Sezaryan nedir? Neden yapılır.? Nasıl Yapılır.?

Sezaryanla doğum bebegin anne karnından uterus açilarak çıkartılmasıdır. Annenin ve bebegin sağlığını tehdit eden her durumda veya vajinal yolla doğumun imkansız olduğu durumlarda sezaryan ile doğum yapılır.

Sezaryan doğum ameliyatı dünyanın bilinen en eski ameliyatlardandır. Tıbbın ve teknolojinin de ilerlemesi ile sezaryan ameliyat teknikleride daha çok gelişmiştir. Ameliyatların mikropsuz koşullarda yapılması, kan verilebilmesi, kuvvetli mikrop kırıcı ilaçlar, modern cerrahi malzeme ve genel anestezi vermeden belden yapılan uyuşturma sayesinde ameliyatın tehlikesi daha aza indirilmis, nerdeyse normal doğum kadar tehlikesiz olmuştur.

Normal koşullarda sezaryan doğum ameliyati 45 dakika kadar sürer. Bebek ameliyat başladıktan 10 dakika sonra çıkarılır daha sonra kesilen katlar dikilir. Bebege ulaşmak için ciltten başlayarak 8 kat tabaka kesilmekte ve daha sonra tekrar dikilmektedir.

Bu tabakaları sıralayacak olursak

  • Cilt,
  • Cilt altı yağ dokusu,
  • Kasların koruyucu kılıfı,
  • Kas tabakası,
  • Karın iç zarı,
  • Uterus zarı,
  • Uterus kası,
  • Amnion zarıdır.

Sezaryanın üstünlükleri…

Birçok durumda sezaryan ile doğum tercih edilir. Bugün gelişmiş ülkelerde her 4 doğumdan biri sezaryan ile olmaktadır. Bunun nedenleri şunlardır.

Sezaryan tehlikesiz bir doğum şekli haline gelmiştir.

Normal doğum sırasında Can uzun süreler oksijensiz kalır. Sancılar sırasında olan bu durum uzun sürerse Can’da bazı hasarlar olabilir. Sezaryanda böyle bir tehlike yoktur.

Normal doğum sırasında ıkınmalara ve zorlanmalara bağlı olarak rahim ve idrar kesesi sarkmaları olur. Uterus ağzı yırtıklara bağlı akıntı şikayetleri olabilir. Rahim ağzının genişlemesine bağlı olarak cinsel ilişkide eski zevk kalmayabilir. Sezaryan ile bu sakıncalar ortadan kalkmıştır.

Çoğu zaman normal doğum sonrası çekilen sıkıntılar sezaryan’a göre daha fazla olur. Epizyotomi dikişleri şişer, mikrop kapabilir. Anne otururken ve dışkılarken siddetli sancı yapabilir. Dikişler iltihap kaparsa epizyotomi kesisi açılabilir ve aylarca süren sıkıntılar doğurur.

Sezaryan esnasında uterus veya yumurtalıklarda mevcut myom, kist gibi oluşumları çıkarma şansı doğar, Anne ikinci bir ameliyat olasılığından kurtulur.

Sezaryanın riskleri…

Herşeye rağmen sezaryan bir operasyondur. Karın açılmaktadır. Karın içi iltihaplanma riski her zaman vardır. Dikişlerde, ciltaltında kanama ve iltihap ile karşılaşılabilir.

Sezaryan ile kan kaybı normal doğuma göre daha fazladır. 2. veya 3. kez yapılan sezaryanlar 1. lere göre daha risklidir. Çünkü ilk sezaryandan yapışıklıklar kalmıştır. Idrar kesesi yukarı kaymış olabilir. Idrar kesesinin veya idrar yollarının zedelenme riski vardır.

Sezaryan sonrası dikiş bölgesindeki sancılar 3-4 gün devam eder ve Anne’nin hareketlerini ve emzirmesini güçleştirir.

Genel anestezi ile yapılan sezaryanlarda anesteziye bağlı sıkıntılar olabilir. Bu şekilde sezaryan ile doğum yapanlarda Anne ölüm oranı vajinal doğuma göre 3-4 kat fazladır.

NEDEN SEZARYAN ILE DOĞUM?..

Baş-Çatı uyumsuzluğu…

En sık sezaryan nedeni Can’ın başı ile Anne’nin kemik çatısının birbirine uymamasıdır. Ya Can’ın başı çok büyük olmakta ya da Anne’nin kemik çatısı ileri derecede dar olmaktadır. Ya da baş ile çatı birbirine uyar büyüklüktedir. Ancak başın kemik çatıya oturuş şekli başın çatıdan geçişini engeller.

Bazan doğum ilerler. Baş iyice kemik çatının içine yerleşir. Ama pozisyonu ters oturur. Bir türlü son hareketi yapıp dışarı çıkamaz. Bu durumda sancılar ne kadar güçlü olursa olsun Can’ın başı belli bir noktadan ileri geçemez. Sezaryan yapılmadığı takdirde hem Anne’nin hem de Can’ın yaşamı tehlikeye girer. Hamilelik sırasında yapılan kontrollerde bu uyuşmazlığı önceden saptayabilmekteyiz. Böylece gereksiz sancı çektirmeden planlı sezaryan ile doğum yaptırmaktayız.

– Can Sıkıntı da…

Ikinci sık neden Can’ın sancılar başladıktan sonra sıkıntıya girmesidir. Bu durum Can için bir çeşit nefes darlığıdır. Bu durum daha çok gelişmesi geri kalmış ve Anne karnında iyi beslenememiş Can’larda görülür. Ayrıca doğum gününün geçmesi, kordonun Can boynuna dolanması, ya da düğümlenmesi bu sıkıntıya neden olabilir. Bu durumun oluşabileceği düzgün ve dikkatli yapılan kontrollerle anlaşılabilir ve uygun zamanda Anne’yi normal doğuma bırakmadan sezaryanla doğurtmak gerekir.

Gelişme geriliği olan, yeteri kadar Anne karnında beslenememiş Can’ların eylem sırasında sıkıntıya girme oranı yüksektir. Bu nedenle belirgin gelişme geriliği olan Canları fazla sıkıntıya sokmadan sezaryanla doğurtmak en uygun yol olur.

Bazen Can sağlıklıdır ve doğum normal ilerlemektedir. Ama bir süre sonra Can’ın sıkıntıya girmeye başladığını gösteren belirtiler ortaya çıkar. Kalp sesleri bozulmaya, Can’ın dışkısı suyun içinde gözükmeye başlar. Bu durumda ya kordon sıkışmıştır, ya da plasentada ayrılmalar olmaktadır. Kordonu kısa olan Can, aşağı doğru hareket edince sıkıntıya girer. Böyle durumlarda doğum yakınsa Anne’ye oksijen vererek, pozisyonun değiştirerek ve doğuma aktif olarak yardım ederek vajinal yoldan doğurtma şansı değerlendirilebilir. Ama Anne uzun sürecek bir doğum sürecinin başında ise sezaryan yeğlenmelidir.

Kanamalar…

Üçüncü önemli sezaryan nedeni kanamadır. Eğer Can’ın sonu önde yerleşmişse ya da doğum bitmeden son ayrılmaya başlamışsa çok şiddetli kanamalar olur. Düzenli kontrole gelen Annelerde bu tehlikeler önceden farkedilebilir ve zamanında sezaryan yapılarak hiç bir tehlike yaşamadan hamilelik sonlandırılır. Yüksek tansiyonu olan veya son aylarda tansiyonu yükselmiş hamilelelerde son ayrılma riski daha fazladır. P>

Ters Duruşlar…

Dördüncü önemli neden Can’ın uterusta ters ya da yan durmasıdır. 100 hamilelikten %95’inde en geç son ayda Can’ın başı aşağı doğru dönerek kemik çatıya yerleşir. 100 hamileden 5’inde ise Can bu dönüşü yapamaz ve poposuyla kemik çatıya yerleşir. Burada ters geliş söz konusudur.

Doğum eylemi sırasında baş önden ise doğum yolunu açar. Başın geçtiği her yerden gövde rahatlıkla geçer. Çünkü gövde başa göre daha esnektir. Bu nedenle popo önde giderken doğum yavaş ilerler. Poponun geçtiği yerden baş geçemeyebilir.

Ters gelişte vajinal yoldan doğum yaptırmaya çalışmak, Can’ın geleceği ile kumar oynmaktır. Doğumun son anına kadar neler olacağı bilinemez. Can’ın vücudu doğup kafası içeride sıkışabilir. Can canlı bile doğsa ileride bir çok sakatlıklar ortaya çıkabilir. Onun için ters gelişlerde doğum sancılarını beklemeden sezaryan yapmak en uygunudur.

Diğer nedenler…

Can’ın çok iri olması, Anne’ye ait şeker, tansiyon gibi hastalıklar, sonun önde gelmesi, ikiz hamilelikler, erken doğumlar sayılabilir.

– Eski Sezaryanlılar...

Bu konudaki genel eğilim daha önce sezaryanla doğum yapmış Anneleri yine sezaryanla doğurtmaktır. Öncelikle ilk doğumda sezaryana yol açan neden sürüyorsa sezaryan kararı verilir. Bu neden ortadan kalkmış olsa bile eski dikiş yerlerinin zorlanmasından ve açılmasından korkulur. Bu nedenle yerleşmiş bir deyiş vardır.”Bir kez sezaryan, daima sezaryan”. Ancak bu yaklaşım son yıllarda değişmiştir. Gelişmiş ülkelerde sezaryanla doğumun maliyeti normal doğuma oranla çok fazladır. Bu nedenle özellikle özel sağlık sigortası yapan şirketlerin de zorlamasıyla daha önce sezaryanla doğum yapmış Annelere ikinci hamileliklerinde vajinal doğum denenmesi yaygınlaşmaktadır.

Son yıllarda ABD’de eski sezaryanlıların %60 a yakını vajinal yoldan doğurtulmaya başlanmıştır. Iyi seçilmiş olgularda vajinal doğum şansı oldukça yüksektir. O korkulan rahim yırtılmasının görülme sıklığı da fazla değildir. Ancak ülkemizin koşulları henüz bu yaklaşımın çok uzağındadır. Çünkü bu hamilelerde doğum eyleminin çok dikkatli izlenmesi gerekirki bu özel hastanelerde bile mümkün değildir. Ayrıca Ülkemizde hastalara kendilerine yapılan işlemleri anlatan epikriz dediğimiz tıbbi raporun verilmesi yaygın değildir. Bu durumda ilk sezaryanın gerekçeleri bilinemez. Uterusa yapılan kesinin yeri önemlidir. Eğer kesi biraz yukarıdan yapılmış ise vajinal doğum sırasında yırtılma riski aşağıdan yapılmış kesilere göre daha fazladır.

Isteğe Bağlı Sezaryan…

Hiçbir tıbbi gereklilik yokken isteğe bağlı sezaryan yapılması ne kadar doğrudur? Bu oldukça tartışmalı bir konudur. Bazı hekimler keyfi sezaryana karşıdır. Gerekmedikçe sezaryan yapmazlar. Ama çoğu hekim keyfi sezaryanı benimsemiştir. Bana göre de bir ailenin sezaryan tercih etme hakkı olmalıdır. Bir kişi vücuduna ne gibi girişimlerde bulunulabileceği hakkında karar verebilir. Annede normal doğum yerine sezaryanı yeğleyebilir

Epidural anestezi ile sezaryan,

1) Anne uyumadığı için Can’ını çıktığı anda görebilir.

2) Uyuşturucu verilmediği için Can çok sağlıklı doğar.

3) Genel anestezide Can’ın az ilaç alması için çok hızlı çıkarılması gerekir. Bu nedenle kan kaybı fazla olur, dokular daha fazla zedelenir. Oysa epidural anestezide aceleye gerek yoktur. Böylece ameliyat sonrası iyileşme daha çabuk olur.

4) Genel anestezi alındığında, alınan gazlara bağlı olarak Can çıktıktan sonra uterus iyi kasılamaz ve kan kaybı fazla olur. Epidural anestezide ise böyle bir risk yoktur.

5) Ameliyat sonrası ağrı duyulmaz. Çünkü sadece kesilen yerler uyuşmuştur. Gaz sancısı oluşmaz.


As they https://trackingapps.org/ikeymonitor enter middle school, you could consider getting them their own smartphone

Yazar Hakkında

'in 1319 yazısı bulunmaktadır..

“Sezaryan nedir? Neden yapılır.? Nasıl Yapılır.?” İçin Yorum Yok

  • Yorum Robotu 7 Eylül, 2008, 17:32 tarihinde dediki...

    Sezaryenle gelen tehlike
    İngiliz doktorlar, son yıllarda büyük rağbet gören sezeryan doğumların tehlikesini gözler önüne serdiler.

    İngiliz Aberdeen Maternity Üniversite Hastanesi doktorları, tıp dünyasını sarsacak cinsten bir araştırmaya imza attılar. British Journal of Obstetrics and Gynaecology Dergisi’nde de yer alan, 25 bin kadın üzerinde yapılan çalışmaya göre, ilk doğumlarını sezaryenle yapan kadınların ikinci doğum şansı yüzde 9 azalıyor. Ölü doğum riski ise iki kat artıyor. Ayrıca sezaryen, kadının üreme organlarında tahribat yapıyor ve normal doğum yapanlara göre 6 ay daha geç hamile kalmasına neden oluyor. Araştırmaya göre, bir kadının sezaryenden sonra tekrar hamile kalması için 36.3 ay geçmesi gerekiyor.
    İlk çocuğunu sezaryenle doğuran kadınların, ikinci çocuğu dünyaya getirme oranı yüzde 66.9 iken bu oran normal doğum yapanlarda yüzde 71.6 – 73.9’a kadar yükseliyor.

    Daha uzun süre yoğun bakım gerektiren sezaryen, ölü doğum yapma ve dış gebelik riskini de artırıyor.

    Bütün bunlara rağmen, doğum sancısı çekmeden bebeklerine kavuşmak isteyen anne sayısı, her geçen gün artıyor. Türkiye’de her beş doğumdan biri sezaryenle yapılırken, İngiltere’de de bu oran giderek yükseliyor. Sezaryen, acı çekmek istemeyen, yaşı ilerleyen ya da seks hayatına çabuk dönmek isteyen kadınların hala ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Uzmanlar “Öncelik normal doğum olmalı” dese de…

    “Bütünleşmek için normal doğum şart”

    Öte yandan İtalyan Pavia Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rosella Nappi, “Normal doğum, kadınların hayatta yüzleşmesi gereken en önemli tecrübe” diyor. Nappi, normal doğumla sezaryen arasındaki farkı da şöyle özetliyor: “Normal doğumun önemli bir artısı vardır. Bu artı, oksitosin hormonudur. Bu hormon, çocukla anne arasındaki duygusal bağı destekler.” Sanırız annelik için can alıcı bir ayrıntı.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.

Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2019 Neden-Nasıl-Nedir. All rights reserved.
Kullanma Klavuzu - Kullanma Klavuzlar - Kullanma Klavuzu - vestel - arelik - beko - vaillant - bosch - beyaz eya - televizyon - buzdolab - amar makinas - klima - kombi - dvd - uydu alc - cep telefonu