Deprem nasıl olur.?
- Çarşamba, Mart 26, 2008, 22:03
- NASIL, NEDEN
- 1 views
- Henüz Yorum Yok
Dünya’nın iç yapısı konusunda jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediÄŸi bir Yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre Yerküre’nin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığında oluÅŸmuÅŸ bir taÅŸküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve Okyanuslar bu taÅŸkürede yer alır.
Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuÅŸaÄŸa Manto adı verilir. Manto’nun altındaki çekirdeÄŸin nikel-demir karışımından oluÅŸtuÄŸu kabul edilmektedir. Yer’in yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının Yer’in çekirdeÄŸinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeÄŸin sıvı bir ortam olması gerektiÄŸi sonucuna varılmaktadır.
Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır. TaÅŸküre’nin altında Astenosfer denilen yumuÅŸak Üst Manto bulunmaktadır. Burada oluÅŸan kuvvetler özellikle konveksiyon akımları nedeni ile taÅŸ kabuk parçalanmakta ve birçok ‘Levha’ lara bölünmektedir.
Üst Manto’da oluÅŸan konveksiyon akımları radyoaktivite nedeni ile oluÅŸan yüksek ısıya baÄŸlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe TaÅŸküre’de gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluÅŸmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup birbirlerine göre insanların hissedemeyeceÄŸi bir hızla hareket etmektedirler.
Konveksiyon akımlarının yükseldiÄŸi yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaÅŸmakta ve buradan çıkan sıcak magma da Okyanus ortası sırtlarını oluÅŸturmaktadır. Levhaların birbirlerine deÄŸdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta sürtünen levhalardan biri aÅŸağıya Manto’ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluÅŸturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduÄŸu bu ardışıklı olay TaÅŸküre’nin altında devam edip gitmektedir.
İşte YerkabuÄŸu’nu oluÅŸturan levhaların birbirine sürtündükleri birbirlerini sıkıştırdıkları birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları Dünya’da depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya’da olan depremlerin büyük çoÄŸunluÄŸu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuÅŸaklar üzerinde olusmaktadır.
Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.
Bu dalgalar geçtiÄŸi ortamları sarsarak ve depremin oluÅŸ yönünden uzaklaÅŸtıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada Yeryüzü’nde bazen gözle görülebilen kilometrelerce uzanabilen ve fay adı verilen arazi kırıkları oluÅŸabilir. Bu kırıklar bazen Yeryüzü’nde gözlenemez yüzey tabakaları ile gizlenmiÅŸ olabilir. Bazen de eski bir depremden oluÅŸmuÅŸ ve Yeryüzü’ne kadar çıkmış ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.
Depremlerinin oluÅŸumunun bu sekilde ve ‘Elastik Geri Sekme Kuramı’ adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre herhangi bir noktada zamana bağımlı olarak yavaÅŸ yavaÅŸ oluÅŸan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji kritik bir deÄŸere eriÅŸtiÄŸinde fay düzlemi boyunca varolan sürtünme kuvvetini yenerek fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluÅŸturmaktadır.
Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açığa çıkması boşalması diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır.
Aslında kayaların önceden bir birim yer deÄŸiÅŸtirme birikimine uÄŸramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer deÄŸiÅŸtirme hareketlerini hareketsiz görülen YerkabuÄŸu’nda üst mantoda oluÅŸan konveksiyon akımları oluÅŸturmakta kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır.
İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda elastik geri sekmeler (atım) fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar.
Faylar genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara ‘DoÄŸrultu Atımlı Fay’ denir. Fayın oluÅŸturduÄŸu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak saÄŸa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilir ki bunlar saÄŸ veya sol yönlü doÄŸrultulu atımlı faya bir örnektir.
Düşey hareketlerle meydana gelen faylara da ‘EÄŸim Atımlı Fay’ denir. Fayların çoÄŸunda hem yatay hem de düşey hareket bulunabilir
Yazar Hakkında
Yorumunuzu Bırakın
Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.
Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.


