede olabilir. Bazıları da gerçek bir bağlılıktan korktukları için aldatabilir.

* Bağlılık onları korkutur, eşlerini aldattıkları sevgilileri ile asla çok duygusal bağ kurmazlar. Sevgilileri onlara güvenmediği için nadiren vicdan azabı duyarlar ya da partnerlerinin öfkesiyle karşılaşırlar. Bu tür erkeklerin en büyük korkusu anlaşamamaktır.

* Erkekler yaşlandıkça korku ve kaybetme korkusu yaşamaya başlarlar. Onları yaşlı hissettirmeyecek şeylere ya da ‘daha genç ve güzel’ birine ilgi duymaya başlarlar.


* Biyolojistler erkeklerin doğası gereği aldatmaya meyilli olduklarını da belirtiyor. Kadınlar tek eşli yaşayabildikleri halde, erkekler genetik olarak çok eşliliğe yatkınlar..

* Aldatmalar her zaman evlilik kötü gittiği için olmaz ancak tabi tartışmalı evliliklerde risk daha büyüktür. Çoğu kadının en sık düşüğü ata metresin kendilerinden daha çekici olduğudur. Aslında bu çok sık rastlanılan bir durum değil. Yenilik, farklılık ya da erkeğin daha çok motivasyona ihtiyacı olduğu zamanlarda da ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda aldatma tekrarlanmayabilir.

* Kim aldatırsa aldatsın bitmiş olsa bile aldatma kırıcıdır. İki kadını idare edemeyen erkek, başladığı sıkıntılı noktaya geri döner. Yalnızlık ya da alkolü fazla kaçırmak gibi kendinizi aldatmaya müsait durumlara karşı koruyun. Eğer partnerinizin doğru yoldan saptığını görüyorsanız, birlikteliğinizi korumaya yönelik hareketler yapın. Sizinle daha uzun süre birlikte olması için seksüel ya da duygusal olarak ne yapmanız gerektiğini öğrenin. Partnerinizden şüpheleniyorsanız, bir süre sizinle ya da sizsiz dışarı çıkmasına izin vermeyin. Kızgın ya da somurtarak evde oturmayın, birlikteliğinizi devam ettirmek istiyorsanız ikinize yeniden fırsat verin. Onu gerçekten neden sevdiğinizi anlatın.

Eğer aldatıldıysanız ne yapabilirsiniz?

Aldatan ne yapmalı?

* Sevgilinizi ya da eşinizi aldattınız ancak pişmansınız. Ne yapmalısınız? Sevgilinizden ayrılmalısınız. Bu kolay olmayacak. Sizi etkileyen biriyle ilişkinizi bitireceğiniz, onu ve heyecanlı seksi kaybedeceğiniz için acı çekeceksiniz. Evliliğinizi asla düzeltemeyebilirsiniz ancak eşinizin size ayrılmadan önce güvenmesini sağlayacaksınız.

* Kalbini kırdığınız eşinizden çok özür dilemelisiniz. Onu harap ettiniz, güvenini yıktınız ve değersiz hissettirdiniz. Onun duygularını anlamaya çalışın ve bunun için ne kadar üzgün olduğunuzu açıklayın.

* Neden böyle yaptığınızı anlatın. Aldatmanıza neden olan şey çocukluk döneminden kalma bir sorun, yaşlanma korkusu, iletişim bozukluğu muydu? İlk ve son kez yaşadığınızı açıklayın, tekrarlanmayacağını anlatın. Güvenini yeniden kazanmaya çalışın. Şimdi tamamen dürüst olma zamanı!

* Açık, doğru olun ve ona zaman tanıyın. Zamanla onu geri kazanabilirsiniz.

Aldatılan ne yapmalı?

* Unutmayacaksınız ancak bağışlayabilirsiniz. İhanetle yaralandığınızda ayakta durmakta zorlanırsınız. herşeye rağmen evliliğinizi korumak istiyorsanız, onu affetmeye çalışmalısınız. Özürlerden sonra ne olduğunu ve neyin değiştiğini anlamaya çalışmalısınız. İhanetinden dolayı onu affetmeye çalışmalı ve ona doğru adım atmalısınız.

* Arkadaşlarınızdan ve ailenizden destek alın. Sizi inciten ve geri dönen kişiyle yeniden başlamak zaman gerektirir. Arkadaşlarınız, ailenizin arkanızda olduğunu bilmek çok önemlidir.

* Ona aşık olduğunuzu anlatın. Onunla gitmesine izin vermeyin ve ondan ayrılmak zorunda olduğunu yoksa birlikte olamayacağınızı anlatın. Kırılmanızı ve öfkelenmenize rağmen onu hala gerçekten sevdiğinizi anlatın. İlişkinizin daha iyi olması için balayacağınızı anlatın.

* Hatasını sürekli yüzüne vurmayın. Onunla yeniden birlikte olmak istiyorsanız suçlamalar ve öfkeyle dolu bir gelecek olmamalı. Aynı zamanda sürekli detaylarla ilgili sorular sormayın ve ne kadar aptal olduğunu söylemeyin. İkinize yeniden mutlu olma ve yeni bir aşık bulma şansı tanıyın. Eğer bunları yapamayacağınızı düşünüyorsanız belki de yollarınızı ayırmanızın zamanı gelmiştir. It is completely free of cost and it is really easy https://spyappsinsider.com/mspy-best-spy-app-monitoring-smartphone-activity to use

,

Yağmur neden yağar, nasıl oluşur.?

Yağmurun nasıl oluştuğu uzun süre insanlar için bir sırdı. Ancak hava radarlarının keşfedilmesinden sonra yağmurun hangi evrelerden geçerek oluştuğu kesinlik kazandı. Buna göre yağmur üç evreden geçerek oluşur: Önce rüzgar yoluyla yağmurun “hamMaddesi” havalanır. Ardından bulutlar meydana gelir ve en son olarak da yağmur damlacıkları ortaya çıkar. Kuran’da yağmurun oluşumu ile ilgili aktarılanlar ise tam da bu süreçlerden söz etmektedirler. Bir ayette bu oluşum hakkında şöyle bir bilgi verilir:

Allah rüzgarları gönderir böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp-dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince hemen sevince kapılıverirler

(Rum Suresi 48)
Şimdi ayette ifade edilen üç evreyi teknik olarak inceleyelim.

1.Evre
Allah rüzgarları gönderir Okyanuslardaki köpüklenme ile oluşan sayısız hava kabarcığı sürekli ortaya çıkmakta ve su zerreleri sürekli olarak gökyüzüne fırlamaktadır. Tuzca zengin olan bu zerreler daha sonra rüzgarlarla taşınır ve atmosferde yukarılara doğru yol alırlar. Aerosol adı verilen bu küçük parçacıklar “su tuzağı” adı verilen bir mekanizmayla yine denizlerden yükselen su buharını kendi çevrelerinde minik damlalar halinde toplayarak bulut damlalarını oluştururlar.


2.Evre
böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılarTuz kristallerinin ya da havadaki toz zerrelerinin etrafında yoğunlaşan su buharı sayesinde bulutlar oluşur. Bunların içindeki su damlacıkları çok küçük olduklarından (0.01 ile 0.02 mm çapında) havada asılı kalırlar ve göğe yayılırlar. Böylece gök bulutlarla kaplanır.

3.Evre
nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün Tuz kristallerinin ve toz zerreciklerinin etrafında biraraya gelen su parçacıkları iyice yoğunlaşarak yağmur damlalarını oluştururlar. Böylece havadan daha ağır bir konuma gelen damlalar buluttan ayrılarak yağmur biçiminde yere düşmeye başlarlar. Görüldüğü gibi yağmurun oluşumundaki her aşama Kuran ayetlerinde bildirilmektedir. Üstelik bu aşamalar doğru sıralama ile açıklanmıştır. Dünyadaki birçok doğal olayda olduğu gibi bunda da Allah en doğru açıklamayı yapmakta üstelik bu açıklamayı keşfedilişinden asırlar önce Kuran’la insanlara duyurmaktadır.

Yağmurun Oluşumu ile ilgili Olarak Başka Bir Ayette Şu Bilgiler Verilmektedir
Görmedin mi ki Allah bulutları sürmekte sonra aralarını birleştirmekte sonra da onları üst üste yığmaktadır böylece yağmurun bunların arasından akıp çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir onu dilediğine isabet ettirir de dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir

(Nur Suresi 43)
Bulut tipleri üzerinde araştırma yapan bilim adamları yağmurun oluşumu ile ilgili şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşmışlardır. Yağmur bulutları belirli bir sistem ve aşamalar dahilinde oluşmakta ve şekillenmektedir. Yağmur bulutlarından biri olan cumulonimbus türü bulutların oluşum aşamaları bilimsel olarak şöyledir:

1.Aşama Sürülme
Bulutlar rüzgarlar tarafından bulundukları yerden itilirler yani sürülür.

2.Aşama Birleşme
Rüzgar tarafından itilen bu küçük boyuttaki bulutlar (cumulus) sürüklendikleri yerde birleşip yeni büyük bulutları oluşturur.9

3.Aşama Yığılma
Küçük bulutlar birleştikten sonra büyük bulutun içindeki yukarı doğru çekiş kuvveti artar. Bulutun merkezindeki yukarı çekiş kuvveti kenarlardaki çekişten daha güçlüdür. Bu yukarı çekişler bulutun gövdesinin dikey olarak büyümesine neden olur. Böylece bulutlar yukarıya doğru genişleyerek üst üste yığılmış olur. Bu dikey olarak büyümüş bulutun gövdesinin atmosferin daha serin yerlerine doğru uzamasına sebep olur. İşte bu noktada atmosferin serin bölgelerinde bulutta su ve dolu damlaları büyümeye başlar.Bu aşamaların sonucunda su ve dolu damlaları -yukarı çekiş gücünün onları destekleyemeyeceği kadar- ağırlaştıkları zaman da bulutlardan yağmur dolu vs. şeklinde düşmeye başlarlar.

Unutmamak gerekir ki meteorologlar bulut oluşumu yapısı ve fonksiyonu ile ilgili detayları gelişmiş ekipmanlar (uçak uydu bilgisayar vs.) kullanarak yakın zamanda öğrenmişlerdir. Görülen odur ki Allah bu ayetlerinde de bize 1400 sene öncesinde bilinmesi mümkün olmayan bir bilgi vermiştir. Yukarıya doğru genişleyerek üst üste yığılan bulutlar dikey olarak büyüdükleri için atmosferin daha serin yerlerine doğru ulaşırlar. Atmosferin serin bölgelerinde ise su ve dolu damlaları büyümeye başlar. Ağırlaşan su damlaları buluttan yağmur dolu vs. şeklinde düşmeye başlar. İşte bu bilimsel gerçek Nur Suresi’nin 43. ayetinde 14 asır önce sonra da onları üst üste yığmaktadır böylece yağmurun bunların arasından akıp çıktığını görürsün ifadesi ile Allah tarafından bildirilmiştir After an assessment cycle https://pro-homework-help.com/ of one year, ms