Ergenekon Destanı Nedir.?
- Cumartesi, AÄŸustos 9, 2008, 17:08
- NEDİR
- 1 views
- Henüz Yorum Yok
Ergenekon destanı, Göktürkler‘in türeyiÅŸini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uÄŸratılan Türklerin, Ergenekon Ovası‘nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.
Efsanenin SadeleÅŸmiÅŸ Özet Hali: Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk’e boyun eÄŸmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleÅŸtiler, Türkler’in üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruÅŸma da baÅŸladı. On gün savaÅŸtılar. Sonuçta Türkler üstün geldi.
Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beÄŸleri av yerinde toplanıp konuÅŸtular. Dediler ki: “Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur”
Tan aÄŸaranda, baskına uÄŸramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, “Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar” deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler’i görünce birden döndü. VuruÅŸma baÅŸladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkleri öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yaÄŸmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler.
O çaÄŸda Türkler’in başında İl KaÄŸan vardı. İl KaÄŸan‘ın da birçok oÄŸlu vardı. Ancak, bu savaÅŸta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oÄŸlunu o yıl evlendirmiÅŸti. İl Kagan’ın bir de Tokuz Oguz (Dokuz OÄŸuz) adlı bir yeÄŸeni vardı; o da saÄŸ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oguz tutsak olmuÅŸlardı. On gün sonra ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar. Türk yurduna döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. Oturup düşündüler: “Dörtbir yan düşman dolu. DaÄŸların içinde kiÅŸi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım.” Sürülerini alıp daÄŸa doÄŸru göç ettiler.
Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu.
Türkler’in vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemiÅŸler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı’ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye Ergenekon dediler.
Zaman geçti, çaÄŸlar aktı; Kayı ile Tokuz Oguz’un birçok çocukları oldu. Kayı’nın çok çocuÄŸu oldu, Tokuz Oguz’un daha az oldu. Kayı’dan olma çocuklara Kayat dediler. Tokuz’dan olma çocukların bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne de Türülken. Yıllar yılı bu iki yiÄŸidin çocukları Ergenekon’da kaldılar; çoÄŸaldılar, çoÄŸaldılar, çoÄŸaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti.
Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoÄŸaldı ki Ergenekon’a sığamaz oldular. Çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki: “Atalarımızdan iÅŸittik; Ergenekon dışında geniÅŸ ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiÅŸ. DaÄŸların arasını araÅŸtırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon’dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım.
Türkler, kurultayın bu kararı üzerine, Ergenekon’dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: “Bu daÄŸda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki daÄŸ bize geçit verir.” Gidip demir madenini gördüler. Dağın geniÅŸ yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın altını, üstünü, yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. YetmiÅŸ deriden yetmiÅŸ büyük körük yapıp, yetmiÅŸ yere koydular. Odun kömürü ateÅŸleyip körüklediler. Tengri’nin yardımıyla demir daÄŸ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu.
Sonra gök yeleli bir Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiÄŸi bilinmeyen. Bozkurt geldi, Türk’ün önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler, Bozkurt’un önderliÄŸinde, o kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde Ergenekon’dan çıktılar.
Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kaganı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beğleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar.
Ergenekon’dan çıktıklarında Türklerin kaÄŸanı, Kayı Han soyundan gelen Börteçine (Bozkurt) idi. Börteçine bütün illere elçiler gönderdi; Türkler’in Ergenekon’dan çıktıklarını bildirdi. Ta ki, eskisi gibi, bütün iller Türkler’in buyruÄŸu altına girdi.
Yazar Hakkında
Yorumunuzu Bırakın
Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.
Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.



