‘hakkında’ olarak etiketlenmiş yazılar

Güvercin

Cuma, 26 Aralık 2008

Güvercinlerin vücut Yapıları Kuluçka Eşleştikten bir hafta sonra genelde bir gün arayla yumurtlanan iki yumurta 17-19 gün sonra kırılır. Güvercin yumurtası ilk yumurtlandığında 15 gram kadardır. 11 gram kadar doğan yavruların 7. günde ağırlıkları 70, 14. günde 170 g.’a kadar ulaşır. Yavrular 20 günlük olduğunda önlerine yem konulmalı ve yemi görmelidirler. 24-25 günlükken konulan yemleri yemeğe başlamaktadırlar

Sinir sistemi güvercinlerde kafatası ile beyin arasında bulunan ferromanyetik bazı tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimler haline gelmişlerdir. Güver cinler bu sistem sayesinde yerin manyetik alanındaki değişimleri hissedebilmektedirler. Bu sistem güvercinlerin, çok uzaklardan uçurulduklarında bile yönlerini kolaylıkla bulabilmelerine yardımcı olmaktadır. omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır. Omurilikten ayrılan Sinir sistemi, bütün organlara ve kaslara kadar dağılır.

güvercin, ırkları adana adana, ceyhan, Mersin, Tarsus gibi yerleşim birimlerimizde yoğun olarak bulunan ve Adana Dewlap adı ile tanılan bu güver cinler, Adana adı ile bilinmektedirler. Almanya’da “Adana wammen” ya da küpeli dewlap adı ile tanınırlar. Ülkemizde ağırlıklı olarak Çukurova bölgesinde yetiştirilmektedirler.

Bu güvercinler tam bir performans kuşudurlar. Adana güver cinleri diğer dewlaplardan uçuş özellikleri bakımından farklı özelliklere sahiptir. Özellikle dalış şekilleri farklıdır. Adana güver cinleri, fazla uzun süreli ve büyük gruplar halinde uçurulmazlar.

mardin dış özelliği geniş ve uzubir yapıya sahiptir göğüs yapısı diğer kuşlara oranla daha geniştir.uçuş özellği nerden geldiği belli olmaz uzun mesafeli ve seri çeker kanat sesi diğer kuşlara göre fazladır

bursa Sadece katrani ve parlak bir siyah renkte olan bu ırk sadece Türkiye’ye ve özellikle Bursa ilimize ve Marmara bölgesine has son derece kıymetli bir güvercindir Oynar diye de isimlendirilir.Kanat uçları, kuyrukları ya da her ikisi birden beyaz olabilir.Kendine has uçuşu ile hayranlık uyandırn bu tür adeta rüzgarla dalga geçer gibi uçar.Asla küme olarak uçmaz, daima dağınık uçar ve birbirlerine nispet yaparcasına kanat çırpar, birbirlerine teğet geçer ya da yarış yaparcasına hızlanıp aniden yön değiştirirler.Bu türün kuyruk teleği sayısı onikiyi geçmemelidir

El Nedir.?

Cuma, 26 Aralık 2008

El, kolun bilekten sonraki, parmak uçlarına kadar olan, tutmaya, kavramaya, iş görmeye yarayan vücut kısmı Başparmağın, diğer parmaklarla karşılıklı iş görüp, ufak nesneleri ele, alabilmesi yeteneği bir özelliktir. Bu özellik sayesinde el, g ayet hassas ve karışık bir alet görevini görmektedir. insan beynindeki eli temsil eden alan, hayvanlardakinden çok daha geniştir. Bu yüzden Beyindeki bir bozukluğun ilk belirtilerinden biri de el parmak, hareketlerinin eskisi kadar kolay olmamasıdır

Her türlü hareketi rahatlıkla yapabilmek için, elde irili ufaklı 27 tane kemik vardır. Bilekte, dörder kemiğin düzensiz gibi görülen bir şekilde iki sıra teşkil etmesiyle 8 kemik bulunur ki, bunlara el bilek kemikleri denir. Avuçta da 5 tane metakarpal denen el tarak kemikleri vardır. Parmaklarda ise 14 tane falanks kemiği denen el parmak kemikleri bulunup, başparmakta 2 falanks, diğer parmaklarda ise üçer falanks bulunur. Önkol dirsek ile bilek arasındaki Kısım kaslarından uzanan 12 kiriş tendon bileğin ön yüzündeki bir bağın ligamentin altından geçip, bir kılıf içinde parmaklara varır ve parmaklarda içe doğru bükülmeyi flexion sağlar. Bileğin arkasında ise dışa doğru bükülmeyi extension sağlar. Avucun aşağı dönmesine pranosyan, yukarı dönmesine supinasyon denir ki, supinasyon hareketi en fazla insanda gelişmiştir.

Başparmak ve beşinci parmak köklerinin altında bulunan iki kabartıyı teşkil eden ve el tarak kemikleri arasındaki boşlukları dolduran kaslar, parmakların birbirlerine yaklaşıp, uzaklaşmalarını ve el içi oynaklarındaki hareketleri sağlar.

Ele kan, iki atardamarla arter gelir. Bunlara ulnar ve radial arterler denir. Ulnar arter kolun iç tarafından, radial ise başparmağın bulunduğu taraftan ilerler. Bu atardamarlar avuç dokuları içersinde birleşerek bir derin, bir de sathi olmak üzere iki kemer yapar ve bunlardan ayrılan dallar, her parmağın iç ve dış yanlarına uzanır. Ulnar sinir, ufak parmağın ve dördüncü parmağın iç yarısının ön yüzlerinde deri hissini sağlar ve ayrıca beşinciyle dördüncü parmağın ve ortaparmağın yarısının arka yüzünün hissi siniridir. Median sinir ise, ön yüzde diğer parmaklara gider ve bütün arkadaki uçlarını sinirlendirir. Radial sinir de elin, arka yüzünde geri kalan bölgelere dallar verir.

El, insan vücudunun ve kişinin özelliklerini yansıtan en önemli organlardan bir tanesidir. Kişinin vücut sağlığına dikkat edip etmediği, mesleği, genel hassasiyet durumu gibi pekçok şey ellerinden anlaşılabilir.

Tıp açısından, elin ve parmakların şekli, büyüklüğü çok önemlidir. Birçok hastalığın belirtilerini elde, görmek mümkündür. Mesela akromegali ve Jigantizm denilen devlik hastalığında, hastanın elleri fazla büyüktür. Ulnar sinirin felcinde pençe eli, tetanide, paralysis agitans ve diğer Sinir sistemi hastalıklarında ebe eli başparmakla diğer parmakların bir arada bir koni teşkil etmesi, müzmin kalp ve akciğer hastalıklarında parmak uçlarının şişkinliği, nekris hastalığında el yumrular, romatoit artrit denen bir çeşit romatizmada şişmiş eklemler tipiktir

Bunlardan başka alkoliklerdeki tipik tremor elin ince ince titremesi ki bunlarda bazan bilek düşüklüğü de vardır. organik hastalıklar veya basit sinirlenmelerde görülen tremor, karaciğer sirozunda avucun kızarması, bazı dolaşım hastalıklarında görülen beyaz veya mor parmaklar, syringomyelia denen sinir sistemi hastalığında ağrı hissinin yok olması da tıp yönünden önemli belirtilerdir. Ancak bütün saydığımız bu belirtiler, hastalığın diğer bulgularının da iştirak etmesiyle teşhisi koydurur. Yani, sadece eldeki belirtilere bakılarak kesin teşhis konulamaz.