Şizofreni Nedir.?

Şizofreni kelimesi, Yunanca ayrık veya bölünmüş anlamına gelen ‘şizo’ (ayrık) ve ruh anlamına gelen ‘frenos’ kelimelerinin birleşiminden gelir. Anlatılmak istenen kişinin iki kişilikli olmasi değil,aynı anda iki farklı gerçeklige inanmasıdır. ‘Gerçek Gerçeklik’ normal, sıradan bir insanın algılamasına denk düşerken, ‘İkinci Gerçeklik’ sağlıklı bir insanın anlayamayacağı, çoğu kez belli bir sisteme dayalı bir gerçekliktir.

Şizofreni beyindeki düşünce fonksiyonunu koşullayan Dopamin seviyesinin olağandan yüksek olması durumunda açığa çıkar. Ayrica beyindeki Serotonin seyiyesinin de etkili oldugu tahmin edilmekte.

Şizofreniye nüfusun yaklaşık % 1 inde rastlanır. Kan bağı olan kişilerde açığa çıkma oranı % 8 ile % 12′dir. Şizofren tanısı konulan insanların %20′ si tamamen iyileşirken, %70′i dogru tedavi yöntemleriyle bozukluğun olası kısa akut dönemleri dışında normal bir hayat sürdürebilirler. Geri kalan %10′unda ise bozukluk, akut dönemlerin ağırlaşması ve bozukluğun kişilik gelişimine olan etkileri yüzünden daha da ilerler.

Tarihçe

20. Yüzyılın başlarına kadar psikolojik hastalıklarin sıralandığı bir sistematik yoktu. Alman Psikiyatr Emil Kraepelin (1899) ilk defa bedensel olmayan psikoz grubunu Fransız Psikiyatrist Benedict Morel`e (1852) dayanarak “Dementia Praecox” (latince “erken bunama”) ve “manik depresif” olarak ikiye ayırmıştır. Emil Kraepelin (1899) “Dementia Praecox” hastalığıyla yalnızca negatif semptomları (Güçsüzlük, Düşünce Bozukluklari, İnsanlardan uzaklaşma vb.)tanımlamıştır.
Şizofreni kavramı ise bugünkü tanımıyla 1911 de İsviçre`li Psikiyatr Eugen Bleuler tarafından ilk defa kullanılmıştır. Bleuler`e göre Kraepelin `de olduğu gibi yalnızca bir tür değil, bozukluğun seyrine göre birden fazla şizofreni türü vardir;

  • Paranoid Şizofreni (Emil Kraepelin 1893, Otto Diem 1903)
  • Hebefren Şizofreni (Ewald Hecker 1871)
  • Katatonik Şizofreni (Karl Ludwig Kahlbaum 1863)
  • “Şizofreni Simplex”

Bleuler, Kraepelin’in ileri sürdüğü gibi her hastada yıkımın (detoriorasyonun ) olmadığını; duygu, düşünce ve davranışta yarılmayı (skizis) ortaya atmıştır. Şizofrenide çağrışımlarda (Assosiasyonda) enkoherans, duygulanımda (Affektivitede) küntlük, duygu düşünce ve davranışta ikilemler (Ambivalans), kişinin dış alemden çekilerek kendi iç alemine dönmesi (Autism) 4 A belirtisinin olduğu birincil; hezeyan, halüsinasyonlar ve diğer belirtileri ikincil belirtiler olarak değerlendirmiştir.

Psikobiyolojinin ve modern psikiyatrinin kurucuları olan Meyer, Sullivan, Longfield ve Schneider şizofreninin ve diğer ruhsal hastalıkların yaşam stresine karşı tepki olarak geliştiğini ileri sürerek “Reaksiyon” terimini kullanmışlardır. İnterpersonel psikoanalitik okulun kurucusu Sullivan, şizofrenide hem bir semptom, hem de bir neden olarak sosyal izolasyon olduğunu vurgulamıştır. Kretschmer şizofreninin daha çok astenik, atletik, displastik tiplerde; bipolar bozukluğun ise daha çok piknik tiplerde görüldüğünü vurgulamıştır.

G. Longfield, şizofreni ve şizofreniform psikoz ayırımını yapmıştır. Şizofrenide, depersonalizasyon, otizm, duygusal küntlük, sinsi başlangıç, derealizasyon, gerçeği test etme yeteneğinin bozukluğunu vurgulamıştır. Schneider, şizofrenide birincil ve ikincil dereceden semptomları belirtmiştir.

Belirtiler

Pozitif Semptomlar

Pozitif semptomlar olağanın dışında ek olarak açığa çıktıkları için pozitif semptomlar adını alırlar.

  1. Ses ya da Görüntü halüsilasyonları
  2. Sürekli ağlama ya da gülme
  3. Evham
  4. Kendini Tanıyamamak
  5. Heyecan, Sıkıntı
  6. Kuşku, Şüphe, Güvensizlik
  7. Düşmanca Düşünceler
  8. Herşeyi üstüne alınma
  9. Sese ve renklere aşırı duyarlılık
  10. Aşırı derecede konuşma ve anlatma isteği
  11. Anlatımda kopukluk

Negatif Semptomlar

Negatif semptomlar olağan olandan eksiklikleri tanımladığı için bu adı alır.

  1. Güçsüzlük, spontane olamama
  2. İnsanlardan kaçma
  3. Fazla Düşünme
  4. Konuşmada Bozukluk
  5. Üzüntü
  6. Kendi kendine konuşma
  7. Ugraştığı ise kayıtsızlık
  8. Dış Görünüşü Önemsememe, Bakımsızlık
  9. Boşluk hissi
  10. Kendini bulunduğu ortamdan ya da insanlardan yalıtılmışlık hissi

Birincil dereceden semptomlar

  1. Kendi düşüncelerinin yüksek sesle söylendiğini işitme.
  2. Kendisine emir veren yönlendiren seslerin işitilmesi.
  3. Kendisiyle kavga eden tartışan seslerin işitilmesi.
  4. Somatik pasivite.
  5. Düşünce çalınması.
  6. Düşünce yayınlanması.
  7. Düşünce sokulması.
  8. Hezeyansal algılar.
  9. Duygu, düşünce ve davranışta kontrol edilme ve etkilenme.
  10. Genel olarak gerçeklikten uzaklaşma, farkındalık yetisini kaybetme.
  11. Dikkat bozukluğu

Kökenleri

Şizofreninin kökeni günümüzde bilinmemektedir. Herşeyden önce biyolojik bir hastalık olduğuna inanılmaktadır.Beyinde düşünme fonksiyonunu sağlayan Dopamin (Bir Neurotransmitter) sıvısının yüksek miktarda salgılanması sonucu açığa çıkar. Nedenler asla hastanın çocukluğunda ya da yetiştiği aile ortamında aranmamalıdır. Şizofreniye yatkınlık kalıtımsal olmakla birlikte bozukluğun akut krizler halinde su yüzüne çıkmasında en önemli etkenler şunlardır;

  • Her türlü uyuşturucu (Özellikle Cannabis=Kenevir)
  • Hamilelikte Komplikasyonlar
  • Duygusal anlamda etkileyebilecek olaylar (Kazalar, Kayıplar)
  • Evlilik, Hamilelik Dönemi
  • Stres, travma ya da aşırı derecede mutlu edebilecek olaylar

Tedavi

Bu güne kadar Şizofreninin ana kökeni ve tam tedavisi bulunamamıştır. Bozukluk en akut halinde dahi 10 ya da 20 yıl içinde kendi kendine yok olabilir. Aşağıdaki tedavi şekilleri semptom tedavisinde,akut krizlerin tekrar ortaya çıkmasını engellemek ve kişinin bozukluğa rağmen kişilik gelişimini desteklemek içindir. Şizofreni tedavisi dört önemli başlık altında özetlenebilir;

  • İlaçla Tedavi (Yan etkileri günümüzde son derece azaltılmış Neuroleptikalar)
  • Psiko- ve Sosyoterapi (Hastanın güven duyduğu bir uzman tarafından)
  • Psikoedukation (Hastanın bozukluk üzerine bilgi edinmesi ve kişi ve kurumlarca aydınlatılması)
  • Aile Desteği

İlaçla Tedavi

Şizofreninin ilaçla tedavisinde yüksek düzeydeki Dopamin seviyesini kontrol altına alabilmek için Neuroleptikalar (Clozapin, Risperidon, Zotepin, Sulpirid , Olanzapin, Sertindol, Amisulprid, Quetiapin, Ziprasidon) kullanılır. Neuroleptikalar yalnızca olası akut krizlerin önlenmesi için ve semptom tedavisinde ,gerektiğinde ömür boyu, kullanılır. 90 lı yıllardan beri kullanılan, eskilerine kıyasla daha pahalı olan Atipik Neuroleptikalar ın yan etkileri daha azdır.

Sıkça görülen yan etkiler; yorgunluk, özellikle bacaklarda kasılma, yerinde oturamama, susuzluk, terleme, bulanık görme, iştah artması, kilo alma. Uzun süre alınan Neuroleptikalar yüzde tiklere neden olabilir.

Psikoterapi

Başarılı bir Psikoterapi için öncül koşullar hastanın tedavideki ısrar ve istek, tedavi için verdiği emektir. Hastanın hasta olduğunu kavrayamaması tedavi önünde en büyük engeldir.Şizofreni teşhisi ve tedavisi uzun süren bir bozukluktur. 2000 yılında Haefner’in yaptığı bir incelemeye göre bozukluğun ilk belirtilerinden teşhisine kadar ortalama 7 sene geçer. Hastalığın teşhisi için yeterli olacak belirtilerden ilk tedaviye kadar ise ortalama 2 sene geçer.

Şizofreni, kişilik gelişimine olası etkilerinden dolayı, mümkün olduğunca erken tedavi edilmesi gereken bir bozukluktur.Ergenlik dönemine denk düşen bu hastalık yalnızca kişilik gelişimini değil, aynı zamanda hastanın hayatını ve gelecek planlarını da baştan aşağı etkileyebilir.

Hasta teşhisin konulmasıyla önce herşeyin açığa kavuşmasından kaynaklı bir rahatlama hisseder.Hasta olduğunun bilincine varmak ve bununla yaşamak yeni bir yaşam şekli demektir.

Psikoedukation

Doktorla yapılan konuşmalar tek başına yeterli değildir. Özel hazırlanan Seminerler ya da kurslar ya da hastanın kendi edindiği kitaplar ek bilgi edinmede ve olası krizlerin ön belirtilerini algılamada önemlidir.

Aile Desteği

Ailenin hastanın tedavisinde öncelikle gözönünde bulundurması gereken ilgi ve destektir. Sabırlı olmalı ve bozukluk üzerine mümkün olduğunca çok bilgi edinilmelidir. Özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan bu döneme has sorunlar, şizofreninin belirtileriyle karıştırılmamalıdır.Kritik ve sorgulama yerine sevgi , anlayış ve destek gereklidir. Aile ortamı rahat ve dostça olmalıdır.

Hastanin Kendisi ve Tedavi

Hastanın kararlılığı tedavide çok önemli bir faktördür. Stresten uzak durulmalı, bozukluk hakkında mümkün olduğunca çok bilgi edinilmeli ve ilaçlar düzenli alınmalıdır. Hasta bir ömür boyu sürebilecek bu bozuklukla yaşamayı öğrenmeli bunun için yeni bir yaşam tarzı geliştirmelidir.

Stigmata

Şizofreni hakkındaki yaygın yanlış bilgiler ya da bilgisizliğin kendisi hasta ve hasta yakınları hakkında önyargıya neden olur. Bilinen en yaygın yanlış bilgi şizofreninin biri iyi diğeri kötü iki kişilikliliğe yol açtığıdır. Bunun şizofreni ile uzak ya da yakın hiçbir ilgisi yoktur. Bu önyargılarla ya da bozukluğun varlığını gizleyerek yaşamak hastanın durumuna bağlı olarak yine hastanın kendi kararıdır.

Beslenme

Beslenmenin beyne olan etkisi düşük düzeyde olsa dahi, şizofreni`de ilaçla tedavi yanında bir beslenme planı da önerilir. Alkol, kahve, et ve şekerin mümkün olduğunca minimuma indirilmesi gerekir.Omega-3 yağlarının( Balık, her türlü deniz ürünleri, tofu, soya, badem, ceviz), Omega-6(ayçiçeği, Susam, Mısır), Fol Asitleri (Taze portakal Suyu, Ispanak, Fıstık, Kuru Fasulye, Nohut), B3 Vitamini (Balık, Patates, Avokado, Kahverengi Pirinç), B6 Vitamini (Tavuk, Karnıbahar,Domates) ve C-Vitamini (Brokoli, Turunçgiller, Lahana, Kivi) tüketimi arttırılmalıdır.

Bir diğer öneri ise çölyak hastalığının da tedavi şekli olan Glutensiz ve kazeinsiz diyet`tir (gfcf Diet).

Sigara ya da canabis(uyusturucu) tüketimi akut krizlere yatkinligi arttirmaktadir.

Şizofreni ve Genetik

10 Subat 2007 tarihli, “The Times” gazetesi yazarı Mark Henderson`ìn bir yazısına göre US National Institute of Mental Health in bir çalışması Şizofreni`ye neden olan genlerin evrim sürecinde neden dogal seleksiyona ugramadıklarını, aksine daha da yaygınlaşıp sabitleştiğini yanıtlıyor. Bu çalışmanın sonuçlarına göre Şizofreni`ye neden olan genler aynı zamanda beynin evrimi sonucunda yüksek zekayı ve yaratıcılığı koşullayan genler.Daha detaylı bilgi Journal of Clinical Investigation`da bulunabilir.

Yazar Hakkında

admin Sitede 943 konusu bulunmakta.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.

Yorum yollayabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2012 Neden-Nasıl-Nedir. All rights reserved.
Tüm yazı ve görseller çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. www.nedennasilnedir.com bu bilgilerin kesin doğruluğunu kabul etmez...