Kondansatör Nedir.?

Kondansatör, elektronların kutuplanarak elektriksel yükü elektrik alanın içerisinde depolayabilme özelliklerinden faydalanılarak, bir yalıtkan malzemenin iki metal tabaka arasına yerleştirilmesiyle oluşturulan temel elektrik ve elektronik devre elemanıdır.

Piyasada kapasite, kapasitör, sığaç gibi isimlerle anılan kondansatörler, 18. yüzyılda icat edilip geliÅŸtirilmeye baÅŸlanmış ve günümüzde teknolojinin ilerlemesinde büyük önemi olan elektrik – elektronik dallarının en vazgeçilmez

unsurlarından biri olmuştur. Elektrik yükü depolama, reaktif güç kontrolü, bilgi kaybı engelleme, AC/DC arasında dönüşüm yapmada kullanılırlar ve tüm entegre elektronik devrelerin vazgeçilmez elemanıdırlar.

Kondansatörlerin karakteristikleri olarak;

  • plakalar arasında kullanılan yalıtkanın cinsi,
  • çalışma ve dayanma gerilimleri,
  • depolayabildikleri yük miktarı

sayılabilir. Bu kriterler göz önünde bulundurulduktan sonra gereksinime uygun olan kondansatör tercih edilir. Kondansatörlerin fiziksel büyüklükleri, çalışma gerilimleri ve depolayabilecekleri yük miktarına bağlıdır. Tasarım açısından ise çeşitlilik boldur, hemen hemen her boyut ve şekilde kondansatör temin edilebilir.

Tarihi

Leyden ÅŸiÅŸesi

Leyden ÅŸiÅŸesi

Elektrik konusunun geliÅŸmesi 18. yüzyılda statik (durgun) elektriÄŸin incelenmesiyle baÅŸlamıştır.[1] Statik elektriÄŸin bir ip boyunca iletilebilmesi, elektrik yükünün temasla paylaşılabilmesi ve depolanabilmesi özellikleri araÅŸtırmacı bilim adamları tarafından keÅŸfedilmeye baÅŸlanmıştı. 1745 yılında Ewald von Kleist elektriÄŸi küçük metal bir ÅŸiÅŸede depolamayı baÅŸarmıştı. Ancak kondansatörün asıl geliÅŸmesi, Leiden’de elektrik üzerinde deneyler yapan Pieter van Musschenbroek‘in çalışmaları sonucu gerçekleÅŸmiÅŸti. Musschenbroek bir rastlantı sonucu Kleist’in çalışmalarını doÄŸrular nitelikte sonuçlara eriÅŸti. Musschenbroek içi ve dışı metalle kaplı cam bir ÅŸiÅŸe tasarladı. ÅžiÅŸenin bir kısmı suyla doldurulmuÅŸ ve aÄŸzı hava – sıvı geçirmeyecek ÅŸekilde bir mantarla tıkanmıştı. Mantarın ortasından bir iletken bir ucu ÅŸiÅŸe dışında bir ucu suyun içinde olacak ÅŸekilde yerleÅŸtirilmiÅŸti. İletkene statik elektrik üretici temas ettiÄŸinde Leiden ÅŸiÅŸesi yük depolamakta, elektriÄŸi ileten baÅŸka bir malzeme temas ettiÄŸinde boÅŸalmaktaydı.[2] Bu ÅŸiÅŸeler aynı zamanda ilk kondansatörlerdi.[1] Öyleki, ÅŸu anda Farad olan kapasite birimi ilk zamanlarda jar (ÅŸiÅŸe) olarak kabul edilmiÅŸti ve bu birim bugün 1 nF kapasiteye tekabül eder.[3]

Denemeler sonucunda metal kaplamalar arasındaki cam inceldikçe yayılan kıvılcımın büyüdüğü gözlendi. Leiden ÅŸiÅŸelerinde depolanan yük büyük deÄŸerler alabiliyordu ve birbirine tellerle baÄŸlanmış Leiden ÅŸiÅŸelerinden boÅŸalan elektriÄŸin hayvanları öldürebileceÄŸi gözlenmiÅŸti.[1] Bu ilginç alet Ewald von Kleist’in keÅŸfi, Pieter van Musschenbroek‘in geliÅŸtirmesiyle ortaya çıkmıştır. Amerikalı devlet ve bilimadamı Benjamin Franklin, cam yalıtkanın Leyden ÅŸiÅŸesinden farklı olarak oval deÄŸil düzlemsel olmasının aynı iÅŸlevi gördüğünü bulmuÅŸ, Franklin’in düzlemsel cam yalıtkanlı kondansatörüne Franklin Düzlemleri adı verilmiÅŸtir.[2] Ardından Alessandro Volta ve Nikola Tesla gibi birçok bilimadamı tarafından incelenen kondansatör geliÅŸtirilerek günümüzdeki ÅŸeklini almıştır. Kondansatörler ismini, İtalyanca condensatore kelimesinden alır. Kapasite birimi ise jar’dan sonra, İngiliz bilim adamı Michael Faraday’ın isminden hareketle Farad seçilmiÅŸtir.

Yazar Hakkında

admin Sitede 943 konusu bulunmakta.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.

Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2012 Neden-Nasıl-Nedir. All rights reserved.
Tüm yazı ve görseller çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. www.nedennasilnedir.com bu bilgilerin kesin doğruluğunu kabul etmez...