Minyatür Nedir
- Pazartesi, Aralık 29, 2008, 4:46
- NEDİR
- 1 views
- Henüz Yorum Yok
Çok ince iÅŸlenmiÅŸ ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatına verilen addır. OrtaçaÄŸda Avrupa’da elyazması kitaplarda baÅŸ harfler kırmızı bir renkle boyanarak süslenirdi. Bu iÅŸ için, çok güzel kırmızı bir renk veren ve Latince adı minium olan kurÅŸun oksit kullanılırdı. Minyatür sözcüğü buradan türemiÅŸtir. Bizde ise eskiden resme nakış ya da tasvir denirdi. minyatür, için daha çok nakış sözcüğü kullanılırdı. Minyatür sanatçısı için de resim yapan, ressam anlamına gelen nakkaÅŸ ya da musavvir denirdi. Minyatür daha çok kağıt, fildiÅŸi ve benzeri maddeler üzerine yapılırdı
Minyatür, doÄŸu ve batı dünyasında çok eskiden beri bilinen bir resim tarzıdır. Ama minyatürün bir doÄŸu sanatı olduÄŸunu, batıya doÄŸudan geldiÄŸini ileri sürenler vardır. DoÄŸu ve batı minyatürleri resim sanatı yönünden hemen hemen birbirinin aynı olmakla birlikte renk ve biçimlerde, konularda ayrılıklar görülür. Minyatür, kitapları resimlemek amacıyla yapıldığından boyutları küçük tutulmuÅŸtur. Bu ortak bir özelliktir. DoÄŸu ve Türk minyatürlerinin bazı baÅŸka özellikleri de vardır. Bu minyatürlerin çevresi çoÄŸu kez “tezhip“ denen bezemeyle süslenirdi
minyatürde sulu boyaya benzer bir boya kullanılırdı. Yalnız bu boyaların karışımında bir tür yapışkan olan arapzamkı biraz daha fazlaydı. Çizgileri çizmek ve ince ayrıntıları iÅŸlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılan ve “tüykalem“ denen çok ince fırçalar kullanılırdı. Bo yama iÅŸi için de çeÅŸitli fırçalar vardı. Resim yapılacak kâğıdın üzerine arapzamkı katılmış üstübeç sürülürdü. Renklere saydamlık kazandırmak için de bu yüzeyin üzerine bir kat da altın tozu sürüldüğü olurdu.
Bilinen en eski minyatürler Mısır’da rastlanan ve iö 2. yüz yılda papirüs üzerine yapılan minyatürlerdir Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmaları’nın da minyatürlerle süslendiÄŸi görülür. Hıristiyanlık yayılınca minyatür özellikle elyazması incil’leri süslemeye baÅŸladı. Avrupa’da minyatürün, geliÅŸmesi 8. yüz yılın sonlarına rastlar. 12. yüzyılda ise minyatürün, süslenecek metinle doÄŸrudan doÄŸruya ilgili olması gözetilmeye ve yalnızca dinsel konulu minyatürler deÄŸil dindışı minyatürler, de yapılmaya baÅŸlandı. baskı makinesinin bulunuÅŸuna kadar Avrupa’da çok güzel ve görkemli minyatürler yapıldı. Bundan sonra minyatür daha çok madalyonların üzerine portre yapmak için kullanıldı
17. yüzyıldan sonra fildişi üzerine yapılan minyatürler yaygınlaştı. Daha sonra minyatür sanatına karşı ilgi azalmakla birlikte dar bir sanatçı çevresinde geleneksel bir sanat olarak sürdürüldü. Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi
Selçuklular’ın iran ile iliÅŸkileri nedeniyle minyatür sanatı iran etkisinde kaldı. Mevlana’nın resmini yapan Abdüddevle ve baÅŸka ünlü minyatür sanatçıları yetiÅŸti. Osmanlı devleti döneminde ise 18. yüzyıla kadar iran ve Selçuklu etkisi sürdü
Fatih döneminde, padiÅŸahın resmini de yapmış olan Sinan bey adlı bir nakkaÅŸ, II. Bayezid döneminde de Baba NakkaÅŸ diye tanınan bir sanatçı yetiÅŸti. 16. yüzyılda Reis Haydar diye tanınan Nigari, NakÅŸi ve Åžah Kulu ün yaptılar. Gene aynı dönemde, Bihzad’ın öğrencisi olan Horasanlı Aka Mirek de istanbul’a çaÄŸrılarak saraya baÅŸnakkaÅŸ baÅŸressam yapılmıştı. Mustafa Çelebi, Selimiyeli ReÅŸid, Süleyman Çelebi ve Levnî 18. yüzyılın ünlü nakkaÅŸlarıdır. Bunlardan Levni, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır. Levnî, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliÅŸtirdi
19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde de batı resim sanatının etkileri görüldü. Minyatür yavaş yavaş yerini bildiğimiz anlamda çağdaş resme bırakmaya başladı. Ama batıda olduğu gibi ülkemizde de geleneksel bir sanat olarak varlığını sürdürmektedir
Yazar Hakkında
Yorumunuzu Bırakın
Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.
Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.


